13. Daire 2021/3409 E. 2024/2585 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

13. Daire 2021/3409 E. 2024/2585 K. — Danıştay Kararı

13. Daire 2021/3409 Esas 2024/2585 Karar 05.06.2024
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2021/3409 E.,  2024/2585 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2021/3409
Karar No:2024/2585

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Elektrik Enerjisi Toptan Satış A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, birden fazla tedarikçinin Piyasa Yönetim Sistemi (PYS) üzerinden talep ettiği serbest tüketiciye dair geçerli bir ikili anlaşma veya Enerji Alım-Satım Bildirim Formu (IA-02 formu) sunamadığından bahisle 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 16. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca bundan böyle konu ile ilgili mevzuat hükümlerine uygun hareket edilmesi hususunda ihtar edilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacı şirket tarafından, serbest tüketicilerin kendisi ile yapmış oldukları anlaşmaya devam etmek istemediklerini yazılı olarak belirttiklerinden dolayı serbest tüketicilerin daha önce sunduğu IA-02 formunu sisteme bilinçli olarak sunmadığı ve serbest tüketici ile sözleşmenin sonlandırılmakta olması sebebiyle söz konusu formun sunulması halinde Enerji Piyasaları İşletme A.Ş. (EPİAŞ) tarafından tedariğe başlanılacağından endişe edildiği iddia edilmekte ise de ilgili mevzuata göre, imzalanan ikili anlaşma ve formların EPİAŞ'ın talebi halinde süresi içerisinde ibrazının zorunlu olduğu ve bu yükümlülüğe ilişkin herhangi bir istisnaya yer verilmediği anlaşıldığından, dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, temyize konu kararın gerekçesiz olduğu, serbest tüketicilere ilişkin ikili anlaşma ve IA-02 formunun idari işlem tesis edilmeden önce EPİAŞ'a gönderildiği, ikili anlaşma olmaksızın yapılan bir talep olmadığı, mevzuatta idari yaptırım öngörülen fiilin ikili anlaşma ya da IA-02 formunun hiç sunulamamasına yönelik olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği'nin 30/A. maddesinde, PYS üzerinden tedarikçi kaydının yapılabilmesi için ilgili serbest tüketici ile aralarında ikili anlaşma olduğunu beyan etmelerinin yeterli olduğu ancak olası bir ihtilaf durumunda EPİAŞ tarafından ikili anlaşma ya da IA-02 formunun istenilebileceği düzenlenmiştir. Bu haliyle, PYS üzerinden yapılacak serbest tüketici kaydının beyan esasına dayandığı anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından, serbest tüketici ile aralarındaki ikili anlaşmanın en başından mevcut olduğu ancak çeşitli sebeplerle süresinde sunulamadığı, mevzuatta yaptırım öngörülen fiilin "ikili anlaşma ya da IA-02 formunun talep anında ibraz edilememe" değil, sadece "ibraz edilememe" olduğu, ikili anlaşma soruşturma tarihinden önce EPİAŞ'a sunulduğundan idari yaptırım uygulanamayacağı iddia edilmektedir.
Gerçekten de, idari yaptırım öngörülen fiil, mevzuatta "ibraz edemeyen" olarak düzenlenmiştir. Ancak beyan esası üzerine kurulan tedarikçi kaydı ve değişikliği sürecinin sağlıklı yürütülebilmesi için, istenilen belgeler tedarikçiler tarafından talep anında derhal EPİAŞ'a sunulmak üzere hazır bulundurulmalıdır. Burada dikkat edilmesi gereken husus, anılan belgelerin EPİAŞ'ın talebi üzerine süresi içerisinde sunulamamasının, kaydın ikili anlaşma olmaksızın yapıldığı yönünde bir karine oluşturacağıdır.
Davacı tarafından, PYS'ye kayıt yapıldığı anda ikili anlaşmanın var olduğu beyanında bulunulmasına karşın başka tedarikçi tarafından da aynı serbest tüketiciye ilişkin talepte bulunulması üzerine EPİAŞ tarafından hangi tedarikçinin beyanının doğru olduğuna ilişkin yapılan araştırma kapsamında, davacıdan ikili anlaşmanın sunulması istenilmiş, ancak davacı tarafından süresi içerisinde herhangi bir belge sunulamadığından bahisle dava konusu Kurul kararı alınmıştır.
Davacının, EPİAŞ'ın belgelerin sunulması için verdiği sürenin ardından ikili anlaşmayı ibraz etmesi, kaydın yapıldığı dönemde bu belgelerin var olduğunu ispata yeterli değildir (davacı tarafından ikili anlaşmanın o tarihte yapıldığına ilişkin noter kaydı vb. sunulmadığı gözetilerek). Başka bir ifadeyle, ikili anlaşmanın PYS üzerinden kayıt yapıldığı anda var olduğunun ya da anılan belgelerin sonradan düzenlenmediğinin ispatı, ancak EPİAŞ'ın talebi üzerinde süresi içerisinde sunulması (davacı tarafından süresinde sunulamama gerekçesi olarak bir mücbir sebep iddiasında bulunulmadığı gözetilerek) halinde mümkündür.
Bu durumda, davacının iddiasının aksine, dava konusu Kurul kararında, süresi içerisinde ikili anlaşma ya da IA-02 formu sunulamadığı gerekçesiyle değil, PYS kaydı yapıldığı tarihte anılan belgelerin bulunmadığı yönündeki ve güven ilişkisine dayanan bir sistemin yürütülebilmesi için makul bir gerekçeye dayanan karine doğrultusunda ve aksi ortaya konulamadığı gerekçesiyle hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 05/06/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın