6. Ceza Dairesi 2012/7714 E. 2014/13511 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

6. Ceza Dairesi 2012/7714 E. 2014/13511 K. — Yargıtay Kararı

6. Ceza Dairesi 2012/7714 Esas 2014/13511 Karar 17.06.2014
6. Ceza Dairesi 2012/7714 E.,  2014/13511 K.

Tebliğname No : 6 - 2009/181348
MAHKEMESİ : Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 03/06/2009
NUMARASI : 2008/1383 (E) ve 2009/714 (K)
SUÇ : Hırsızlık

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

5560 sayılı Yasa ile 5271 sayılı CMK'nın 150/3. maddesinde yapılan değişiklik ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.12.2006 gün, 2006/8-317, 2006/319 sayılı kararı karşısında; hükmün tefhim edildiği son oturumda, savunman bulundurulmaksızın karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 150/3, 151/1, 188/1, 289/3-e maddelerine aykırı davranılması, sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Belli bir olay ile ilgili suç işlediği izlenimini veren ve hakkında herhangi bir araştırma yapılan kişi şüpheli statüsüne girer. Şüpheli kişide muhakeme hak ve yetkilerine sahiptir.

Yargılanacak her uyuşmazlık da; şüphelilik, uyuşmazlığın somut olması ve uyuşmazlığın çözümü şeklindeki özellikler vardır. O halde önce olay öğrenilmelidir. Yani sübut konusunda bir hükme varılır. Sübut (veya ispat) meselesi maddi mesele olup bundan geçmişteki olayı zihnimizde yeniden yaratmak yani nasıl meydana geldiğini belirlemektir. Olay belirlendikten sonra, olayla karşılaştırılacak hukuki norm ve olayın tipine uygun olup olmadığı konusunda sonuç çıkarılır, maddi durumun tespiti, hukuki durumun tespitidir. Hukuki durumun tespiti durumun tespiti olacaktır.

Hakim bu güne dayanarak dünü öğrenir. Dün hakkındaki şüphesini deliller sayesinde yener. Şüphenin yenilmesi yerini belirliliğe terk eder.
Delillerin gösterdiği objektif bakımından bir (ihtimal) dir. Buna rağmen ihtimal belli bir dereceye gelince kanaat (kanı) olacaktır. Şüphe yerini kanaate bıraktığında ispatta aranan belirlilik ortaya çıkar. Yani belirliliğe şüphenin yenilmesi ile ulaşılır.

Ceza Muhakemesinin asıl amacı maddi gerçeği ortaya çıkarmaktır. Maddi gerçeğe ulaştıracak araç ise delillerdir. Deliller; Sanık açıklamaları, tanık açıklamaları, sanık ve tanıktan başka kişilerin açıklamaları, kolluk, savcı ve hakim tutanakları, özel yazılı açıklamalar, görüntü ve (veya) ses kaydeden araçlarla açıklama ve belirtiler şeklinde ayrıma tabi tutulabilir. Bu deliller içerisinde tanık failin dışında herkes olabilir. Tanık beş duyusu ile olay hakkında bilgi edinen ve mahkemeye aktaran kişiyi ifade eder. Delil bakımından Ceza Muhakemesinin en önemli unsurlarından birisidir. Ancak tanık beyanlarının birbirleriyle örtüşen ve somut olayla uyumlu olması muhakkaktır.

Deliller yeterince araştırılmamış veya soruşturma eksik ise bu hususlar mutlaka giderilmelidir. Soruşturma evresinde toplanmamış delilleri mahkemenin toplaması gerekir. Hakimin sanık lehine ve aleyhine olan delilleri araştırıp; tam bir inanışla özgürce değerlendirerek kuşkudan arınmış bir sonuca ulaşması gerekir. Kuşkular yenilmelidir. Yani hükümde varsayıma dayalı kuşkulu kalan hususlar olmamalıdır. Maddi gerçeğin olayın bir bütünü veya parçasını temsil eden kanıtlardan ortaya çıkarılması gerekir. Bir takım varsayımlara dayanılarak karar verilmesi ceza muhakemesinin amacına kesinlikle aykırıdır. Kuşku ve çelişki yenilmeden karar verilemez. Eylem veya eylemlerin bir suç olup olmadığı belirlenmesi için eylemin önce işlenip işlenmediğinin sorunu çözülerek başlanır. Bu da kanıtların yorumu ile cevaplanacaktır. Hakim hangi kanıtı nasıl yorumladığını, yorum ile nasıl bir kanıya ulaştığını, kararının gerekçesinde göstermek zorundadır.

Gerekçedeki mantıksal kronolojik dizin ise iddia, savunma, kanıtlar, kanıtların yorumu, sabit kabul edilen eylem; ihlal edilen norm, normun yorumu ve en nihayet ulaşılan sonuç olan hüküm şeklinde olmalıdır.

Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelirsek;

Suç tarihinde katılanın evine tespit edilemeyen şekilde giren kişi ya da kişilerin, yatak odasında bulunan pantolon cebinden para, kredi kartları, aracına ait anahtar, ruhsat vb. eşyayı ardından evden alınan anahtarla katılanın evinin önünde içinde boya malzemesi bulunan kamyoneti alarak uzaklaştığı, katılanın kendi çabaları ile aracını Çinçin istikametinde terk edilmiş ve içindeki malzemeler alınmış şekilde bulduğu,
Katılanın müracaatından yaklaşık 16 saat kadar sonra, polis ekiplerinin yaptıkları çalışmalar sonucunda, 204 Sokak No:95 sayılı evin önüne gelindiği sırada, evin bahçesinde kolilerin olduğunun görüldüğü ve tanık B. G..e kolilerin ne olduğu sorulduğunda, hırdavat dükkanı olan kayınpederi A.T..'a ait olduğunu, bilahare dükkana götürülmek üzere kayınbiraderi T.. G.. tarafından getirildiğini söylediği, bu sırada ...plakalı kamyonetin geldiği ve aracın kasasında bulunan şahısların kaçtığı, araç sürücüsü tanık Hü.K..ın yakalandığı ve Aliko lakabıyla bildiği şahsın aracı nakliye için kiraladığını, bu şahsın yanında 4 kişinin daha olduğunu, ancak şahısları tanımadığını, aracın Serpme Sokak 18/b adresinden bu şahıslarca yüklendiğini, kolileri buraya yıkıp aynı adresten yeniden koli getirdiğini, malların boşaltılması sırasında H. Ç..'ın orada olduğunu, Aliko lakaplı kişinin evini gösterebileceğini; tanık olarak dinlenen A. T.. ve H. Ç..'ınsa olayla ilgili bilgilerinin olmadığını beyan ettikleri, araçta bulunan katılana ait bir kısım malzemenin teslim edildiği, kalanınınsa bulunamadığı,

22.09.2004 tarihli fezlekede, Ömer, Salih, Aliko ve Tarık isimli kişilerin yakalanması için çalışmaların devam ettiğinin belirtildiği,

05.01.2005 tarihinde yakalanan sanığın, suç tarihinde evde olduğunu, kamyonla malzeme getirme ve ardından polisleri görüp kaçma gibi bir olayın olmadığını; duruşmada alınan beyanında ise tanık B. G..'le 4 yıldır görüşmediğini beyan ettiği,

Tanık H. K..hakkında Ankara 8. Asliye Ceza Mahkemesi'nde (2004/948) kamu davası açıldığının belirtildiği,

Soruşturma aşamasında, tanık Hüseyin Kıymaz'a beyanında geçen, 21.09.2004 tarihli yakalama tutanağında imzası bulunan polis memurlarına olay yerinden kaçan şahıslar arasında sanığın olup olmadığına yönelik herhangi bir teşhis işlemi yaptırılmadığı, yargılama sırasında da tanık H. K..'ın dinlendiği oturumda sanığın hazır bulundurulmayarak ve tutanak mümzileri dinlenmeyerek bu eksikliğin devam ettirildiği; tanık H. K... Aliko lakaplı kişinin evini gösterebileceğini söylediği halde bu kişinin açık kimlik bilgileri tespit edilip beyanının saptanmadığı ve tanıkların olayın oluş şekline ilişkin olarak beyanlarının birbirleriyle ve kendi içlerinde çeliştiği hususları bir arada değerlendirildiğinde, olayın gerçek failinin sanık olup olmadığı konusunda duraksamalar bulunduğunun anlaşılması karşısında, öncelikle;
Savunmasında belirtmiş olduğu üzere sanığın tanık Bilge ile arasında bir husumet bulunup bulunmadığı hususu araştırılıp; tanık H. K..'ın olay yerinde olduğunu söylediği Aliko isimli kişinin açık kimlik bilgilerinin tespiti ile tanık sıfatı ile beyanının alınması, adı geçen tanık, tutanak mümzileri ve sanığın hazır bulundurularak, sanığın tanığın beyanlarında geçen ve olay yerinden kaçan şahıslardan biri olup olmadığı konusunda teşhis yaptırılıp (mümkün olmaması halinde fotoğrafları gösterilmek suretiyle); katılanın evinde ve aracında parmak izi incelemesi yapılıp yapılmadığı tespit edilip, Ankara 8. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2004/948 dosyasıyla bu dosyanın birleştirilmesinin olanaklı olup olmadığı araştırılıp, olanaklı değil ise, denetime olanak sağlaması açısından dosyanın onaylı suretinin dosya içerisine konulup, açık kimliği tespit edilemeyen Ömer, Salih, Aliko isimli kişilerle ilgili soruşturma dosyasının akıbeti sorulup,

Olaya ilişkin tüm deliller toplandıktan sonra, suçun failinin sanık olup olmadığı, sanığın tanığın aracının tutulması ve malzemelerin taşınması sırasında olay yerinde bulunup bulunmadığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanıp, olayın faili olduğunun tespit edilmesinden sonra da eyleminin hukuki vasfının tayin ve takdiri gerektiği dikkate alınmadan, sanığın aşamalardaki suçun inkarına yönelik ısrarlı savunmalarına karşın tanık B. G..'in anlatımlarına hangi nedenlerle üstünlük tanındığı ve sanığın katılanın evine girip hırsızlık eylemini gerçekleştirdiğine ilişkin delillerin nelerden ibaret olduğu da karar yerinde açıklanıp tartışılmadan eksik inceleme ile yazılı biçimde hüküm kurulması;

Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, 17.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın