7. Hukuk Dairesi 2012/4542 E. 2013/9333 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

7. Hukuk Dairesi 2012/4542 E. 2013/9333 K. — Yargıtay Kararı

7. Hukuk Dairesi 2012/4542 Esas 2013/9333 Karar 21.05.2013
7. Hukuk Dairesi 2012/4542 E.,  2013/9333 K.

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava ve temyize konu 98 parsel sayılı 20000,00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı Hüseyin Kaya adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, edinme koşullarının gerçekleşmediğini öne sürerek, davacı ... ise tapu kayıtlarına dayanarak ayrı ayrı dava açmışlardır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek ve özetle “taraf koşulunun oluşturulması” gereğine değinen usule yönelik bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacı ... ve Hazine'nin davalarının reddine, dava konusu 98 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi ölü Hüseyin Kaya adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece dava ve temyize konu 98 parsel sayılı taşınmaz üzerinde davalı Hüseyin Kaya mirasçıları yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmazın tespitine bir kayıt ve belge esas alınmamış, yargılamada davacı Hazine de bir kayıt ve belgeye dayanmamıştır. Mahkemece iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi için yapılan keşif sırasında bir yerel bilirkişi dinlenilmiş, somut olayda tanık dinlenilmemiş var ise gerekçesi hüküm yerinde açıklanmamıştır. Dinlenilen tek yerel bilirkişinin beyanları ise soyut nitelikte gerekçesiz olaylara dayanmayan sözlerden ibaret olduğu gibi başkaca bir tanık ya da yerel bilirkişi, tutanak bilirkişileri dinlenilmediğinden yerel bilirkişi sözlerinin doğruluğu denetlenememiştir. Öte yandan zilyetlik yönünden yapılan araştırma ve soruşturma da yetersiz olduğu gibi yerel bilirkişi taşınmaza bir kaç defa buğday ekildiğini gördüğünü, onun haricinde burasının hep boş arazi olduğunu dile getirmesine rağmen ziraat bilirkişi taşınmazın tarım arazisi olduğunu belirtmiş olup yerel bilirkişi sözleri ile ziraat bilirkişi raporu arasında ortaya çıkan bu çelişki dahi usulünce giderilmemiş, mahkemece keşif sırasında taşınmaz fotoğraflanmadığından ziraat bilirkişi raporu üzerinde yargı denetimi de sağlanamamıştır. Kaldı ki dava konusu taşınmazın sınırında tapulama harici alanın bulunduğu fen bilirkişi tarafından düzenlenen haritada belirtilmesine rağmen mahkemece taşınmaza komşu olan bu bölümün tapulama harici bırakılma nedeni Kadastro Müdürlüğü'nden sorulmamıştır. Böylesine yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle dava konusu taşınmaza komşu tapulama harici yerin tapulama harici bırakılma nedeni Kadastro Müdürlüğü'nden sorulmalı, akabinde yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi fen elemanı ve uzman ziraatçi bilirkişi, tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, dava konusu taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, tespitte saptanan hukuksal olgu dikkate alınarak tutanak bilirkişileri dinlenilerek tespitte saptanan hukuksal olgu ile hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ile yapılması muhtemel keşifte dinlenecek olan yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında aykırılık varsa duraksamasız giderilmeli, daha sonra uzman ziraatçi bilirkişi ve mahkeme heyeti hazır olduğu halde, taşınmaz bizzat mahkemece görülüp, gözlenmeli, gözlem keşif tutanağına aynen yansıtılmalı, özellikle taşınmazın meyil durumu, fiziksel yapısı, dıştan komşu taşınmazlarla toprak mukayesesi yapılmalı, komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, komşu taşınmazların tespitlerine bir kayıt ve belge esas alınmış ise nizalı parsel yönünü sözü edilen kayıt ve belgelerin ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği üzerinde durulmalı, uzman bilirkişi fen elemanından keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkeme gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, ayrıca dava konusu taşınmaza komşu tapulama harici yerin mera olduğu için tapulama harici bırakıldığı bildirildiği takdirde tahsisli ve kadim mera yönüyle usulüne uygun mera araştırması yapılmalı, somut olayın özelliğine göre dava konusu taşınmazı dört yandan gösterir fotoğraflar çekilerek ve mahkeme hakimi tarafından onaylanarak dosyaya konulmalı, daha sonra 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmüne göre davalı taraf ile ortak miras bırakanı ölmüş ise ortak miras bırakanın varsa, dava dışı mirasçılarının onaylı nüfus kayıt örnekleri ilgili Nüfus Müdürlüğünden getirtilerek kimlikleri bu yolla sağlıklı biçimde belirlenip ilgililer adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle başkaca taşınmaz mal tespit yada tescil edilip edilmediği, Kadastro, Tapu Sicil ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi dava konusu taşınmazın ölü olduğu bildirilen Hüseyin Kaya'nın mirasçılarının isimleri ve miras payları hüküm yerinde açıkça gösterilerek karar verilmesi gerekirken infazda tereddüt yaratacak şekilde ölü olduğu belirtilen kişi adına tescil hükmü oluşturulması dahi isabetsiz, davacı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 21.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın