7. Hukuk Dairesi 2011/2973 E. 2012/2362 K. — Yargıtay Kararı
7. Hukuk Dairesi 2011/2973 Esas 2012/2362 Karar 29.03.2012
7. Hukuk Dairesi 2011/2973 E., 2012/2362 K.
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Gereği görüşüldü: Dava haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat alacağının tahsili istemine ilişkindir. 1-İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere davalı şirketin bizzat haksız fiil sorumlusu olmasına göre davalı tarafın husumete ve vekalet ücretinin dava tarihindeki tarife gereğince hesaplanmasına ilişkin ve aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davalı tarafın kusura ve hükmedilen tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece davalı tarafın tam kusurlu olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi, hükmedilen tazminat miktarı yönünden varılan sonuç da davanın niteliğine ve dosya kapsamında toplanan delillere uygun düşmemiştir. Toplanan delillerden davalı tarafın yol yapım çalışması sırasında davacıya ait elektrik direği ve kablolarına hasar verdiği öne sürülerek görülen davanın açıldığı, davalı tarafça meydana gelen olayla ilgili olarak İspir Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/6 D.iş sayılı dosyası üzerinden delil tespiti yaptırıldığı, tespit dosyasının ve dosyada düzenlenen bilirkişi raporunun dava dosyası içerisine alındığı anlaşılmaktadır. Yanlar arasındaki uyuşmazlığın niteliği dikkate alındığında öncelikle meydana gelen olayda taraflara yüklenebilecek kusur durumunun belirlenmesi gerektiği ve bu hususun da teknik bir konuya ilişkin olup bu konuda uzman bilirkişi aracılığı ile değerlendirme yapılması gerektiği kuşkusuzdur. Ne var ki; mahkemece bilgisine başvurulan ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda, direk ve kablo diziliminin teknik şartnamelere uygunluk durumu hakkında açıklayıcı bir bilgiye yer verilmemiş, meydana gelen hasar nedeniyle taraflara atfedilebilecek kusur miktarı ve özellikle davacı tarafın olayda müterafik kusuru bulunup bulunmadığı belirtilmemiş, mahkemece de bu yön üzerinde durulmadan davalı tarafın tam kusurlu olduğu kabul edilerek karar verilmiştir. Öte yandan; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun, 08.12.2010 tarih, 2010/7-530 E, 2010/636 K.sayılı ilamında da vurgulandığı üzere hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararını hakız fiil sorumlularından isteyebilir. Yine dosya içeriğinden tahsili istenilen bedelin bir bölümünün davacının kendi çalıştırdığı işçilere ve araç sürücülerine ödediği ücretler ile araçların yakıt giderlerine, bir başka deyişle genel idare giderlerine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece bilgisine başvurulan bilirkişi raporunda zarar kalemleri sıralanırken genel idare giderlerinden olan işçilik ve vasıta giderine de yer verilerek hesaplamaya dahil edilmiş, mahkemece de benimsenen bu rapor doğrultusunda karar verilmiştir. Tarafların kusur durumu belirlenmeden ve davacı kurumun onarım giderleri belgelerinde belirtilen miktarlar doğru kabul edilerek, eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm verilemez. Hal böyle olunca, dava ve tespit dosyası yeniden aynı ya da konusunda uzman başka bir bilirkişiye tevdi edilerek tarafların kusur durumu açıklığa kavuşturulmalı, yine az yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak, hasarın giderilmesi için özel olarak işçi tutup çalıştırma veya harcama yapma söz konusu ise bunların kanıtlanması için davacı tarafın delilleri sorulup saptanmalı, bu konudaki gösterilecek deliller toplanmalı, özel olarak işçi tutup çalıştırıldığının ve harcama yapıldığının kanıtlanması halinde gerekirse bu yönden de zararın hesaplanması için yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor alınmalı, bilirkişi raporuna itiraz edilmesi halinde yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınmalı, raporlar arasında çelişki meydana gelmesi halinde gerekirse üçüncü kez bilirkişi incelemesi yaptırılarak çelişki giderilmeli, tarafların kusur durumu ve davacı tarafın isteyebileceği gerçek zarar miktarı duraksamasız belirlendikten sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm verilmelidir. Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş davalının temyiz itirazının bu yönlerden kabulüne karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı tarafın sair temyiz itirazlarının REDDİNE,(2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı taraf yararına BOZULMASINA, peşin ödenen toplam 693,70 TL harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 29.03.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.