13. Daire 2023/1101 E. 2023/3483 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

13. Daire 2023/1101 E. 2023/3483 K. — Danıştay Kararı

13. Daire 2023/1101 Esas 2023/3483 Karar 12.09.2023
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2023/1101 E.,  2023/3483 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2023/1101
Karar No:2023/3483

TEMYİZ EDENLER : I- (DAVALI) … Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …
II- (DAVACI) … Barosu
VEKİLLERİ : Av. …
Av. …

DİĞER DAVACI : …
VEKİLLERİ : Av….
Av. …

MÜDAHİLLER (DAVACILAR YANINDA) : 1- … Derneği
VEKİLİ : Av. …
2- … Derneği
VEKİLİ : Av. …
3- … Vakfı Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Tarım ve Orman Bakanlığı 2. Bölge Müdürlüğü Bursa Şube Müdürlüğü tarafından 13/09/2022 tarihinde gerçekleştirilen İnegöl Devlet Avlağı'nda bulunan 1 adet kızıl geyik kotası ihalesinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen kararda; davacılardan Bursa Barosu ile ilgili olarak yapılan değerlendirmede; dava konusu ihale işleminin iptali isteminde bulunan davacı Baro'nun, kamu kurumu niteliğindeki bir meslek kuruluşu olduğu, Avukatlık Kanunu'nun 76. maddesinde sayılan baroların görevleri göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu ihale işleminin davacı Baro tüzel kişiliğinin hak ve menfaatlerini doğrudan etkilemediği, avukatlık mesleğine yönelik de herhangi bir etkisinin olmadığı; öte yandan, anılan Kanun ile barolara verilen "hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmak" görevinin ise barolara avukatlık mesleği ile ilgili meşru, güncel ve kişisel alâkası bulunmayan konularda da dava açma imkânı vermeyeceği, aksinin kabulü hâlinde baroların başta diğer kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını ilgilendiren konular olmak üzere menfaat alakalarının bulunmadığı her konuda dava açabilmeleri sonucunun doğacağı ve bunun ise idarî yargıda dava açma ehliyetine ilişkin düzenlemenin amacına aykırı olacağı dikkate alındığında, dava konusu ihale işlemi ile Bursa Barosu Başkanlığı'nın menfaat alâkasının bulunmadığı;
Diğer davacı … ile ilgili olarak yapılan değerlendirmede; dava konusu ihalede, davalı idare tarafından avlanma alanında toplam popülasyon büyüklüğüne nasıl ulaşıldığına dair detaylı ve kapsamlı bir açıklamaya yer verilmediği, popülasyon dinamiğine ilişkin yeterli nitelik ve kapsamda etüt-envanter çalışmalarının ve diğer verilerin ortaya konulamadığı, dava konusu saha özelinde kızıl geyik popülasyonunun yıllar içinde gösterdiği özellikler dikkate alınarak popülasyonun devamı adına avlattırma faaliyetini gerekli kılan bilimsel ve teknik kayıtların dosya kapsamında bulunmadığı, av turizminin kızıl geyik faunasının korunmasına olumlu etkileri olacağının somut bir şekilde ortaya konulamadığı, bu itibarla, yaban hayvanlarının sayılarına, avlanacakları sahalara ve avlanmanın sonuçlarına ilişkin davalı idare tarafından, yeterli nitelikte bilimsel, somut ve kapsamlı araştırma ve tespitler, etüt ve envanter çalışmaları yapılmadan gerçekleştirilen dava konusu ihalede hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, davacı Baro bakımından davanın ehliyet yönünden reddine, diğer davacı yönünden ise dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, ülkemizde hayvanların korunmasına ilişkin mevzuatta kara avcılığına ilişkin kuralların saklı olduğunun belirtildiği, ihale konusu hayvanların neslinin tükenme tehlikesinin bulunmadığı, korunan fauna türlerine ilişkin olarak ise av turizminin düzenlenebileceği, av turizmi kapsamında avına izin verilen memeli yaban hayvanlarının her yıl ülke genelinde envanter çalışmasının yapıldığı, yeterli hayvan popülasyonu bulunması hâlinde özellikle üreme yeteneğini kaybeden yaşlı bireylerin avına izin verildiği, ülkemizde ihale konusu hayvanların doğal yırtıcısı konumunda olan hayvanların büyük ölçüde neslinin tükendiği, avcılığın yırtıcı türlerin azaldığı alanlarda daha sağlıklı popülasyon oluşturmak için bir yöntem olduğu, her avlak ve tür için her yıl kota bildirim formlarının düzenlendiği, ihale konusu hayvanların da bu kapsamda belirlenen kotalar dâhilinde belirlendiği, avın Bakanlık görevlisi eşliğinde gerçekleştirileceği, avlanma sonucunda elde edilen gelirle kırsal kalkınmanın destekleneceği, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı; davacı Baro tarafından, dava konusu ihale işleminin iptali istemine yönelik dava açma ehliyetinin bulunduğu ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından, davacı Baro'nun temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuş; davacılar tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
ESAS YÖNÜNDEN:
MADDİ OLAY:
Tarım ve Orman Bakanlığı 2. Bölge Müdürlüğü Bursa Şube Müdürlüğü tarafından 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu uyarınca 13/09/2022 tarihinde "İnegöl Devlet Avlağında 1 adet kızıl geyik (Cervus Elaphus)" ihalesi gerçekleştirilmiş, anılan ihalenin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu'nun "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı; sürdürülebilir av ve yaban hayatı yönetimi için av ve yaban hayvanlarının doğal yaşam ortamları ile birlikte korunmalarını, geliştirilmelerini, avlanmalarının kontrol altına alınmasını, avcılığın düzenlenmesini, av kaynaklarının millî ekonomi açısından faydalı olacak şekilde değerlendirilmesini ve ilgili kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile işbirliğini sağlamaktır.
Bu Kanun av ve yaban hayvanlarını ve yaşama ortamlarını, bunların korunmasını ve geliştirilmesini, av ve yaban hayatı yönetimini, avlakların kurulması, işletilmesi ve işlettirilmesini, avcılığın, av turizminin, yaban hayvanlarının üretiminin, ticaretinin düzenlenmesini, toplumun bilinçlendirilmesini, avcıların eğitimini, av ve yaban hayatına ilişkin suç ve kabahatler ile bunların takibi ve cezalarını kapsar." kuralına yer verilmiştir.
09/01/1984 tarih ve 84/7601 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla onaylanarak, 20/02/1984 tarih ve 18318 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Türkiye'nin de tarafı olduğu Avrupa'nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma (Bern) Sözleşmesi'nin 2. maddesinde, "Akit taraflar, ekonomik ve rekreasyonel gereksinmeleri ve yerel olarak risk altında bulunan alt türler, varyeteler veya formların isteklerini dikkate alırken, yabani flora ve faunanın, özellikle ekolojik, bilimsel ve kültürel gereksinmelerini de karşılayacak düzeyde, popülasyonlarının devamı veya bu düzeye ulaştırılması için gerekli önlemleri alacaktır."; 6. maddesinde, "Her Akit Taraf II no'lu ek listede belirtilen yabani fauna türlerinin özel olarak korunmasını güvence altına alacak uygun ve gerekli yasal ve idari önlemleri alacaktır. (...)"; 7. maddesinde, "(1) Her Akit Taraf, III no'lu ek listede belirtilen yabani faunanın korunmasını güvence altına alacak uygun ve gerekli yasal ve idari önlemleri alacaktır. (2) III no'lu ek listede belirtilen yabani faunanın her türlü işletme şekli, 2. maddenin şartları gözönünde bulundurularak, popülasyonlarının varlığını tehlikeye düşürmeyecek şekilde düzenlenmiş olacaktır. (3) Alınacak önlemler, a) Kapalı av mevsimlerini ve/veya işletmeyi düzenleyen diğer esasları, (...) kapsayacaktır." düzenlemelerine yer verilmiştir.
14/04/2016 tarih ve 29684 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Av Turizmi Kapsamında Avlanmalara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 1. maddesinin birinci fıkrasında, sürdürülebilir avcılık ve doğal hayatın korunması ilkeleri gözetilerek, popülasyonları ve yıllık artım miktarları belirlenmiş av ve yaban hayvanlarının av turizmi kapsamında yerli ve yabancı avcılarca avlanmalarına yönelik usûl ve esasları belirlemek, bu Yönetmeliğin amaçları arasında sayılmış; "Tür ve cinsiyet ile kotaların belirlenmesi ve avlanma şekli" başlıklı 29. maddesinde, "(1) Özel avlak dışındaki avlak ve sahalarda avlanacak av ve yaban hayvanlarının tür, cinsiyet ve kotaları; etüt-envanter ve izleme çalışmalarıyla ildeki şube müdürlüğünce belirlenir ve Genel Müdürlüğe bildirilir. (2) Genel Müdürlüğe bildirilen kotalar; Komisyonca değerlendirilir, gerekçesi belirtilmek suretiyle değişiklikler de yapılarak onaylanır, av yılı av turizmi uygulama talimatı ile yürürlüğe girer. (3) Av organizasyonları, bek ve yürüyüş avı ile sürek avlanma şekilleriyle yapılır." kuralına yer verilmiştir.
5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun “Saklı hükümler” başlıklı 31. maddesinde, "4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu, 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu, 4631 sayılı Hayvan Islahı Kanunu ile 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu hükümleri saklıdır." kuralı yer almıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyize konu Mahkeme kararının, davacı Baro bakımından davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kısmında hukukî isabetsizlik görülmemiştir.
Temyize konu Mahkeme kararının, diğer davacı yönünden dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmına gelince;
Yukarıda aktarılan kurallardan, 4915 sayılı Kanun'un sürdürülebilir av ve yaban hayatı yönetimi için av ve yaban hayvanlarının doğal yaşam ortamları ile birlikte korunmalarını, geliştirilmelerini, avlanmalarının kontrol altına alınmasını, avcılığın düzenlenmesini, av kaynaklarının millî ekonomi açısından faydalı olacak şekilde değerlendirilmesini ve ilgili kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile işbirliğini sağlamak amacıyla 11/07/2003 tarih ve 25165 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu'nda da 4915 sayılı Kanun hükümlerinin saklı tutulduğu anlaşılmaktadır.
Dava konusu avlanma ihalesinde avlattırılması öngörülen kızıl geyik (Cervus Elaphus), 4915 sayılı Kanun'un 4. maddesine istinaden Orman ve Su İşleri Bakanlığı'nca belirlenen ve 29/04/2015 tarih ve 29341 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan ''Koruma altına alınan yaban hayvanları memeliler'' listesinin 114. sırasında "av turizmi hariç" tutulmak suretiyle koruma altına alındığından, anılan yaban hayvanının av turizmi kapsamında avlattırılmasına ilişkin ihalede yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırılık bulunmamaktadır.
Bununla birlikte, avlanılacak yaban hayvanlarının sayılarına, avlanacakları sahalara ve avlanmanın sonuçlarına ilişkin bilimsel, somut ve kapsamlı araştırma ve tespitler yapılıp yapılmadığının da değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu kapsamda, dava dosyasında bulunan bilgi, belge ve raporlamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, av turizmi kapsamında avına izin verilen memeli yaban hayvanlarının her yıl ülke genelinde envanter çalışmasının yapıldığı, yeterli hayvan popülasyonu bulunması hâlinde özellikle üreme yeteneğini kaybeden yaşlı bireylerin avına izin verildiği, ülkemizde ihale konusu hayvanların doğal yırtıcısı konumunda olan hayvanların büyük ölçüde neslinin tükendiği, avcılığın yırtıcı türlerin azaldığı alanlarda daha sağlıklı popülasyon oluşturmak için bir yöntem olduğu, her avlak ve tür için her yıl kota bildirim formlarının düzenlendiği, ihale konusu hayvanların da bu kapsamda belirlenen kotalar dâhilinde belirlendiği, avın Bakanlık görevlisi eşliğinde gerçekleştirileceği, avlanma sonucunda elde edilen gelirle kırsal kalkınmanın destekleneceği anlaşılmaktadır.
Bursa Teknik Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Yaban Hayatı ABD Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ebubekir Gündoğdu, Düzce Üniversitesi Orman Fakültesi Yaban Hayatı Ekolojisi ve Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Akif Keten, Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Orman Fakültesi Yaban Hayatı Ekolojisi ve Yönetimi Bölümü Dr. Öğr. Üyesi ..., Kastamonu Üniversitesi Orman Fakültesi Yaban Hayatı Ekolojisi ve Yönetimi Bölümü Dr. Öğr. Üyesi ... ve İÜC Orman Fakültesi Orman Entomolojisi ve Koruma ABD Yaban Hayatı Uzmanı Öğretim Üyesi Doç. Dr. ...'ten müteşekkil uzman grubu tarafından "uluslararası düzeyde av turizmi potansiyeline sahip ülkemizde yaşayan Yaban Keçisi (Melez yaban keçisi dâhil - Capra aegagrus), Ceylan (Gazella marica), Çengelboynuzlu Dağ Keçisi (Rupicapra rupicapra), Anadolu Yaban Koyunu (Ovis gmelini anatolica), Kızıl Geyik (Cervus elaphus) ve Karaca (Capreolus capreolus) türlerinin av turizmi kotalarının belirlenmesi amacıyla" Av Turizmi Uygulamaları Hakkında Teknik Rapor hazırlanmıştır. Söz konusu raporda; "Yaban hayatı tarım, orman ve balıkçılık gibi sürdürülebilir doğal bir kaynaktır. Bu doğal kaynağın düzenlenmesinde ve yaban hayatı yönetiminde avcılık en önemli araçların başında gelmektedir. Av turizmi kapsamında avına izin verilen ve rapora konu olan türlerin envanterinin … tarih ve … sayılı Bakanlık Makam Oluru çerçevesinde yapılmakta olduğu, söz konusu Olur’da yer alan envanter tekniklerinin (Yerden Doğrudan Gözlem Metodu ile Total Sayım (GÖZLEK METODU) ve Örnek Alanlarda Sürek-Bek Metodu ile Doğrudan Sayım Metodunun (SÜREK-BEK METODU) olduğu, bu metodların Prof. Dr. ...’nun yazdığı ve Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'nün yayınladığı “YABAN HAYATI ENVANTERİ” isimli kitapta yer aldığı ve gelişmiş ülkelerde olduğu şekilde Leopold (1933) ve Sinclair ve ark., (2006) gibi kaynaklarda kullanılan bilimsel tekniklere uygun olduğu tespit edilmiştir.
Hazırlamış olduğumuz raporda her avlak için popülasyon büyüklükleri, eşey oranları ve hayvan yoğunlukları ayrı ayrı değerlendirilmiş ve hasat miktarları buna göre verilmiştir. Ülkemizde av hayvanlarının hasat miktarlarını dünyadaki diğer ülkelerle karşılaştırdığımızda ülkemizdeki hasat miktarı birçok ülkeye göre düşüktür. Bizim ülkemizde ise yaban hayvanlarının hasat oranı %1 civarındadır.
Raporda önerilen “Hasat Oranları ve Miktarı” bu türlerin soyunu tehlikeye kesinlikle atmayacaktır.
Dünyada avcılığı yapılan türlerin sayılarında olumlu artışlar gözlenmektedir. Çünkü avlanan türler avcılar tarafından korunmakta ve geliştirilmektedir. Ayrıca bilimsel yöntemlere dayalı hasatlar, popülasyonun yaş piramidi göz önünde bulundurularak yapıldığından daha sağlıklı popülasyonlar ortaya çıkması garanti altına alınmaktadır. Planlanmış ve düzenli avcılıkla türü tamamen yok edilmiş bir canlı bulunmamaktadır.
Bir popülasyona dışarıdan müdahale edilmediğinde ve habitat ekolojik taşıma kapasitesine ulaştıktan sonra popülasyondaki artış sıfıra yaklaşır. Bu popülasyon hasat edildiğinde yavru, genç ve gebe bireylerin kaynaklara (besin, su, örtü ve alan gibi) ulaşması kolaylaşır ve böylelikle avcılık sonrası daha fazla kaynağa ulaşan popülasyonda geride kalan genç bireylerin hayatta kalma şansları artar.
Sonuç olarak bunların tespiti hâlinde avlak, YHGS ve milli parklarda avcılık yoluyla doğadan uzaklaştırılması komisyonumuzca uygun görülmüştür.
Ülkemizdeki av turizmi uygulamalarında trofeli yaşlı ve erkek bireylerin hasadı yapılmaktadır. Örneğin yaban keçilerinde güçlü ve cüsseli yaşlı erkek bireyler üreme/döl kaliteleri giderek düşmesine rağmen çiftleşmeye katılmaya devam etmektedir. Genç erkeklerin üreme yeteneği daha yüksektir. Fakat yaşlı ve güçlü tekelerin varlığı, genç erkeklerin çiftleşmeye katılmasını engellemektedir. Mainguy & Côté, (2008) araştırmasında, yaşlı ve üreyim kabiliyeti düşük erkeklerin çiftleşmeye katıldığı dönemlerde doğum oranlarında azalma görüldüğünü bildirmiştir.
Av turizminden elde edilen gelirlerin köy tüzel kişiliğine – belediye başkanlıklarına aktarılması kırsal kalkınmaya katkı sağlamaktadır.
Av turizmi için sahaya gelen yerli ve yabancı turistler konaklama, ulaşım, araç kirası, yeme-içme, yöre halkından av kılavuzu, sürekçi ve çantacıların işlendirilmesi gibi harcamalar yapmakta, böylelikle yöre halkına ek bir gelir kapısı oluşmaktadır.
Av ve yaban hayvanlarının denetim altında hasat edilmesi (Av turizmi), bu kaynakların rekreasyonel ve turistik yönlerden değerlendirilerek ülke turizmine ve ulusal ekonomiye önemli girdi sağlaması ve katma değer oluşması anlamına gelmektedir.
(...) tüm gelişmiş ülkeler avcılık ve avcılığın yönetimiyle ilgili burada ve ekli raporlarda açıklamaya çalıştığımız şekildeki kurallarıyla avcılığı ve yaban hayatını yönetmeye çalışmaktadır. (...)
Yasal avcılık faaliyetlerinin olduğu dönemlerde, yasal avcılar ile DKMP Av koruma personelinin avlaklarda olması sebebiyle kaçak avcılar sahaya girememektedir. Dolayısıyla yasal avcılık ve av turizmi uygulamaları kaçak avcılığa karşı koruma görevi de görmektedir. (...)
Sürdürülebilir Hasat Miktarı yönteminde, popülasyonun birey başına düşen artış oranının dörtte biri ürün olarak alınır ve çevre şartları ne olursa olsun popülasyondaki birey sayısının içsel artışından çok daha azı alındığı için popülasyon korunur. Bu hasat yönteminde hasat sonucu ortaya çıkan rakam tüm yaş ve eşey sınıflarına oranlanmakta ve bunlardan seçilen bireyler avlanmaktadır. Ancak ülkemizde rapora konu türlerin avcılığı av turizmi kapsamında gerçekleştirilmektedir. buna göre ise av turizmi kapsamında belirli yaşta erkeklerden elde edilecek hasat miktarı olarak değerlendirilmektedir (Hs: tür bazlı H5, H6, H7 ve H8 gibi). Raporumuzda önerdiğimiz 2 tip hasat yönteminin hangisi seçilirse seçilsin hiçbir şekilde türün neslini tehlike altına almayacaktır. (...) Buna göre 2022 – 2023 Av sezonunda Av Turizmi Kapsamında avlanan türler için önerdiğimiz avcılık kotaları Ek-2’de verilmiştir." ifadelerine yer verildiği görülmüştür.
Anılan raporun ekinde (Ek-2) verilen liste incelendiğinde; listenin 9. sayfasında Bursa ili, İnegöl Devlet Avlağında 1 adet kızıl geyik (Cervus elaphus) hasadının bilimsel açıdan uygun olacağı belirtilmiştir.
18/04/2022 tarih ve 5071750 sayılı Bakanlık Makam Olur'u ile kurulmuş olan "Av ve Yaban Hayatı Bilim Kurulu", 31/05/2022 tarihinde Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'nde toplanmış ve 3 numaralı kararı ile "Tarım ve Orman Bakanlığı'nın 10/02/2022 tarih ve 4470220 sayılı yazısı ile kurulan 5 kişilik uzman grubu tarafından hazırlanan 'Av Turizmi ve Bu Kapsamdaki Türlerimizin Hasadının Değerlendirilmesi' raporunun uygun olduğuna ve bilimsel açıdan sakınca olmadığına" karar vermiştir.
Bu kapsamda, avına izin verilen memeli yaban hayvanlarının her yıl ülke genelinde envanter çalışmasının yapıldığı, yeterli hayvan popülasyonu bulunması hâlinde özellikle üreme yeteneğini kaybeden yaşlı bireylerin avına izin verildiği, ülkemizde ihale konusu hayvanların doğal yırtıcısı konumunda olan hayvanların büyük ölçüde neslinin tükendiği, avcılığın yırtıcı türlerin azaldığı alanlarda daha sağlıklı popülasyon oluşturmak için bir yöntem olduğu, her avlak ve tür için her yıl kota bildirim formlarının düzenlendiği, ihale konusu hayvanların da bu kotalar dahilinde belirlendiği, avın Bakanlık görevlisi eşliğinde gerçekleştirildiği, avlanma sonucunda elde edilen gelirle kırsal kalkınmanın desteklendiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davalı idarece söz konusu yaban hayvanlarının ''Koruma altına alınan yaban hayvanları memeliler'' listesinde "av turizmi hariç" ibaresiyle yer aldığı, belirlenen kotaların tüm dünyada kabul edilen yöntemlerle yapılan hesaplamalarla örtüştüğü, avlanacak hayvan sayılarının yaban hayvanı popülasyonlarının gelişimini engellemeyeceğinin ve sürdürülebilirliğini tehlikeye atmayacağının bilimsel verilerle ortaya konulduğu, dava konusu ihalelenin, kapsamlı, teknik, somut ve bilimsel verilere dayanarak yapılan analizler sonrasında gerçekleştirildiği anlaşıldığından, yaban hayvanlarının sayısına, avlanacakları sahalara ve avlanmanın sonuçlarına ilişkin davalı idare tarafından somut ve kapsamlı araştırma ve tespitler yapılarak, gerekli tedbirler de alınmak suretiyle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararında hukukî isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacı Bursa Barosu'nun temyiz isteminin reddine,
2. ... İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, davacı Baro bakımından davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kısmında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının bu kısmının ONANMASINA,
3. Davalının temyiz isteminin kabulüne;
4. Temyize konu Mahkeme kararının dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
5. Bu kısım yönünden DAVANIN REDDİNE,
6. Ayrıntısı aşağıda gösterilen …-TL ilk derece yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
7. Davacı Bursa Barosu tarafından yapılan …-TL temyiz yargılama giderinin davacı Bursa Barosu üzerinde bırakılmasına,
8. Davalı idare tarafından yapılan …-TL temyiz yargılama giderinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine,
9. Mahkeme kararının Dairemizce onanarak kesinleşen kısmı göz önünde bulundurulduğunda, davalı idare lehine Mahkemece hükmedilen vekâlet ücretine ilişkin olarak, her iki davacının müştereken ve müteşekilen sorumlu olduklarının belirtilmesine; bu aşamada davalı idare lehine ayrıca bir vekâlet ücretine hükmedilmemesine,
10. Davacılar yanında müdahiller tarafından yapılan ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam 462,60-TL yargılama giderinin davacılar yanında müdahiller üzerinde bırakılmasına,
11. Davalı idare harçtan muaf olduğundan, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi uyarınca temyiz aşamasında tahsil edilmeyen toplam …-TL temyiz harcının davacılardan tahsil edilerek Hazine'ye irat kaydedilmesine, gereği için Mahkemece ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,
12. Posta giderleri avansından artan tutarın taraflara ve davacılar yanında müdahillere iadesine,
13. Dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine,
14. 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 12/09/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Ülkemizin de taraf olduğu Bern Sözleşmesi'nde yabani hayvanların popülasyonlarının taraf ülkelerce ulaştırılacağı düzey olarak hayvanların özellikle çevresel, bilimsel ve kültürel ihtiyaçlarını da karşılayabilecekleri bir seviye belirlenmiş ve sayılarının bu düzeye ulaştırılması veya bu düzeyde devamlılığının sağlanması için gerekli tedbirlerin alınması öngörülmüştür. Yine, kapalı av mevsimlerini düzenleyen esaslar da, Sözleşme'nin III no'lu eki listede yer alan yabani faunanın korunmasını güvence altına alacak uygun ve gerekli yasal ve idarî tedbirler kapsamında sayılmıştır.
Yaban hayvanlarının, 4915 sayılı Kanun ve Bern Sözleşmesi uyarınca, sayılarının, neslin devamına yetecek düzeye çıkarılması, sayıların yeterli düzeyde bulunması durumunda ise bu durumun sürdürülmesinin temin edilmesi gerektiği açıktır. Bu durumu destekler yönde, davalı idare tarafından hazırlanan, koruma altına alınan hayvanlar listesinde, uyuşmazlık konusu ihalede yer alan yaban hayvanları da yer almaktadır. Her ne kadar davalı idarece, söz konusu yaban hayvanlarının listede "av turizmi hariç" ibaresiyle yer aldığı ve bu nedenle anılan yaban hayvanlarının av kapsamına alınabileceği belirtilmiş ise de, yapılacak uygulamalar ile ortaya çıkacak muhtemel sonuçlar dikkate alındığında, faaliyetin kapsamlı, teknik, somut ve bilimsel verilere dayanılarak yapılan analizler kapsamında gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
Davalı idare tarafından, 07/07/2022 tarih ve 6189318 sayılı Bakanlık Olur'u çerçevesinde hazırlanan "Bakanlığımızca Korunan, Ancak Av Turizmi Kapsamında Avına İzin Verilen Türler İçin Yıllık Avlanma Kotası Belirleme Esas ve Usulleri"nde, avlanacak yabani hayvan kotasının belirlenmesi amacına yönelik olarak hazırlanması gereken rapor formlarının da analizlere dayanması gerektiği, söz konusu formların her bir sahanın özelliğine göre ayrıştırıldığı, raporlarda; avlanmanın yapılacağı toplam alanın miktarı, sahada serbestçe otlattırılan çiftlik hayvanlarının sayısı, avlattırılacak tür ile beslenen yırtıcıların yoğunluğu, avlattırılacak türün sahadaki toplam hayvan sayısı, tarım alanları, göl, gölet ve yerleşim alanları gibi avlattırılacak türün kullanmayacağı alanların çıkarılması ile hesaplanan türün saha kullanım toplam alanı, hayvan sayısının yoğunluğu, toplamda erkek, dişi ve yavruların sayısı, genetik deformasyon görülen (evcil hayvanlarla çiftleşme sonucu oluşan melezlerin sayısı), üreme yeteneği düşük hayvanların sayısı gibi bilgilerin belirlenerek yer alması talep edilmektedir.
Davalı idare tarafından, savunma kapsamında örnek avlaklara ilişkin somut veriler sunulmuş olmasına rağmen, avlanmanın yapılacağı sahalarda avlanma için bulunması gereken en düşük hayvan yoğunluğu, bu yoğunluk üzerindeki artış miktarı ile sahada olması gereken en düşük ve en uygun sayısal büyüklüklerinin ne olduğu, hangi nitelikte kaç hayvanın avlanması gerektiği ve bu gerekliliğin hangi bilimsel çalışmalar neticesinde belirlendiği, önceden belirlenen bireylerin uygulama esnasında nasıl tespit edileceği ve özellikle tespit edilenlerin avlanmasının nasıl yapılacağına yönelik olarak bilimsel verilere dayalı yeterli açıklama yapılmamıştır.
Av turizmi kapsamında avına izin verilen ve rapora konu olan türlerin envanterinin … tarih ve … sayılı Bakanlık Makam Olur'u çerçevesinde yapılmakta olduğu, söz konusu Olur'da yer alan envanter tekniklerinin (Yerden Doğrudan Gözlem Metodu ile Total Sayım (GÖZLEK METODU) ve Örnek Alanlarda Sürek-Bek Metodu ile Doğrudan Sayım Metodunun (SÜREK-BEK METODU) olduğu, bu yöntemlerin Prof. Dr. ...'nun yazdığı ve Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan kitapta da mevcut olduğu dikkate alındığında, ihale kararı alınmadan önce belirtildiği şekilde bir tespit yapılmak suretiyle avlanılacak yaban hayvanı sayısının belirlendiğine ilişkin davalı idarece somut bilgi ve belge sunulmamıştır.
Bu itibarla, yaban hayvanlarının sayılarına, avlanacakları sahalara ve avlanmanın sonuçlarına ilişkin davalı idare tarafından bilimsel, somut ve kapsamlı araştırma ve tespitler yapılmaksızın gerçekleştirilen dava konusu ihalede hukuka uygunluk bulunmadığı anlaşıldığından temyiz isteminin reddi ile İdare Mahkemesi kararının iptale ilişkin kısmının onanması gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.

(XX) KARŞI OY :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, idari işlemler hakkında, yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalar, iptal davaları olarak tanımlanmıştır.
İptal davasının gerek anılan maddede, gerekse içtihat ve doktrinde belirlenen hukukî nitelikleri göz önüne alındığında, idare hukuku alanında tek taraflı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen idari işlemlerin ancak bu idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulü zorunlu bulunmaktadır.
Taraf ilişkisinin kurulması için gerekli olan kişisel, meşru ve güncel bir menfaat alakasının varlığı ise, davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı yerlerince belirlenmekte, davacının idari işlemle ciddi ve makul, maddi ve manevi bir ilişkisinin bulunduğunun anlaşılması, dava açma ehliyeti için yeterli sayılmaktadır.
Ayrıca, iptal davaları ile idari işlemlerin hukuka uygun olup olmadığının saptanmasına, hukukun üstünlüğünün sağlanmasına, böylece de idarenin hukuka bağlılığının belirlenmesine, sonuçta hukuk devleti ilkesinin gerçekleştirilebilmesine olanak sağlandığından, bu davalarda menfaat ilgisinin bu amaç doğrultusunda yorumlanması da gerekmektedir.
Anayasa'nın kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını düzenleyen 135. maddesinde, "... kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlâkını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzel kişileridir..." kuralı yer almış; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 76. maddesinde, baroların avukatlık mesleğine mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, meslekî faaliyetlerini kolaylaştırmak, avukatlık mesleğinin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak amacıyla kurulmuş meslek kuruluşları olduğu belirtilmiş iken, 10/05/2001 tarih ve 24398 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4667 sayılı Kanun ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 76. maddesinde değişiklik yapılarak; barolar, avukatlık mesleğini geliştirmek, meslek mensuplarının birbirleri ve iş sahipleri ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni sağlamak, meslek düzenini, ahlâkını, saygınlığını, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak, avukatların ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tüm çalışmaları yürüten, tüzel kişiliği bulunan, çalışmalarını demokratik ilkelere göre sürdüren kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olarak tanımlanmış; aynı Kanun'un Baro Yönetim Kurulu'nun görevlerinin düzenlendiği 95. maddesine yine 4667 sayılı Kanun'la eklenen 21. bentte de, yönetim kurulunun, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmakla görevli olduğu belirtilmiştir.
1136 sayılı Kanun'un 76 ve 95/21. maddelerinde yapılan ve yukarıda açıklanan kanuni değişiklikten sonra baroların, meslekî bir örgüt olmanın ötesinde hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak gibi bir işlev yüklenmesi nedeniyle diğer meslek örgütlerinden farklı bir konuma sahip olduğu açıktır.
Danıştay kararları ışığında konuya bakıldığında, Avukatlık Kanunu'nda yapılan değişiklikten sonra açılan davalarda dava açma ehliyetinin bulunup bulunmadığı saptanırken, iptal davasının genel amacının yanı sıra dava konusu idarî işlemin, hukukun üstünlüğünü, hukuk devleti ilkesini, genel kamu yararı, Anayasa ile koruma altına alınan eşitlik, kişinin dokunulmazlığı, özel hayatın gizliliği, kanunsuz suç ve ceza olamayacağı gibi temel insan haklarını ihlâl edip etmediğine ve yargı kararlarının uygulanmaması veya geçersiz kılınması gibi hukuk devleti ilkesini zedeleyen bir durumun olayda söz konusu olup olmadığına bakılarak menfaat ilgisinin olaya özgü, ancak daha geniş yorumlandığı görülmektedir.
Dava açma ehliyeti, davanın esasının incelenebilmesinin ön koşuludur. Bu aşamada davacı iddialarının hukuken doğru olup olmadığı yönünde bir değerlendirme yapılamaz. Davada menfaat ihlâlinin olup olmadığının saptanabilmesi için, öncelikle davacının iddialarına bakılması gerekmektedir.
Davacı Baro tarafından, uyuşmazlığa konu ihalenin hayvanların yaşamının sonlandırılması nedeniyle "hayvan haklarının" ihlâline yönelik bir işlem olduğu, av turizmi ihalelerinin uluslararası sözleşmelere ve mevzuata aykırı olduğu, yaban hayatına müdahalenin popülasyon kontrolü gibi bir gerekçesinin olamayacağı iddialarıyla iptali için açılan davanın, uluslararası sözleşmelere ve iç hukukumuzdaki kanuni düzenlemelerle koruma altına alınan hayvan haklarının korunması ile ilgili bulunduğu, davanın özelliği itibarıyla kamu yararı ve hukukun üstünlüğünün korunması amacı taşıdığı, hukukun üstünlüğü kavramının hukuk kurallarının herkese eşit ve adil uygulanmasını, keyfi kullanılmamasını amaçladığı dikkate alındığında, davacı Baronun dava konusu ihalenin iptalini istemekte, kişisel, meşru ve güncel menfaat ihlâli şartının gerçekleştiği, baroların hukukun üstünlüğü ve temel insan haklarının korunması noktasında üstlendiği sorumluluğun göz ardı edilerek dava açma ehliyetinin avukatlık mesleğiyle ilgili konularla sınırlandırılamayacağı sonucuna ulaşılmıştır.
Dava konusu ihalenin hukuki sonuçları itibarıyla davacı Baro'nun dava açma ehliyeti bulunduğunun kabulü gerekmektedir.
Belirtilen gerekçelerle, temyiz isteminin kabulüyle davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin Mahkeme kararının bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın