9. Hukuk Dairesi 2011/46090 E. 2013/32156 K. — Yargıtay Kararı
9. Hukuk Dairesi 2011/46090 Esas 2013/32156 Karar 09.12.2013
9. Hukuk Dairesi 2011/46090 E., 2013/32156 K.
MAHKEMESİ : 1. ASLİYE HUKUK (İŞ) MAHKEMESİ
DAVA :Davacı vekili, davacı işçinin bakiye kıdem ve ihbar tazminatı ile ücret, yıllık ücretli izin, fazla mesai ve genel tatil çalışmaları karşılığı ücret alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın davalı ... A. Şirketin yönünden husumetten reddine, diğer davalı şirket yönünden ise kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde davacı ve davalı ... A.Ş. Vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
1. Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacı vekili ile davalı ... A.Ş. vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2. Davacı vekili işyerinin yönetim kurulu üyeleri aynı olan davalı ... MADENCİLİK İNŞ. SAN. TİC. A.Şirketi tarafından diğer davalı ... BETON İNŞ. MÜH. SAN. TİC. A.Şirketine devredildiğini ve devir sonrası bu şirket tarafından iş sözleşmelerinin feshedildiğini ileri sürmüştür. Mahkemece kurum kayıtlarına göre davacının ... Madencilik şirketinde çalıştığı, ... Beton şirketinin bir kısım ortakları ile ... Madenciliğin bir kısım ortaklarının aynı şahıs olmalarının iki farklı şirketin aynı şirket olduğuna delil teşkil etmeyeceği gibi, davacının tüm giriş çıkış işlemleri ... madencilik şirketi tarafından yapıldığı diğer şirkette çalışmasının bulunmadığı, SGK kayıtları kapsamında davacının ... Beton'a dava açamayacağına kanaat getirildiği gerekçesi ile davalı ... BETON İNŞ. MÜH. SAN. TİC. A.Şirketi yönünden davanın husumetten reddine karar verilmiştir. Ancak dosya içeriğine göre davalı işyeri davalı ... şirketi tarafından fesihten yaklaşık 3 ay önce 04.07.2007 tarihinde kiralanarak devredilmiş ve davacının iş sözleşmesi ise 30.09.2007 tarihinde feshedilmiştir. Devriden sonra gerçekleşen feshe ve her iki davalının Yönetim Kurulu üyelerinin aynı olmasına göre her iki işveren arasında organik bağ bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalı ... BETON şirketinin de diğer davalı ile birlikte sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken Mahkemece adı geçen şirket yönünden davanın husumetten reddine karar verilmesi hatalıdır. 3.İbra sözleşmesi, İsviçre Borçlar Kanununun 115 inci maddesinde düzenlendiği halde, fesih ve dava açıldığı tarihte yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanununda bu yönde bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Türk Hukukunda ibra sözleşmesi 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girecek olan 6098 sayılı Borçlar Kanununda düzenlenmiş olup, kabul edilen Yasanın 132 inci maddesi “Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir” hükmünü getirmiştir. Sözü edilen hüküm 01.07.2012 tarihinde yürürlülüğe girecek olup belirtilen tarihten sonra düzenlenen ibra sözleşmeleri için yasal koşulların varlığı aranmalıdır. Başka bir anlatımla 6098 sayılı Borçlar Kanununun yürürlükte olmadığı bir dönem için ibranamenin geçerliliği sorunu, Dairemizin konuyla ilgili ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmelidir. İbra sözleşmesi, varlığı tartışmasız olan bir borcun sona erdirilmesine dair bir yol olmakla, varlığı şüpheli ya da tartışmalı olan borçların ibra yoluyla sona ermesi mümkün değildir. Bu nedenle, işçinin hak kazanmadığı ileri sürülen bir borcun ibraya konu olması düşünülemez. Savunma ve işverenin diğer kayıtları ile çelişen ibra sözleşmelerinin geçersiz olduğu kabul edilmelidir (Yargıtay 9.HD. 4.11.2010 gün 2008/37372 E, 2010/31566 K). Miktar içeren ibra sözleşmelerinde ise, alacağın tamamen ödenmiş olması durumunda borç ifa yoluyla sona ermiş olur. Buna karşın kısmi ödeme hallerinde, Dairemizin kökleşmiş içtihatlarında ibraya değer verilmemekte ve yapılan ödemenin makbuz hükmünde olduğu kabul edilmektedir (Yargıtay 9.HD 21.10.2010 gün 2008/40992 E, 2010/39123 K.). Miktar içeren ibranamenin çalışırken alınmış olması makbuz etkisini ortadan kaldırmaz (Yargıtay 9.HD. 24.6.2010 gün 2008/33748 E, 2010/20389 K.). Miktar içermeyen ibra sözleşmelerinde ise, geçerlilik sorunu titizlikle ele alınmalıdır. İrade fesadı denetimi yapılmalı ve somut olayın özelliklerine göre ibranamenin geçerliliği konusunda çözümler aranmalıdır (Yargıtay 9.HD. 27.06.2008 gün 2007/23861 E, 2008/17735 K.). Fesihten sonra düzenlenen ve alacak kalemlerinin tek tek sayıldığı ibranamede, irade fesadı haller ileri sürülüp kanıtlanmadığı sürece ibra iradesi geçerli sayılmalıdır (Yargıtay HGK. 21.10.2009 gün, 2009/396 E, 2009/441 K). Yine, işçinin ibranamede yasal haklarını saklı tuttuğuna dair ihtirazi kayda yer vermesi ibra iradesinin bulunmadığını gösterir (Yargıtay 9.HD. 4.11.2010 gün 2008/40032 E, 2010/31666 K). İbranamede yer almayan işçilik alacakları bakımından, borcun sona erdiği söylenemez. İbranamede yer alan işçilik alacaklarının bir kısmı yönünden savunma ile çelişkinin varlığı ibranameyi bütünüyle geçersiz kılmaz. Savunma ile çelişmeyen kısımlar yönünden ibra iradesine değer verilmelidir (Yargıtay 9.HD. 24.6.2010 gün, 2008/33597 E, 2010/20380 K). Başka bir anlatımla, bu gibi durumlarda ibranamenin bölünebilir etkisinden söz edilebilir. Bir ibraname bazı alacaklar bakımından makbuz hükmünde sayılırken, bazı işçilik hak ve alacakları bakımından ise çelişki sebebiyle geçersizlikten söz edilebilir. Aynı ibranamede çelişki bulunmayan ve miktar içermeyen kalemler bakımından ise borç ibra yoluyla sona ermiş sayılabilir. İbraname savunması, hakkı ortadan kaldırabilecek itiraz niteliğinde olmakla yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir (Yargıtay HGK. 27.1.2010 gün 2009/9-586 E, 2010/31 K. ; Yargıtay 9.HD. 13.7.2010 gün, 2008/33764 E, 2010/23201 K.). Dosya içeriğine göre fesih tarihinde düzenlenen ve davacı imzasını içeren ibraname ile davacıya hüküm altına alınan kıdem ve ihbar tazminatından mahsup edilen miktarda kıdem ve ihbar tazminatı ödemesi yapılmıştır. Miktar içermesi nedeni ile kıdem ve ihbar tazminatı yönünden ibranamenin makbuz olarak değerlendirilmesi ve mahsup edilmesi isabetlidir. Ancak aynı ibraname içeriğinde “…bütün ücretlerimi… hafta ve genel tatil günlerine dair ücretlerimi, ayrıca yapmış olduğu fazla mesai ücretlerim ve yıllık izin ücretlerimi… eksiksiz aldım”açıklamalarıda yer almaktadır. Davalı savunmasında ibranameye dayanmıştır. Mahkemece ibranamenin kıdem ve ihbar tazminatı dışında diğer işçilik alacakları yönünde deliller toplanmadan ve işçilik alacakları yönünden ibranamenin geçerli olup olmadığı araştırılmadan karar verilmesi isabetsizdir. İşçilik alacakları yönünden ibraname yukarda belirtilen ilkeler ışığında değerlendirilmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir. Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 09.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.