6. Ceza Dairesi 2009/9110 E. 2010/1653 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

6. Ceza Dairesi 2009/9110 E. 2010/1653 K. — Yargıtay Kararı

6. Ceza Dairesi 2009/9110 Esas 2010/1653 Karar 18.02.2010
6. Ceza Dairesi 2009/9110 E.,  2010/1653 K.

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hırsızlık, hırsızlık malı satın almak
HÜKÜM : Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Hükümlü ... hakkında kurulan Soma Asliye Ceza Mahkemesinin 10.05.2004 gün ve 2003/164-2004/189 sayılı önceki hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiğinin anlaşılması karşısında; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 günlü, 2007/125-186 sayılı ve benzer kararlarında açıklandığı üzere adı geçen hükümlü hakkında temyiz edilmeksizin kesinleşen ilk hüküm, ancak suç tarihinden sonra yürürlüğe giren yasalar yönünden talep üzerine yada resen uyarlama yargılamasının konusu olabilir ve genel yargı ile uyarlama yargısı birlikte yürütülemez.

Hükümlü hakkındaki kararın kesinleşmesinden sonra, aynı dosyada sanık ...'a ilişkin ilk hükmün Üst Cumhuriyet Savcısı ile sanık savunmanınca temyiz edilmesi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, 5320 sayılı Yasanın 8/2. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak iadesi üzerine, hakkındaki hüküm kesinleşmiş olan hükümlü ...'ın tekrar yargılanma sürecine dahil edilerek, ikinci hükmün kurulduğu anlaşılmaktadır. Kurulan bu ikinci hüküm, hukuki değerden yoksun ve yok hükmünde bulunduğu anlaşıldığından, hukuki varlık kazanmayan bir kararın temyiz davasına konu edilmesi de mümkün değildir.

Bu nedenle; hükümlü ... hakkında yeniden kurulan ikinci hükme yönelik, konusu bulunmayan temyiz itirazının 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'nun 317. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak REDDİNE,

5252 sayılı Kanunun 9/3. maddesine göre, adı geçen hükümlü hakkında gereğinin takdiri yönünden, mahkemesine gönderilmesi için dosyanın incelenmeden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE,

Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazına gelince;

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1- Suçun geceleyin işlendiğine ilişkin kanıtların neler olduğu karar yerinde açıklanıp gösterilmeden, verilen cezanın 5237 sayılı TCY’nın 143. maddesi ile artırılması,

2- 5237 sayılı TCK.nun 145.maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCK.nun 522.maddesindeki “hafif” veya “pek hafif” ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığının” 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi, sanığın özgülenen kastı ve olayın özelliği de gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçilebileceği ölçüdeki düşük değerler esas alınmak, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden, bu maddeye düzenleniş amacının dışında yorumlar getirilerek cezadan indirim yapılması,

3- 5237 sayılı TCY'nın 7/2 ve 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleriyle Yargıtay İçtihadıBirleştirme Kurulunun 23.2.1938 günlü 1937/23-1938/9 sayılı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 25.5.1999 günlü 133/142 sayılı kararları ışığında, sanık yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin ayrı, ayrı olaya uygulanarak, ortaya çıkacak sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı, Mahkemece 5237 sayılı TCK.nun hükümleri sanık yararına kabul edilerek anılan Yasa ile hükümlülük kararı verildiği halde, hükmolunan kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi sırasında, 5237 sayılı Yasanın 50. maddesi yerine 647 sayılı Yasanın 4. maddesi ile uygulama yapılması ve aynı Yasanın 6. maddesi ile hükmolunan sonuç adli para cezasının ertelenmesi suretiyle karma uygulama yapılması,

4- Kabul ve uygulamaya göre de;

a- 5271 sayılı CMK.nun 326/2. maddesi uyarınca birlikte işlenmiş suç nedeniyle mahkum edilmiş olan sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı, ayrı, ortak yargılama giderlerinden de paylarına düşen miktarda eşit olarak sorumlu tutulmaları gerektiğinin düşünülmemesi,

b- Hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231/5-14. maddesi uyarınca yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'un temyiz itirazı ile tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'nıın 326/son maddesinin gözetilmesine, 18/02/2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın