7. Hukuk Dairesi 2012/3230 E. 2012/5474 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

7. Hukuk Dairesi 2012/3230 E. 2012/5474 K. — Yargıtay Kararı

7. Hukuk Dairesi 2012/3230 Esas 2012/5474 Karar 05.09.2012
7. Hukuk Dairesi 2012/3230 E.,  2012/5474 K.

Mahkemesi :Kadastro Mahkemesi

YARGITAY İLAMI

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 101 ada 24 parsel sayılı 7515,29 m2 yüzölçümündeki taşınmaz miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine taşınmazın kanunları uyarınca Hazine'ye kalan yerlerden olduğunu, edinme koşullarının gerçekleşmediğini öne sürerek ve tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazın kamu malı niteliğinde mera ve kanunları uyarınca Hazine'ye kalan yerlerden olmadığı, davacının tutunduğu tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazı kapsamadığı, taşınmaz üzerinde tespit tarihinde zilyet davalı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuştur.
Dava ve temyize konu taşınmazın davacı Hazine'nin dava dilekçesinde ileri sürdüğü toprak tevzi çalışmaları sırasında oluşturulan komisyon paftalarında Hazine adına tespit edilen taşınmazlar içinde yer almadığı, taşınmazın kanunları uyarınca Hazine'ye intikal eden yerlerden olmadığı mahkemece yapılan keşif ve uygulama ile belirlenmiştir.
Ne var ki dava konusu taşınmaza komşu 101 ada 3 parsel sayılı taşınmazın öncesinde mera niteliği ile tespit edildiği ancak komisyon kararı ile malik hanesinin boş bırakıldığı gözetildiğinde somut olayda mera araştırmasının yapılması zorunludur. Ancak mahkemece bu yönde yapılan araştırma ve soruşturma yetersizdir.
Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre mahkemece bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanıla geldiğinin saptanması yada taşınmazın yetkili idari merciler tarafından mera niteliği ile tahsis edilmiş olması gerekir.
Somut olayda; dosyaya getirilen bilgi ve belgelerden dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede 1962 yılında mera tahsisinin yapıldığı anlaşılmaktadır. Ne var ki, mahkemece mera tahsis haritası ve eki belgeler yerine yöntemine uygun biçimde uygulanmamıştır. Haritalarda tarif edilen poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden hangilerinden yararlanıldığı, uzman bilirkişi haritası ve eki raporda açıklanmamış, bu nedenlerle keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye ve bu yolla yargı denetimine açık bir rapor ve eki harita düzenlenmemiştir.
Böylesine yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle dava konusu taşınmazlar ile komşu taşınmazları bir arada gösterir geniş kapsamlı birleşik harita Kadastro Müdürlüğü'nden getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi hazır olduğu halde dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, öncelikle geniş kapsamlı kadastro paftasının ölçeği ile mera tahsis haritasının ölçekleri eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eliyle haritalar çakıştırılmak suretiyle yerine uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, bu yolla dava konusu taşınmazın mera tahsis haritası kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız belirlenmeli, mera tahsisinin yapıldığı gün ile kadastro tespitinin yapıldığı gün arasında iktisap sağlayan 20 yıllık sürenin geçip geçmediği belirlenmeli, bundan sonra 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14, 46/1, 16/B ve 18. maddeleri hükmü eşliğinde toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 05.09.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın