13. Daire 2023/59 E. 2023/2671 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

13. Daire 2023/59 E. 2023/2671 K. — Danıştay Kararı

13. Daire 2023/59 Esas 2023/2671 Karar 25.05.2023
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2023/59 E.,  2023/2671 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2023/59
Karar No:2023/2671

TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Kurumu
VEKİLİ: Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI): …
VEKİLLERİ: Av. …

İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Bayilik lisansı sahibi davacı şirkete ait akaryakıt istasyonunda 04/10/2012 tarihinde yapılan denetimde, bayisi olduğu dağıtıcı haricinde akaryakıt ikmali yapıldığı tespit edildiğinden bahisle 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 4. alt bendi ve aynı maddenin 4. fıkrası uyarınca 163.111,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun (Kurul) … tarih ve … sayılı kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin "Aşağıdaki hâllerde sorumlulara sekiz yüz elli bin Türk Lirası idari para cezası verilir" bölümünün, bendin (3) numaralı alt bendindeki "8. maddenin ihlâli" yönünden Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasıyla Anayasa Mahkemesi'ne başvurulduğu ve Anayasa Mahkemesi'nin 03/05/2016 tarih ve 29701 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 07/04/2016 tarih ve E:2015/109, K:2016/28 sayılı kararıyla iptali istenilen maddenin, 5015 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi yönünden Anayasa'nın 2. maddesine aykırı bulunarak iptal edildiği ve iptal hükmünün de, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği;
Anayasa Mahkemesi'nin, iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi ileriye dönük olarak ertelemesinin öncelikle yasama organına aynı konuda, iptal kararının gerekçesine uygun olarak, yeni bir düzenleme yapması için olanak tanımak ve ortada hukuki boşluk yaratmamak amacına yönelik olduğu, yargı mercilerinin bakmakta oldukları uyuşmazlıklarda hukuka ve Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş kuralları uygulaması ve uyuşmazlıkları bu kurallara göre çözümlemesi sonucunu doğurmayacağı, diğer yandan, Anayasa'nın 153. maddesine göre, yasama, yürütme ve yargı organları için bağlayıcı olan Anayasa Mahkemesi'nin söz konusu kararının, bu karardan önce açılmış bulunan ve henüz sonuçlanmamış olan tüm davalara uygulanması gerektiği ve Anayasa Mahkemesi'nce verilen iptal kararı da 03/02/2017 tarihinde yürürlüğe girdiği, bu durumda, davacıya verilen idari para cezasının yasal dayanağının Anayasa'ya ve hukuka aykırı olduğunun Anayasa Mahkemesi'nin gerekçeli kararı ile ortaya konulduğundan, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce, Dairemizin 26/04/2022 tarih ve E:2018/2699, K:2022/1864 sayılı bozma kararına uyulduğu belirtilerek; dava konusu idari para cezasına sebep eylemin gerçekleştirildiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan hâliyle 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin (4) numaralı alt bendi uyarınca, 8. maddenin ihlâli hâlinde sorumlulara (yeniden değerleme oranında yapılan artırım ile birlikte) sekiz yüz on beş bin beş yüz elli beş (815.555,00) Türk Lirası idarî para cezası verileceği, aynı maddenin 4. fıkrasına göre ise, bayiler için bu cezanın beşte birinin (163.111,00-TL) uygulanacağı, anılan Kanun maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan hâlinde davacının fiiline karşılık olarak 170.000,00-TL idari para cezası öngörüldüğü dikkate alındığında, 2013 yılındaki kanun değişikliğinin davacının lehine olmadığı, bu itibarla, davacının eylemi için fiilin işlendiği tarihte öngörülen ceza miktarının 2013 yılında yapılan Kanun değişikliğiyle getirilen düzenleme ile öngörülen miktardan daha düşük olduğu anlaşıldığından, daha ağır idarî para cezası öngören ileri tarihli kanun maddesinin davacıya uygulanması mümkün olamayacağı; davalı idare tarafından, davacının lehine olan eski tarihli kanun hükmüne göre işlem tesis edildiği, söz konusu 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin (4) numaralı alt bendi ve aynı maddenin 4. fıkrasının Anayasa'ya aykırılık taşıdığına ilişkin bir iptal kararı söz konusu olmadığı gibi, Anayasa Mahkemesi'nin 03/05/2016 tarih ve 29701 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 07/04/2016 tarih ve E:2015/109, K:2016/28 sayılı kararı, dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal etmeme yükümlülüğü ihlâlinin yaptırıma tabî olmayacağı sonucunu doğurmadığı, sonuç olarak dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte davacının lehine olan mevzuat kapsamında idarî para cezası uygulanmasına ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık, dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararında ise hukukî isabetsizlik bulunmadığı;
Öte yandan, 7164 sayılı Kanun'un 32. maddesi ile 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin yeniden düzenlendiği ve maddenin 1. fıkrasının (f) bendinin (3) numaralı alt bendinde, 8. maddenin ihlâli (8. maddenin 2. fıkrasının (b) bendi hariç) hâlinde asgarî ceza miktarının yüz yirmi beş bin Türk Lirası olarak belirlendiği ve bu düzenlemenin davacının lehine olduğu görülmekle beraber, kanun koyucu, Kurul tarafından karara bağlanmış, ancak tahsilatı tamamlanmamış idarî para cezalarının, işlenen fiil için 5015 sayılı Kanun'un 7164 sayılı Kanun'un 32. maddesi ile değişik 19. maddesinde daha düşük bir idarî para cezası uygulanması öngörülmüş ise asgarî maktu hadden tahsil edilmesini vergi dairesine bir görev olarak verildiği ve ilgili vergi dairesinin kanunen üstlendiği bu görevi yerine getirmesi açısından önemli olan hususun, idari para cezasının keşinleşmesi değil, tahsilatının tamamlanmamış olması olduğu, dolayısıyla söz konusu düzenlemenin, tamamen tahsilat aşamasına özgü bir kural niteliğinde olduğu, idari para cezasının iptali istemiyle dava açılsın veya açılmasın, bu kuralın tahsilatı tamamlanmamış idari para cezalarına uygulanması vergi dairesi açısından bir zorunluluk olduğu; ilgili vergi dairesi, dava açılıp açılmadığına bakılmaksızın tahsilatı tamamlanmamış idarî para cezasının miktarında lehe bir değişiklik varsa bunu tespit etmekle ve uygulamakla yükümlü bulunduğundan, tahsilat aşamasına özgü olan anılan kuralın, idari para cezasının iptali istemiyle açılan davalarda dikkate alınmasına gerek bulunmadığı;
Açıklanan nedenlerle, ... İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı karar usul ve hukuka uygun olup istinaf başvurusunun kabulünü gerektiren bir neden bulunmadığından, davalı tarafın istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, temyize konu kararda Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin bozma kararına uyulduğunun belirtildiği, ancak verilen kararın gerekçe kısmında bozma kararının gerekçesi esas alınmış ise de, kararın hüküm fıkrasında usul ve yasaya aykırı olan İdare Mahkemesi kararının kaldırılması gerekirken istinaf başvurusunun reddine karar verildiği, kurumun harçtan muaf tutulmasına rağmen aleyhine harca hükmedildiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyizi isteminin kabulü ve Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
MADDİ OLAY :
Bayilik lisansı sahibi davacı şirkete ait akaryakıt istasyonunda 04/10/2012 tarihinde yapılan denetimde, bayisi olduğu dağıtıcı haricinde akaryakıt ikmali yapıldığının tespit edildiğinden bahisle 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 4. alt bendi ve aynı maddenin 4. fıkrası uyarınca 163.111,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Kurul kararının iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı dava konusu işlemin iptaline ilişkin karara karşı, davalı idare tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile, istinaf başvurusunun reddine karar verildiği, söz konusu karara karşı davalı idare tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Dairemizin 26/04/2022 tarih ve E:2018/2699, K:2022/1864 sayılı kararı ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verildiği, bu karar üzerine, … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce bozma kararına uyulduğu belirtilerek … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın gerekçesinde, " Sonuç olarak dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte davacının lehine olan mevzuat kapsamında idarî para cezası uygulanmasına ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık, dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararında ise hukukî isabetsizlik bulunmadığı" yönünde bir değerlendirmenin yapıldığı, hüküm fıkrasında ise "... İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı karar usul ve hukuka uygun olup istinaf başvurusunun kabulünü gerektiren bir neden bulunmadığından, davalı tarafın istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeyle REDDİNE" karar verildiği görülmüştür.
Bunun üzerine davalı idare tarafından temyiz talebinde bulunulmuştur.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa’nın 36. maddesinin 1. fıkrasında, “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercîleri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile âdil yargılanma hakkına sahiptir.”
; 141. maddesinin 3. fıkrasında, “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” kuralları yer almış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usûlü Kanunu'nun 24. maddesinin (e) fıkrasında, kararın dayandığı hukukî sebepler ile gerekçe, kararlarda bulunacak hususlar arasında sayılmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Adil yargılanma hakkı" başlıklı 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasında: "Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir." hükmüne yer verilmiştir.
"Kararlarda bulunacak hususlar:" başlıklı 24. maddesinde ise, "Kararlarda: ... e) Kararın dayandığı hukuki sebepler ile gerekçesi ve hüküm: tazminat davalarında hükmedilen tazminatın miktarı, ... Belirtilir." kuralları yer almıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasa’nın 36. maddesinin 1. fıkrasında, herkesin meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercîleri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile âdil yargılanma hakkına sahip olduğu, 141. maddesinin 3. fıkrasında, bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılacağı, 2577 sayılı İdari Yargılama Usûlü Kanunu'nun 24. maddesinin (e) fıkrasında, kararın dayandığı hukukî sebepler ile gerekçe, kararlarda bulunacak hususlar arasında sayıldığı anlaşılmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde de, kanun ile kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davanın görülmesi, davanın makûl bir süre içinde sonuçlandırılması, hakkaniyete uygun yargılama ve alenî yargılama ilkelerine açıkça yer verildiği, ayrıca hakkaniyete uygun yargılama ilkesi, silahların eşitliği, çekişmeli dava, gerekçeli karar hakkı unsurlarının bir arada mevcut olmasını gerektirdiği açıktır.
Bu bağlamda, bir davada tarafların, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri için usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün içerik ve kapsamı ile bu hükme varılırken mahkemenin neleri dikkate aldığı ya da almadığını gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması “gerekçeli karar hakkı” yönünden zorunludur. (Sencer Beşat ve Diğerleri, B.No:2013/7800,18/6/2014,§ 20-21.)
Uyuşmazlıkta, Dairemizin 26/04/2022 tarih ve E:2018/2699, K:2022/1864 sayılı bozma kararında, "Sonuç olarak dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte davacının lehine olan mevzuat kapsamında idari para cezası uygulanmasına ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık, dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır" gerekçesi ile dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine dair kararın hukuka aykırı olduğu vurgulanmıştır. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi'nin bozmaya uyma kararının gerekçesinde ise, " Sonuç olarak dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte davacının lehine olan mevzuat kapsamında idarî para cezası uygulanmasına ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık, ... bulunmadığı" değerlendirmesine yer verilmekle birlikte, anılan Mahkeme kararının hüküm fıkrasında, İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu belirtilerek istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeyle reddine şeklinde çelişkili ifadelere yer verildiği, başka bir anlatımla, bozmaya uyma kararında yapılan tüm değerlendirmelerin davanın reddine yönelik açıklamalar niteliğinde olduğu, ancak hüküm fıkrasında dava konusu işlemin iptaline hükmeden İdare Mahkemesi kararına yönelik "istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeyle reddine" yönelik karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, temyize konu kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında uyumsuzluk ve çelişki bulunduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtildiği ancak dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddedildiği dikkate alındığında, hüküm fıkrası ve gerekçenin bütünlük arz etmediği anlaşıldığından, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin kabulüne;
2. Yukarıda belirtilen gerekçeyle dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 25/05/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın