8. Hukuk Dairesi 2017/3235 E. 2017/13372 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

8. Hukuk Dairesi 2017/3235 E. 2017/13372 K. — Yargıtay Kararı

8. Hukuk Dairesi 2017/3235 Esas 2017/13372 Karar 19.10.2017
8. Hukuk Dairesi 2017/3235 E.,  2017/13372 K.

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Derneğin Kendiliğinden Sona Erdiğinin Tespiti

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı derneğin TMKnun 87-5 maddesi gereği kendiliğinden sona erdiğinin tespitine karar verilmesini istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; dava dilekçesinin davalı derneğin şirket yetkilisine, duruşma gününün Tebligat Kanununun 21-1. maddesine göre kapıcıya haber verilerek mahalle muhtarlığına, gerekçeli kararın ise davalıya Tebligat Kanununun 35. maddesine göre tebliğ edildiği ve yapılan bu tebligatların usulüne uygun olmadığı, böylece davalının savunması alınmadan yokluğunda karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere HMKnun hukuki dinlenme hakkı başlıklı 27. maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir.
Hukuki dinlenme hakkının gereği olarak, taraflar duruşmaya çağrılmadan karar verilmemesi Anayasanın 36. maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanılmasına olanak tanınması ilkesinin doğal bir sonucudur. Aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkının da en önemli unsurudur.
Gerçekten savunma hakkını güvence altına alan T.C. Anayasasının 36. maddesi ile 6100 sayılı HMKnun 27. maddesinde açıkça belirtildiği üzere, mahkemece davalı taraf, dinlenmek ve savunması alınmak üzere kanuni şekillere uygun olarak davet edilmedikçe karar verilmesi mümkün bulunmadığından; Mahkemece, dava dilekçesi ve duruşma gününün davalıya usulüne uygun tebliğ edilerek savunması alındıktan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken davalıya usulüne uygun tebligat yapılmadan yokluğunda yargılama yapılıp karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile sair yönler incelenmeksizin hükmün HUMKnun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, HUMKnun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 19.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verilmiştir.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın