7. Hukuk Dairesi 2011/6783 E. 2012/4375 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

7. Hukuk Dairesi 2011/6783 E. 2012/4375 K. — Yargıtay Kararı

7. Hukuk Dairesi 2011/6783 Esas 2012/4375 Karar 11.06.2012
7. Hukuk Dairesi 2011/6783 E.,  2012/4375 K.

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro tespiti sonunda dava konusu 104 ada 36 parsel sayılı 467.555,92 m² yüzölçümündeki taşınmaz hükmen mera olarak sınırlandırılarak kesinleşmiştir. Davacı ..., tapu kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın bir bölümünün adına tapuya tescili istemiyle tapu iptal ve tescil davası açmıştır. Mahkemece davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece dava konusu 104 ada 36 parsel sayılı taşınmaz yönünden kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya içeriğine uygun düşmemiştir. Kesin hükmün varlığından söz edebilmek için davanın taraflarının, konusunun ve dayanılan hukuki sebebin aynı olması gerekir. Davacı ... tarafından kesinleşen davada davalı Hazine ve ... aleyhine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açtığı halde, temyize konu ve davada tapu kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Her iki davanın dava sebebi farklıdır. Bu nedenle kesin hüküm olmaz. Mahkemece bu olgu gözardı edilerek davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir.
O halde davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı tarafın tutunduğu 03.06.1947 tarih ve 5 sayılı tapu kaydının tesisinden itibaren tüm tedavülleri, varsa haritası ile birlikte Tapu Arşiv Dairesi Başkanlığı ile Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, tapu kaydının revizyon görüp görmediği Tapu Sicil Müdürlüğünden sorularak belirlenmeli, başka taşınmazlara revizyon görmüş ve davalı oldukları saptandığı takdirde HUMK’nun 45 ve yeni 6100 sayılı HMK’nun 166. maddeleri hükmü uyarınca dava dosyalarının birleştirilip birleştirilmeyeceği yönü üzerinde durulmalı, daha sonra yöreyi iyi bilen, yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişiler, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde çekişmeli taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra haritalar çakıştırılarak yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, uygulamada tapu kaydının revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar varsa özellikle gözönünde tutulmalı, kuşkusuz tapu kaydının dayanağı harita yoksa kayıtta tarif edilen sınır yerleri esas alınarak uygulama yapılmalı, tapu kaydında tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye dayanılan tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, bu yolla dava konusu taşınmazın davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız saptanmalı, tanık ve yerel bilirkişi beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde çelişki giderilmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz, davacı ...’un temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davacı ...’a iadesine, 11.06.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın