8. Ceza Dairesi 2023/5020 E. 2025/2497 K. — Yargıtay Kararı
8. Ceza Dairesi 2023/5020 Esas 2025/2497 Karar 26.03.2025
8. Ceza Dairesi 2023/5020 E., 2025/2497 K.
MAHKEMELERİ : İzmir 7. Asliye Ceza Mahkemesi, İzmir 27. Asliye Ceza Mahkemesi SAYILARI : 2007/412 Esas, 2008/107 Karar, 2008/682 Esas, 2009/367 Karar SUÇ : Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması İNCELEME KONUSU KARARLAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN :Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
İzmir 27. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.03.2008 tarihli kararı ile hükümlü hakkında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 268 maddesi delaletiyle 267/1. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün temyiz edilmeksizin 27.02.2009 tarihinde kesinleştiği; İzmir 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.04.2009 tarihli kararı ile hükümlü hakkında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan 5237 sayılı Kanun'un 267/1, 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün temyiz edilmeksizin 06.01.2012 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 30.10.2023 tarihli ve 2022/34186 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.12.2023 tarihli ve KYB-2023/115624 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.12.2023 tarihli ve KYB-2023/115624 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosyalar kapsamına göre, sanığın daha önce gerçekleştirdiği iddia edilen hırsızlık eylemlerine ilişkin olarak kolluk kuvvetlerince aranması esnasında 17/05/2007 tarihinde polis memurlarınca yakalanması üzerine kendisini ... olarak tanıtması akabinde ilgili kolluk biriminde işlemleri yapıldığı sırada gerçek kimliğinin tespit edilmesi sebebiyle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 19/06/2007 tarihli ve 2007/8393 sayılı iddianamesiyle açılan kamu davasına ilişkin yapılan yargılama sonucunda İzmir 27. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/03/2008 tarihli ve 2007/412 esas, 2008/107 sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 268/1. maddesi delaletiyle 267/1. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verildiği,
Öte yandan, aynı sanığın ...'e yönelik işyerinden 20/03/2007 tarihinde meydana gelen hırsızlık olayı nedeniyle 21/04/2007 tarihinde yakalandığında adını ... olarak belirterek ... hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasına sebebiyet verdiğinden bahisle, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 26/09/2008 tarihli ve 2008/17463 sayılı iddianamesiyle açılan kamu davasına ilişkin yapılan yargılama sonucunda İzmir 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/04/2009 tarihli ve 2008/682 esas, 2009/367 sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 267/1 ve 62. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verildiği nazara alındığında, 17/05/2007 ve 21/04/2007 tarihlerinde işlenen aynı neviden suçların esasen bir suç işleme kararının icrası kapsamında ilk kamu davası açılmadan evvel işlendiği ve anılan eylemlere ilişkin anılan dosyaların birleştirilmesinden sonra zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ayrı ayrı mahkûmiyet kararları verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE İnceleme konusu İzmir 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/682 Esas sayılı dosyasından açılan kamu davasında hükümlü hakkında 20.03.2007 tarihinde bir işyerinde gerçekleştirdiği hırsızlık eylemi nedeniyle 21.04.2007 tarihinde kolluk kuvvetleri tarafından yakalandığında şikayetçi ...'a ait kimlik bilgilerini kullandığının tespit edilmesi üzerine 5237 sayılı Kanun'un 267/1. maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verildiği, yine inceleme konusu İzmir 27. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/412 Esas sayılı dosyasından açılan kamu davasında hükümlü hakkında 01.05.2007, 07.05.2007 ve 11.05.2007 tarihlerinde birden çok işyerinde gerçekleştirdiği hırsızlık eylemleri nedeniyle 17.05.2007 tarihinde yakalandığında şikayetçiye ait kimlik bilgilerini kullandığının tespit edilmesi üzerine 5237 sayılı Kanun'un 268. maddesi delaletiyle 267/1. maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verildiği, hükümlünün iki eylemi arasında 21.04.2007 tarihinde yakalanarak ifadesinin alındığı dolayısıyla hükümlünün yakalanmasıyla fiili kesintinin meydana geldiği, yenilenen suç işleme kastına dayalı olarak 17.05.2007 tarihinde yeni bir suç oluştuğundan mükerrer davanın bulunmadığı ve dava dosyalarının birleştirilmesi ile zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığı anlaşılmakla, Mahkemelerince verilen kararlarda Kanun'a aykırılık bulunmadığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği Tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN Üye ... ve Üye ...'in karşı oyu ile oy çokluğu ile REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.03.2025 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
Zincirleme suçun oluşumu için işlenen suçlar arasında ne kadar zaman geçmesi gerektiği konusunda genel ve mutlak bir kural koymak mümkün olmadığından, hangi süre içerisinde işlenirse işlensin, işlenen suç başlangıçtaki genel niyete veya suç işleme konusunda tek karara dayanıyor ise zincirleme suç hükümleri uygulanacak, ancak işlenen suç failin yeni bir suç işleme kararına dayanıyorsa artık zincirleme suç söz konusu olmayacaktır. Zaman aralığının kısa olması ise kural olarak suç işleme kararında bir değişiklik olmadığına karine teşkil etmektedir. Hükümlü ...'ın 20.03.2007 tarihinde bir işyerinde gerçekleştirdiği hırsızlık eylemi nedeniyle yakalandığında şikayetçi ...'a ait kimlik bilgilerini kullandığının tespit edilmesi üzerine İzmir 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.04.2009 tarihli kararıyla 5237 sayılı Kanun'un 267/1. maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verildiği, yine hükümlünün 01.05.2007, 07.05.2007 ve 11.05.2007 tarihlerinde birden çok işyerinde gerçekleştirdiği hırsızlık eylemleri nedeniyle yakalandığında şikayetçiye ait kimlik bilgilerini kullandığının tespit edilmesi üzerine İzmir 27. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.03.2008 tarihli kararıyla 5237 sayılı Kanun'un 268. maddesi delaletiyle 267/1. maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verildiği, eylemler arasında geçen kısa zaman aralığı ve şikayetçinin aynı olması hususları birlikte dikkate alındığında hükümlünün suç işleme kararının yenilendiğine dair aleyhine yeterli somut delil bulunmadığı, yakalama, ifade alma, sorguya sevk, ev araması gibi adli işlemlerinin sanığın kararında bir değişiklik yapması gerektiği düşüncesinin varsayımsal bir düşünce olduğu, nitekim sanığın adli kontrol kararı ile serbest bırakılmasından sonra da ikinci eyleminin gerçekleştirdiği nazara alındığında sanığın suç işleme kararında bir değişiklik olmadığının anlaşıldığı failin iç dünyasını ilgilendiren suç işleme kararının her olayın özelliğine göre suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işlendikleri yer ve işlenme zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluşum ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler değerlendirilerek belirlenmesi gerektiği, aksi halde her adli işlemin fiili kesinti olarak kabul edilmesi halinde sanığın çok ağır cezalar ile karşılaşılabileceği, bu durumun ceza adaletini öngören TCK'nın 3. maddesi ve TCK'nın 43 üncü maddesinin düzenleniş amacına aykırılık oluşturacağı Yargıtay'ın yerleşik kararlarınında bu yönde olduğu ceza hukukundaki cezalandırmanın amacının cezanın caydırıcı olması ile ıslah edici olması amacına dönük olduğu aşırı ve kanun koyucunun amacını aşan cezaların bu dengenin bozulmasına ve suç işleyen kişinin tekrar topluma kazandırılması amacına aykırılık oluşturacağı ve hükümlünün tamamen toplum dışına itilmesine sebebiyet vereceği düşüncesi ile karardaki eleştiri düşüncesine iştirak edilmemiştir. 26.03.2025
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.