5. Hukuk Dairesi 2010/19537 E. 2011/2657 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

5. Hukuk Dairesi 2010/19537 E. 2011/2657 K. — Yargıtay Kararı

5. Hukuk Dairesi 2010/19537 Esas 2011/2657 Karar 17.02.2011
5. Hukuk Dairesi 2010/19537 E.,  2011/2657 K.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazlar bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekilleri yönünden verilen dilekçelerle istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
- K A R A R –
Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmazlar bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın 20 yıllık hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Her ne kadar taşınmazlara 1955 ve önceki yıllarda el atıldığından 2942 sayılı yasanın 38. maddesinde yazılı 20 yıllık hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle dava reddolunmuş ise de; 159, 161, 165 ve 175 parsel sayılı taşınmazlar 24.12.1997 tarihinde tescil kararı ile hükmen davacılar adına tapuya tescil edilmekle davacılar aktif husumet ehliyetini bu tarih itibariyle kazanmışlardır.
Bu itibarla hak düşürücü süre 24.12.1997 tarihinden itibaren başlayacağından mahkemece bu parseller yönünden işin esasına girilerek hüküm kurulması gerekirken süre yönünden davanın reddine karar verilmesi,
2-176 parsel sayılı taşınmaz yönünden yapılan incelemede; dava konusu taşınmaza 1955 ve önceki yıllarda el atıldığı anlaşılmış ise de; ilk tapu maliki taşınmaz mülkiyetini 07.11.1973 yılında kadasto tespitiyle kazandığından 221 sayılı yasayı uygulama olanağı da yoktur.
30.06.2010 tarihinde yürürlüğe giren 5999 sayılı Yasa ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa eklenen Geçici 6. madde ile; “Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 09.10.1956 tarihi ile 04.11.1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce tazmin talebiyle dava açmış olanlar; bu madde hükümlerine göre uzlaşma yoluna gitmeyi isteyip istemediklerini bu maddenin yürürlüğe girmesinden itibaren üç ay içinde idareye ve mahkemeye verecekleri dilekçeler ile bildirebilirler. Uzlaşma talebi üzerine, uzlaşma görüşmelerinin neticesine kadar dava bekletilir; uzlaşılmaması halinde, uzlaşmazlık tutanağının mahkemeye sunulmasından sonra davaya devam edilir.” hükmü getirilmiş ise de taraflar arasında uzlaşmanın söz konusu olmayacağı anlaşıldığından işin esasına girilerek karar verilmesi gerektiğinden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Doğru görülmemiştir.
Davacılar vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla kabul edilerek hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, davacılardan peşin alınan temyiz harçlarının istenildiğinde iadesine, 17.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın