7. Ceza Dairesi 2021/27679 E. 2025/9266 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

7. Ceza Dairesi 2021/27679 E. 2025/9266 K. — Yargıtay Kararı

7. Ceza Dairesi 2021/27679 Esas 2025/9266 Karar 18.06.2025
7. Ceza Dairesi 2021/27679 E.,  2025/9266 K.

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/1252 E., 2020/1014 K.
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet
HÜKÜM : Mahkumiyet, kaçak eşyanın müsaderesi, nakil aracının iadesi
TEMYİZ EDENLER : Katılan vekili, sanık
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15.10.2020 tarihli iade yazısı ile 7242 sayılı Kanun'da yapılan değişiklik nedeniyle lehe değerlendirme yapılmak üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine iadesine karar verilmesi üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I- Nakil Aracının İadesine Yönelik Temyiz İstemi Yönünden;
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle nakil aracının iadesine ilişkin kararın, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA,

II- Mahkûmiyet Hükmüne Yönelik Temyiz İstemleri Yönünden;
Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Ancak;
1.Sanığın temyiz dilekçesi ekinde sunmuş olduğu 16.06.2020 tarihli 8.167,86 TL ödemeye ilişkin tahsilat fişinin dava konusu kamu zararına ilişkin olup olmadığı araştırılarak ödemenin somut olaya ilişkin olduğunun anlaşılması halinde sanığın önceden ödediği gümrük vergisi miktarının gümrüklenmiş değer toplamından mahsubu ile 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 5/2. maddesi kapsamında soruşturma aşamasında dosyada KEMT varakasının olmaması nedeniyle usulüne uygun ihtarat yapılmayan sanığa gümrüklenmiş değer tutarının iki katını "hüküm verilinceye kadar" ödemesi halinde cezasında 1/2 oranında indirim yapılacağı ihtar edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

2.Sanığın suç tarihindeki adlî sicil kaydına göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına objektif koşullar bakımından engel halinin bulunmadığı ve hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına rıza gösterdiği anlaşılmakla, sanığın temyiz dilekçesi ekinde sunmuş olduğu 16.06.2020 tarihli 8.167,86 TL ödemeye ilişkin tahsilat fişinin suça konu kaçak eşyanın gümrük vergisine ilişkin ödeme olup olmadığı araştırılmak suretiyle, gümrük vergilerinden oluşan kamu zararının giderilmesi halinde subjektif şarta ilişkin değerlendirme de yapılmak suretiyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceği değerlendirildikten sonra hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, kamu zararının giderilmediğine ilişkin gerekçe ile yazılı şekilde hüküm tesisi,

3.Sanık hakkında hükmedilen 10 ay hapis cezasının adlî para cezasına çevrilmesi sırasında, adlî para cezasının belirlenmesine esas alınan tam gün sayısının gösterilmemesi ve 10 ay hapis cezasının doğrudan 6.000,00 TL adlî para cezasına çevrilmesi suretiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 52/3. maddesine aykırı davranılması, hukuka aykırı bulunmuştur.

Açıklanan nedenlerle, katılan ... İdaresi vekilinin ve sanığın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, 18.06.2025 tarihinde karar verildi.

KARŞI DÜŞÜNCE

Sanık ... hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün sanık ile katılan idare vekili tarafından temyizi üzerine, sayın çoğunluğun hükmün müsadereye ilişkin fıkrasının onanması ile sanık tarafından sunulan tahsilat fişinin 5607 sayılı Yasanın 5/2 nci maddesi uyarınca yapılan ödemeye ilişkin olup olmadığının araştırılmasından bahisle bozulmasına dair kararı yerinde değildir. Şöyle ki;

1) Yerel Mahkemenin 03.12.2020 tarih ve 2020/1014 sayılı kararıyla sanığın 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan mahkumiyetine, suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına karar verilmiştir. Temyiz incelemesi yapan Dairemiz, hükmün suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına ilişkin fıkrasının onanmasına, mahkumiyete ilişkin kısmının ise bozulmasına karar vermiştir.

Esas hükümle birlikte Yargıtay’ın temyiz incelemesine tabi tutulan müsadere kararının, aynı davanın konusunu oluşturan suça doğrudan bağlı olduğu hallerde suça ilişkin mahkumiyet hükmü bozulduğunda, bu hükme bağlı olarak verilen müsadereye ilişkin hüküm fıkrasının onanması ya da düzeltilerek onanması mümkün değildir. Nitekim doktrindeki görüşler ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları da bu yöndedir. Hükmün bozulması durumunda hüküm tümüyle ortadan kalkar, kısmi kesinleşme olmaz. (Nurullah Kunter, Temyiz Kanunyolunda Reform, Cumhuriyetin Ellinci Yılında Ceza Adalet Reformunun İlkeleri Sempozyumu Kanun Yolları, İstanbul 1973, s 97; Feridun Yenisey, Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, 5. Baskı, Ankara, Ekim 2017, s. 963; Veli Özer Özbek, M. Nihat Kanbur, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, İlker Tepe, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, Ankara 2011, s. 733). Bir karar bozulmakla tümüyle ortadan kalkmış ve hukuki gerekliliğini yitirmiş olacağından mahkeme bozmaya uyarsa yeni bir hüküm kurmak zorundadır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 14.11.1994 tarih ve 1994/5-262/280 E-K; 26.12.1994, 1994/1-350/375 E-K). Yukarda anlatılan doktrindeki görüşler ve Ceza Genel Kurulu kararlarına göre, özetle, bir karar hangi nedenle ve ne yönde bozulursa bozulsun tümüyle ortadan kalkacak ve hukuki sonuç doğurma özelliğini kaybedecektir. Yine; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.07.2014 tarih ve 2014/66-365 E-K sayılı ilamı ile birçok ilamında, Dairemiz ile diğer Ceza Dairelerinin ilamlarında belirtildiği gibi müsadere kararı bir güvenlik tedbiri olmakla birlikte hükmün bir parçasını oluşturmaktadır. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise, yani incelemeye konu dosyada olduğu gibi suçta kullanılan aracın müsaderesi işlenen suça bağlı olarak talep edilmişse, mahkemenin kurmuş olduğu hüküm bir bütün olup, bozma kararı verilmesi halinde hüküm tüm sonuçları ile ortadan kalkacak, yerel mahkeme ya da istinaf ceza dairesince bozma sonrası yapılacak yargılamada müsadere ile ilgili yeniden değerlendirme yapılarak bu konuda da karar verilecektir. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise ancak asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğurabilir. Bu halde sadece müsaderenin infazı mümkün değildir. Hükmün bölünmek suretiyle, asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğuran müsadere ile ilgili fıkranın onanması, hükmün diğer kısımlarının bozulması halinde yerel mahkeme ya da istinaf ceza dairesi kararının ceza ve güvenlik tedbiri olarak birbirinden ayrıştırılması sonucunu doğuracaktır. Bunların yanı sıra 5237 sayılı Türk Ceza Yasası’nın 54/3. maddesinde belirtildiği gibi müsadere kararının verilip verilmeyeceği mahkemenin takdirine bırakılan hallerde ki, dosyamızdaki müsadere hususu hakimin takdirinde olup, takdir yetkisinin ve mahkemenin direnme hakkının elinden alınması sonucuna neden olacaktır. Bunun tek istisnası müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili olmayıp müsadere konusu eşyanın üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımının suç oluşturmasıdır. Tüm bu anlatılanlar dikkate alındığında hükmün suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına ilişkin kısmının onanmasına dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.

2) Sanık tarafından sunulan 16.06.2020 tarihli tahsilat fişinin, kamu zararının ve eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katının ödenmesi gereken kurum olan Maliye Hazinesine ait olmayıp, Vergi Dairesi tarafından düzenlenmesi, vergi borcuyla ilgili olduğunun anlaşılması karşısında bu konuda araştırma yapılmasına gerek olmadığı düşüncesiyle sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 18.06.2025

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın