7. Hukuk Dairesi 2014/6504 E. 2014/13552 K. — Yargıtay Kararı
7. Hukuk Dairesi 2014/6504 Esas 2014/13552 Karar 16.06.2014
7. Hukuk Dairesi 2014/6504 E., 2014/13552 K.
Mahkemesi : İstanbul 1. İş Mahkemesi Tarihi : 26/12/2012 Numarası : 2010/222-2012/1142
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı D.. C.. vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine. 2-Davacı, davalıya ait misafirhanede taşeron elemanı olarak çalıştığı ve kat görevlisi olduğu, iş akdinin işveren tarafından haksız olarak feshedildiğinden bahisle, kıdem ve ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının ödetilmesini istemiştir. Davalı, davacının kendi işçisi olmadığını, iş akdinin kendisince davanın husumetten reddi gerektiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, davalı tarafından haklı feshin ispat edilemediği gerekçesiyle davacı tarafından yapılan ıslah da dikkate alınarak davanın, kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı tarafından yapılan ıslahın, süresinde olup olmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. 6100 sayılı HMK'nun 176 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah müessesesi, mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya talep sonucunu değiştirebilmesi imkânını sağlamaktadır. İki taraf da duruşmada hazır iseler ıslah sözlü olarak yapılabilir. Usule ilişkin işlemlerin tamamen ya da kısmen ıslahı mümkündür. Ancak, her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır. Başka bir anlatımla ıslah, açılmış bir davada taraflarca yapılmış usule ilişkin işlemlere yönelik olarak yapılmalıdır. Bu bağlamda, yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir talepte bulunma olanağı bulunmamaktadır. Davacı isterse dava dilekçesini tamamen ıslah ederek dava konusunu değiştirebilirse de, yeni dava konusu önceki dava konusunun yerine geçer ve yine tek bir dava söz konusu olur. Ancak, davacının peşin harç yanında başvuru harcını da yatırarak yeni bir talep de bulunması hallerinde ise bir ek dava olarak nitelendirilme hali olayımız dışındadır. Somut olayda davacı vekili, bilirkişi raporunun dosyaya sunulmasında sonra 20.9.2012 tarihli celsede davasını ıslah etmek üzere mahkemeden talepte bulunmuş, mahkemece kendisine duruşmadan 5 gün öncesine kadar süre verilmiştir. HMK 181. maddesinde kısmi ıslah için, bir haftalık süre verileceği ve süresi içinde yapılmaması durumunda ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edileceği açıkça hükme bağlanmıştır. Davacı, kendisine verilen süre içinde ancak yasal bir haftalık süre geçtikten sonra 2.10.2012 tarihinde davasını ıslah etmiş ve harcını da aynı gün yatırmış, mahkemece de ıslah edilen değerler üzerinden hüküm kurulmuştur. Ne var ki süresinde yapılmayan ıslaha değer verilerek hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, 16.6.2014 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dairemizce İstanbul 1.İş Mahkemesi'nin 2010/222 Esas-2012/1142 Karar sayılı ilamının ıslahın süresinde yapılmadığı belirtilerek ıslah ile artırılan kısım için talebin reddine karar verilmesi gerekçesi ile kararın bozulması gerektiği belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 176 ve devamı maddelerinde ıslah müessesesi düzenlenmiştir. HMK'nun 177. maddesinde “ıslahın tahkikatın sona ermesine kadar yapılabileceği”, 2. fıkrasında ise ıslahın sözlü veya yazılı olarak yapılabileceği karşı taraf duruşmada hazır değilse veya ıslah talebi duruşma dışında yapılıyorsa bu yazılı talep veya tutanak örneği haber vermek amacıyla karşı tarafa bildirileceği belirtilmiş 178. maddede ise “ıslah eden tarafın ıslah sebebi ile geçersiz hale gelen işlemler için yapılan yargılama giderleri ile karşı tarafın uğradığı ve uğrayabileceği zararları karşılamak üzere hakimin takdir edeceği teminatı bir hafta içinde mahkeme veznesine yatırmak zorunda olduğu, aksi halde ıslahın yapılmamış sayılacağı açıklanmıştır. Davacı tarafından yapılan ıslah HMK'nun 181. maddesinde belirtilen kısmi ıslahtır. Davacı vekili tarafından 02/10/2012 tarihinde ıslah dilekçesi verilip artırılan miktar için harç yatırılmıştır. Davacı vekiline 20/09/2012 tarihinde ıslah talebi konusunda beyanda bulunmak üzere süre verilmiştir. HMK'nun 181. maddesinde belirtilen süre kesin süre niteliğinde olup artırılıp eksiltilemez. Ancak hakim tarafından bu sürenin kesin süre olduğu belirtilip sonuçlarının hatırlatılması gerekir. 20/09/2012 tarihli celsede bu hükme uygun kesin süre verilmemiştir. Kaldı ki bu konuda davalı tarafından itirazda bulunulmamış temyiz konusu da yapılmamıştır. Usul ekonomisi ve kesin sürenin sonuçlarının hatırlatılmaması gözönüne alındığında yapılan ıslah işleminin usulüne uygun yapıldığı gözönüne alınarak bu konuda bozma yapılmaması görüşünde olduğumdan bu konudaki çoğunluk görüşüne katılmamaktayım. 13.01.2014
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.