7. Hukuk Dairesi 2011/4338 E. 2012/2534 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

7. Hukuk Dairesi 2011/4338 E. 2012/2534 K. — Yargıtay Kararı

7. Hukuk Dairesi 2011/4338 Esas 2012/2534 Karar 09.04.2012
7. Hukuk Dairesi 2011/4338 E.,  2012/2534 K.

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu ... ada ... parsel sayılı 1.277.829,66 m2 yüzölçümündeki taşınmaz mera niteliği ile sınırlandırılarak Sarıkamış Allahu Ekber Dağları Milli Parkı sahası içinde kaldığı tutanağın beyanlar hanesinde gösterilmiştir. Davacı ..., miras yolu ile gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava konusu taşınmazın bir bölümünün adına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın uzman bilirkişi ... tarafından düzenlenen rapor ve haritada (A) harfi ile işaretli 2.153,93 m2 yüzölçümündeki bölümün davacı ... adına tapuya tesciline, geriye kalan bölümün ise mera olarak sınırlandırılmasına, özel siciline yazılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı Hazine'nin temyizi, dava konusu ... ada ... parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi ... tarafından düzenlenen rapor ve haritada (A) harfi ile işaretli 2.153,93 m2 yüzölçümündeki bölümün davacı adına tapuya tescili ile ilgili hükme yöneliktir.
Mahkemece dava konusu taşınmazın temyize konu bölümünün kamu malı niteliğinde mera olmadığı, tespit gününde davacı yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen koşulların gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Gerçekten kadastro tespitine bir kayıt ve belge esas alınmamış, yargılama sırasında taraflar da bir kayıt ve belgeye dayanmamışlardır. Dava konusu taşınmazın temyize konu bölümü ile temyize konu olmayan mera sahası arasında ayırıcı unsur olarak doğal ya da yapay bir sınır yeri bulunmamaktadır. Uzman ziraat bilirkişi raporunda, dava ve temyize konu bölüm ile temyize konu olmayan mera bölümü arasında kot farkı olduğu bildirilmiş ise de, meraların yapısı gereği bazı bölümleri arasında kot farkının olması doğaldır. Hal böyle olunca dava konusu taşınmazın temyize konu bölümünün, mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edilen taşınmaza el atılarak kazanıldığının ve onun bir bölümünü oluşturduğunun kabulü gerekir.
Bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımaz. Öte yandan objektif nitelikteki eylemli duruma aykırı düşen yerel bilirkişi ve tanık sözlerine de değer verilemez. Bu verilere göre hükme dayanak yapılan yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile uzman ziraatçi bilirkişinin dava ve temyize konu bölümün mera olmadığı yolundaki raporunun yasal bir dayanağı bulunmamaktadır.
Mahkemece bu olgular dikkate alınarak davacının davasının reddine, dava konusu taşınmazın tespitte olduğu gibi kamu malı mera niteliği ile sınırlandırılmasına, özel siciline yazılmasına karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 09.04.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın