7. Hukuk Dairesi 2012/8425 E. 2013/3975 K. — Yargıtay Kararı
7. Hukuk Dairesi 2012/8425 Esas 2013/3975 Karar 20.03.2013
7. Hukuk Dairesi 2012/8425 E., 2013/3975 K.
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalılardan ... ve arkadaşları tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, mirasçılık belgesinin iptali ile yenisinin verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece miras bırakan ... oğlu ...'ın ... dışında ... ve ... isimli iki çocuğunun daha olduğunun davalı tarafça kanıtlanamadığı, anılan kişilerin veya altsoylarının nüfus kayıtlarının da bulunmadığı gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç yasal düzenlemelere ve dosya içerisinde toplanan delillere uygun düşmemiştir. Gerek yürürlükten kaldırılan 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisi ve gerekse 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6 ve 7. maddeleri hükümlerinde kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan herbirinin iddiasını, bir başka deyişle hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu, resmi sicil ve senetlerin belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturacağı, bunların içeriğinin doğru olmadığının ispatının kanunlarda başka bir hüküm bulunmadıkça her hangi bir şekle bağlı olmadığı açıklanmış, 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 29, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 30. maddelerinde ise doğum ve ölümün, öncelikle nüfus sicilindeki kayıtlarla, nüfus sicilinde bir kayıt yoksa veya bulunan kaydın doğru olmadığı anlaşılırsa, her türlü delille kanıtlanabileceği belirtilmiştir. Bu hükümler dikkate alındığında mirasçılık belgesi vermekle yükümlü Sulh Hukuk Mahkemelerinin miras bırakanın ölüm tarihini, ölüm tarihi itibariyle kimi veya kimleri mirasçı bıraktığını, bunlara mirastan ne oranda pay verileceğini öncelikle nüfus sicilindeki kayıtlara göre belirlemesi gerekir. Miras bırakan nüfus sicilinde kayıtlı ../.
2012/8425-2013/3975 S.2
değil ise, böyle bir kişinin var olduğunun ve ne zaman öldüğünün, davacı ile mirasçılık bağının her türlü delille kanıtlanabileceği, bu konudaki ispat yükünün de davacı taraf üzerinde olacağı kuşkusuzdur. Somut olaya gelince, toplanan delillerden ve özellikle getirtilen 292 ve 305 parsel sayılı taşınmazlara ait 12.08.1970 tarihinde düzenlenen tapulama tutanaklarından Eylül 1288 tarih 393 ve 394 sayılı tapu kayıtlarının maliki olan ... oğlu ...'ın nüfusa kayıtlı olmadığı ve 1920 yıllarında öldüğü, geriye çocukları ..., ... ve ...'in kaldığının belirlendiği, iptali istenen Diyarbakır Sulh Hukuk Mahkemesinin 7.4.1977 tarih 353-260 E.K. sayılı mirasçılık belgesinin de bu kabule göre düzenlendiği, öte yandan; davalılardan ...'ın Diyarbakır Merkez, ... Mahallesi Cilt 64, Hane 42'de nüfusa kayıtlı ... ve ...'nin kızı olduğu anlaşılmıştır. Az yukarıda açıklanan hukuksal olgular dikkate alındığında ispat yükü kendisinde olan davacı tarafın davasını kanıtlayamadığı gibi, mahkemenin kayıtların aksine karar veremeyeceği de gözönüne alınarak; davanın reddine karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz, davalılardan ... ve arkadaşlarının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ... ve arkadaşlarına iadesine, 20.03.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.