10. Hukuk Dairesi 2011/9701 E. 2012/16110 K. — Yargıtay Kararı
10. Hukuk Dairesi 2011/9701 Esas 2012/16110 Karar 24.09.2012
10. Hukuk Dairesi 2011/9701 E., 2012/16110 K.
Mahkemesi :İş Mahkemesi No :764-214
Davacı, davalı Türkiye Denizcilik İşletmeleri Yüzme İhtisas Kulübüne bağlı olarak çalıştırılan havuzda yüzme antrenörü olarak çalıştığını iddia ile 02.06.2001- 21.11.2006 tarihleri arasında ve 24.11.2006-31.11.2006 tarihleri arasında çalışmalarının Kuruma bildirilmediğini bu sürelerin de sigortalı çalışma olarak tespitini istemiştir. Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulü ile, davacının davalı spor kulübü nezdinde 03/06/2002- 21/11/2006 tarihleri arasında 626 gün süre ile çalıştığının ve bu çalışmalarının Kuruma bildirilmediğinin tespitine, davacının 18 yaşını ikmal ettiği 10/02/2003 tarihi itibari ile SGK Başkanlığı sigortalılığının başlangıç tarihi olarak kabul edilmesine, bu tarihten önceki çalışma gün sayısının prim ödeme gün sayısının hesabında değerlendirilmesi gerektiğinin tespitine; 02/06/2001- 02/06/2002 tarihleri arasında ve 24/11/2006-31/11/2006 tarihleri arasındaki talebinin reddine karar verilmiştir. Hükmün, taraflar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re'sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Yukarıda açıklanan ilke ışığında, her türlü delille ispatı mümkün olan davaya konu somut olayda; Mahkemece, davacının davalı işyerinde bir kısım süreler bakımından davacı tanıkları ve davalı kulüpten getirtilen ve üzerinde inceleme yaptırılan defter kayıtları ve banka kayıtlarına dayanarak kabul edildiği anlaşılmış ise de; davacının, talep ettiği dönemde yardımcı antrenör olarak çalıştığını belirttiği ve bu kapsamda davacının antrenörlük belgesini aldığı 08.07.2004 tarihinden öncesi çalışma iddiası bakımından antrenör yardımcılığı şeklinde bir istihdam şeklinin olup olmadığı, var ise, bu şekilde çalışanların antrenörlük belgesi olmaksızın da havuzda ders verebilmelerinin ve hizmet sözleşmesi kapsamında çalışabilmelerinin mümkün olup olmadığının, eğitim görüp görmediklerinin, görmüşler ise, eğitim sürelerinin ve çalışma şekillerinin net olarak belirlenmesi için, su sporları konusunda uzman bir bilirkişiden de görüş alınması, yapılacak araştırma sonucunda davanın kabulü mümkün görüldüğü takdirde, getirilen defter kayıtlarından esas alınabilecek nitelikte görülenler içerisinden davacının 14.06.2002 tarihinde henüz öğrenci olduğu da gözetilerek çalışmalarının tam gün süreli mi, yoksa, kısmi süreli mi, olduğunun belirlenmesi; son olarak da dosya arasında mevcut Haziran 2010 tarihli ve ilgili makama başlıklı yazı altında... tarafından imzası bulunan belgedeki... isimli şahısın davalı kulüpte çalışıp çalışmadığı, çalışmış ise, hangi görevde ve pozisyonda olduğunun ve celp edilerek belge içeriğinin, davacının çalışmaları hususunda beyanının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, belirtilen hususlarda yeterli araştırma yapılmaksızın, karar verilmesi isabetiz görülmüştür. Mahkemenin, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda araştırma yaparak, elde edilecek sonuca göre bir karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, taraflar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek hâlinde davacı ve davalılardan Türkiye Denizcilik İşlt. Yüzme İhtisas Kubulü'ne iadesine, 24.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.