7. Hukuk Dairesi 2025/4895 E. 2025/4951 K. — Yargıtay Kararı
7. Hukuk Dairesi 2025/4895 Esas 2025/4951 Karar 24.11.2025
7. Hukuk Dairesi 2025/4895 E., 2025/4951 K.
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/68 E., 2023/124 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacılar vekili ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; .... ilçesi, ... Köyü sınırları içerisinde çıkan iki adet su kaynağı ile davacıların yaklaşık 140 dönüm bulan taşınmazlarını suladıklarını, bu taşınmazlarda 18, 20... yaşlarında kayısı ve çeşitli meyve ağaçlarının bulunduğunu, bu sudan içme suyu olarak da faydalandıklarını ancak davalı Köy Muhtarlığının köye içme ve sulama suyu götürmek maksadı ile niza konusu suya müdahale edip borulara aldırmak istediğini, davalı Köy Muhtarlığının davacıların kadimden beri yararlandıkları her iki kaynak suyuna ihtiyacının bulunmadığını, zira Köyün içme ve sulama sularının yeterli olduğunu, suyun eskisi gibi arktan akıtılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Köy Tüzel Kişiliği; mera içinden çıkan suda davacıların hakkının olmadığını, Köyün içme suyu sıkıntısı olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 13.04.2006 tarihli ve 2004/283 Esas, 2006/192 Karar sayılı kararı ile davacıların kadim kullanım hakkı olduğu, sularına müdahalede bulunulduğu sabit ise de, davalı tarafından açılan yarmaların kapatılması hâlinde bile suyun eski hâline gelmeyeceği, verilecek müdahalenin men'i kararının infazının kabil olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma kararı 1. Mahkemenin 13.04.2006 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekillerinin temyiz isteminde bulunması üzerine; Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 28.11.2006 tarihli ve 2006/9757 Esas, 2006/16441 Karar sayılı kararı ile mera içerisinde bulunan kaynaktan davacıların kadimden beri faydalandıkları, davalıların ise suya müdahalelerinin olduğunun tespit edildiği açık olduğuna göre davacıların eskiden beri yararlandıkları biçimde suyu kullanmalarına yönelik bir su düzeneği oluşturularak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur. 2. Mahkemece bozmaya uyularak verilen 13.12.2012 tarihli kararda davanın kısmen kabulü ile dava konusu suyu, sulama mevsimi olan Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül aylarında davacıların 13.12.2012 tarihli nöbet listeleri doğrultusunda kullanmalarına; Ekim, Kasım, Aralık, Ocak, Şubat, Mart, Nisan aylarında ise davalı Köy içme suyu olarak köy içme suyu şebekesine suyun akıtılmasına karar verilmiş, kararın davacılar vekili ve davalı Köy Tüzel Kişiliği vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 10.05.2013 tarihli ve 2013/4112 Esas, 2013/7148 Karar sayılı kararıyla; davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, davacılar vekilinin temyiz itirazları yönünden; Mahkemece bozmaya uyulsa da gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, davacıların kadim kullanma biçimini sağlayacak su düzeneği kurulmadan infazda tereddüt yaratacak şekilde taraflar arasında su rejimi kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur. 3. Mahkemece bozmaya uyularak verilen 07.04.2016 tarihli kararıyla davanın kabulü ile davalı tarafça suya vaki müdahalenin men'ine, su kaynakları ve debisi ile arazi varlıkları dikkate alınarak, (davalı Köy Tüzel Kişiliğinin açmış olduğu yarmadan çıkan suyun ve davacıların sularının) suların tamamı açıktan akarak toprak havuzda toplandıktan sonra, 31.03.2016 havale tarihli Bilirkişi Kurulu Raporunda belirtilen, 24 gün üzerinden, ... oğlu ...'e 10 gün, ... oğlu ...'e 4 gün, .... oğlu ...'e 5 gün, ... oğlu ... 5 gün olmak üzere su düzeneği kurulmasına karar verilmiştir. Kararın davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 20.06.2017 tarihli ve 2016/12784 Esas, 2017/5366 Karar sayılı kararıyla; davalı vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, dava konusu kaynak suları üzerinde davacıların tarım arazilerini sulamak şeklinde kadim yararlanma haklarının bulunduğu tartışmasız ise de, davalı Köyün de içme suyu olarak dava konusu kaynak sularına ihtiyacının bulunduğu anlaşılmakla, bu durumda Mahkemece, içme suyu ihtiyacının öncelikli olduğu da gözönüne alınarak mahallinde suların en az olduğu dönemde jeoloji, hidrolog ve ziraat mühendisinden teşkil edecek bilirkişi heyetiyle keşif icra edilmek suretiyle tarafların suya ihtiyaç durumu bilimsel verilere uygun olarak tespit ettirilmeli, davalının içme suyu ihtiyacının öncelikli olduğu, davacıların da kadim yararlanma haklarının bulunduğu gözetilerek davalının içme suyu ihtiyacından fazlasının bulunduğunun saptanması hâlinde bu sudan yararlanma şekil ve şartları belirlenmek suretiyle gerekirse depolama tesisi kurularak taraflar arasında bir su rejimi oluşturulması gerekirken, Mahkemece, değinilen bu yönler gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmeyerek karar bozulmuştur. 4. Mahkemece bozmaya uyularak verilen 24.12.2020 tarihli kararda, mahalle halkının toplam içme ve kullanma suyu ihtiyacının bilirkişi raporu ile günlük 30.700 litre olması ve ... deposuna akan suyun ise mahalle halkının günlük içme ve kullanma suyu ihtiyacını karşılar nitelikte olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı tarafça uyuşmazlık konusu suya vaki müdahalenin önlenmesine karar verilmiş, kararın davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; Dairemizin 01.12.2021 tarihli ve 2021/3297 Esas, 2021/3405 Karar sayılı kararıyla; davacıların dava konusu sudan kadim yararlanma haklarının bulunduğu gözetilerek, sulama suyu olarak ihtiyaçları yönünde hüküm kurulması, kalan suyun da davalı tarafın içme suyu ihtiyacında kullanılmak üzere sudan yararlanma şekil ve şartları belirlenmek suretiyle taraflar arasında bir su rejimi oluşturulması gerekirken, davalıların bu sudan yararlanmalarını tümüyle engelleyecek şekilde hüküm kurulması doğru görülmeyerek karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma öncesi alınan bilirkişi raporunda davacıların kullanım ihtiyaçlarının olduğu dönemler olarak, sulama mevsiminin Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül ayları olduğu, dava konusu suyun genel su niteliğinde olduğu, genel sulardan ise kadim ve öncelik hakkı nazara alınmak koşulu ile herkesin faydalanabileceği ancak kadim hakkına öncelik tanınması gerektiği, davanın asıl konusunun tarımsal sulama mevsimlerinde söz konusu genel suyun kullanımı olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile davalı tarafça uyuşmazlık konusu suya vaki müdahalenin her yıl Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında önlenmesine, sair taleplerin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili (Av. ...) temyiz dilekçesinde; davanın 20 yılı aşkın süredir devam ettiği, 4 kere keşif yapılıp esastan karar verildiği, 4 kere de Yargıtayca bozulduğu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği, 2017 tarihli bozma ilamını kabul etmediklerini, bu bozmanın önceki bozma ilamları ile çeliştiğini, 2021 tarihli bozma ile 2013 tarihli bozma ilamının da birbiri ile çelişkili olduğunu, ilk bozma ilâmı olan Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin kararı ile tüm temyiz itirazları reddedilerek kesinleşmiş, kararın kesinleşmeyen tek kısmının davacıların eskiden beri yararlandıkları biçimde suyu kullanmalarına yönelik bir su düzeneği oluşturularak davanın kabulüne karar verilmesi yönünde olduğunu, dava konusu su genel su olup, davacıların kadim kullanma hakları olduğunu ve hem sulama hem içme suyu ihtiyaçları olduğunu, Mahkemece yalnızca sulama suyu ihtiyacı içinde olduğu değerlendirmesinin hatalı olduğunu, alternatif başka içme suları olmadığını, davalı Köyün içme suyu ihtiyacı içinde olmadığını, hükümde belirtilen şekilde sulama yapılmasının mümkün olmadığını, bozma ilamları ile kesinleşen önceki kısımlara dikkat edilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davacılar vekili (Av. ...) temyiz dilekçesinde; son bozma ilâmından sonra yargılama bile yapılmadan direkt karar verildiğini, keşif yapılmadan bilirkişi raporu alınmadan hüküm kurulduğunu, Mahkemece kayısı ağaçlarının hükümde gösterdiği şekilde suya ihtiyacı olduğu düşünülmüşse de bu durumun doğru olmadığını, davaya konu suyun debisinin düşük olduğunu, davacılar kendi aralarında dört periyot şeklinde dönüşümlü havuzda biriktirmek suretiyle kullandıklarını, davalının su ihtiyacı içinde olmadığını, davacıların ise yalnızca sulama suyu olarak kullanmalarına yönelik hüküm kurulmasının doğru olmadığını, Mahkemenin kararının bilimsel bir değerlendirmeye dayanmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 3. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davanın reddi gerektiğini, davanın müdahaleye karar verdiği aylarda zaten suyun en az olduğu ve herkesin suya en çok ihtiyaç duyduğu aylar olduğunu, dava konusu suyun genel su olduğunu ve herkesin faydalanma hakkının bulunduğunu, içme suyu ihtiyacının ise öncelikli olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 4. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davanın Köy aleyhine açıldığını ancak yargılama sırasında tüzel kişiliği son bulan Köy yerine Belediyenin taraf kılındığını, dosyadaki bilirkişi raporlarının eksik ve hatalı olduğunu, suyun meradan çıktığını ve herkesin ihtiyacı oranında faydalanması gerektiğini, lehe vekalet ücretinin hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, suya el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir. 1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 718. maddesi gereğince; arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer. 2. Bu madde hükmüne paralel olarak düzenlenen Türk Medeni Kanunu'nun 756. maddesi gereğince de; "Kaynaklar, arazinin bütünleyici parçası olup bunların mülkiyeti ancak kaynadıkları arazinin mülkiyeti ile birlikte kazanılabilir. Başkasının arazisinde bulunan kaynaklar üzerindeki hak, bir irtifak hakkı olarak tapu kütüğüne tescil ile kurulur. Yeraltı suları, kamu yararına ait sulardandır. Arza malik olmak onun altındaki yeraltı sularına da malik olmak sonucunu doğurmaz. Arazi maliklerinin yer altı sularından yararlanma biçimi ve ölçüsüne ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır." 3. Gerek 4721 sayılı Kanun'un 718. maddesi gerekse 756/2 hükmünde sözü edilen kaynaklar, yeraltı sularından farklıdır. 4. Kaynak, kökeni yeraltı suyu olan tabî ve sürekli olarak yeryüzüne çıkan özel mülkiyete girecek nitelikte özel bir su olup, suni bir şekilde veya ara sıra yeryüzüne çıkan su, kaynak niteliğini kazanmaz (Gürsoy/ Eren/ Cansel, Türk Eşya Hukuku, Ankara 1978, s.618). Ayrıca, kaynaktan çıkan suyun yararı kamuya ait bir akarsu oluşturacak kadar bol çıkması hâlinde kaynak artık özel mülkiyete konu olamaz. Yine, yeraltı suyundan sondaj gibi suni yollarla çıkartılan sulardan yararlanma usulü de 167 sayılı Yeraltı Suları Kanunu'na tâbidir. 5. Başka bir ifadeyle kaynak suyu kendiliğinden kaynadığı arazinin hudutlarını aşacak debide ise ya da malikinin ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra fazlası varsa genel su kabul edilir ve komşular da yararlanabilir. Bunun yanında kaynak suyu tapulu olmayan araziden (örneğin mera, orman vb) çıkıyorsa suyun debisine bakılmaksızın genel sudur. Bu sudan ise kadim ve öncelik hakkı ihlâl edilmemek suretiyle herkes ihtiyacı oranında yararlanabilir. 6. Somut olayda; Mahkemece bozma ilamına uyularak davanın kabulüne karar verilmişse de kurulan hükmün infaza elverişli olduğunu söyleyebilme imkanı yoktur. 7. Su rejimi kurulmasındaki amaç, suya ihtiyacı olan tarafların ihtiyaçlarına göre bir düzenleme yapmaktır. Mahkemece su rejimi kurulması yönündeki bozmaya uyulduğu açıklandığı hâlde yalnızca belirtilen aylarda davalı tarafın müdahalesinin önlenmesine karar verilmesi ile yetinilmiş olması nizayı çözümlemeye yeterli ve elverişli bir karar değildir. 8. Su rejimi kurulması, uzmanlık gerektiren bir husus olup Mahkemece, bilirkişilerden su rejimi kurmaya elverişli, bilimsel, yeterli ve denetime uygun rapor alınmalı, tarafların ihtiyaçları oranında (içme suyu ihtiyacının kullanma suyuna göre öncelikli olduğu da dikkate alınarak) dava konusu sudan yararlanma şekil ve şartları (haftalık ya da günlük süreler esas alınarak) belirlenmek suretiyle, taraflar arasındaki nizayı çözümler nitelikte infaza elverişli su rejimi oluşturularak muaraza giderilmelidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.