5. Ceza Dairesi 2011/7848 E. 2011/21552 K. — Yargıtay Kararı
5. Ceza Dairesi 2011/7848 Esas 2011/21552 Karar 04.10.2011
5. Ceza Dairesi 2011/7848 E., 2011/21552 K.
Nitelikli zimmet, resmi evrakta sahtecilik, dolandırıcılık ve görevi kötüye kullanma suçlarından sanıklar ... ve ...’in bozma üzerine yapılan yargılanmaları sonunda; sanık ...’ın nitelikli zimmet, resmi evrakta sahtecilik ve görevi kötüye kullanma suçlarından, sanık ...’in ise dolandırıcılık eyleminin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğunun kabulü ile bu suçtan ve resmi evrakta sahtecilik suçundan mahkümiyetlerine dair, Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 07.09.2005 gün ve 2005/179 Esas, 2005/187 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi sanıklar müdafiileri tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelendi; Hükmolunan cezanın nev’i ve miktarına göre sanık ... müdafiin süresinden sonra vaki duruşmalı inceleme isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 318. maddesi uyarınca reddiyle, incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Sanık ...’a isnat olunan görevi kötüye kullanma suçunun kanunda öngörülen cezanın üst sınırı itibariyle 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirtilen 7 yıl 6 aylık asli ve ilave zamanaşımına tabi olduğu, suç tarihi olan 2002 yılından inceleme tarihine kadar bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükmün 5237 sayılı TCK.nun 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanunun 322/1 ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddeleri uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, Sanık ... Hakkında nitelikli zimmet ve resmi evrakta sahtecilik suçlarından sanık ... hakkında resmi evrakta sahtecilik suçlarından kurulan hükümlerin sanıklar hakkında resmi evrakta sahtecilik suçundan hükmolunan hapis cezalarının kazanılmış hak uygulaması nedeni ile iki yılın altına düştüğü, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun Dairemizce de benimsenen 04.03.2008 gün ve 2008/6-47, 2008/43 sayılı kararında vurgulandığı gibi yanılgılı uygulama nedeniyle bir kez daha atıfet sağlanamayacağı, bu nedenle CMK.nun 231. maddesinin uygulanamayacağı gözetilerek yapılan incelenmesinde; Sanık ...’ın kooperatifin mal ve paralarının diğer sanık ... tarafından mal edinilmesini sağlamaya yönelik eylemlerinin de teselsül eden nitelikli zimmet eylemlerine dahil olduğunun ve sanık ...’nin kendi lehine gerçekleşen zimmet eylemlerinde sanık ...’ı ve senet düzenlemeye yetkili diğer memurları azmettirdiği anlaşıldığından her iki sanığın “memurun müteselsilen resmi evrakta sahteciliği” suçundan cezalandırılmaları gerektiğinin gözetilmemesi, suçların 5237 sayılı Yasanın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesine rağmen sanıklar hakkında aynı Yasanın 53/5. maddesinin uygulanmaması, karşı temyiz olmadığından; sanık ... hakkında zimmet suçundan hüküm kurulurken TCK.nun 247/1. maddesi uyarınca temel ceza belirlenerek aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezada artırım yapılması yerine doğrudan 247/2. madde gereğince ceza tayin edilmesi sonuç cezaya etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamış; sanıklar hakkında resmi evrakta sahtecilik suçlarından dolayı madde 53/1 uyarınca hapis cezasına mahkümiyetin sonucu olarak hak yoksunluğuna hükmedilmemesi nedeniyle kazanılmış hakka konu olamayacağından mahallinde bu hususta her zaman karar verilmesi mümkün görülmüştür. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; 5237 sayılı TCK.nun 53/3. maddesine göre 53/1-c maddesinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile ilgili hak yoksunluğunun koşullu salıvermeden sonra uygulanamayacağı gözetilmeden, sanık ... hakkında nitelikli zimmet suçu nedeniyle kurulan hükümde hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanmasına karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden bu hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu cihetin yeniden duruşma yapılmaksızın CMUK.nun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasında yer alan söz konusu hak yoksunluklarına ilişkin bölümün çıkarılarak yerine “5237 sayılı TCK.nun 53/3. maddesine göre 53/1-c maddesinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile haklarından koşullu salıverilme tarihine, 53/1. maddesinde yazılı diğer haklardan 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan bu hükmün DÜZELTİLEREK, sanık ... hakkında resmi evrakta sahtecilik suçundan kurulan hükmün ise DOĞRUDAN ONANMASINA, Sanık ... hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan kurulan hükme yönelik itirazlara gelince: Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; ... Tarım Kredi Kooperatifinde hizmetli kadrosunda çalışan ve kooperatif müdürü olan diğer sanık ... tarafından sözlü şekilde depo sorumlusu olarak görevlendirilen ve buna itiraz etmeyerek uzunca bir süre bu görevi fiilen sürdürmesi nedeniyle depoda bulunan mallara vazülyed eden sanık ...’in gözetim ve muhafazası altında bulunan malları ve diğer sanığın zilyetliğindeki paraları, mallar yönünden sanık ...’la fikir ve eylem birliği içinde ve paralar bakımından diğer sanığı azmettirmek suretiyle iştiraken yetkili memurlara üçüncü şahıslar adına sahte borçlanma senetleri düzenleterek mal edinmesi eylemlerinin kül halinde müteselsilen nitelikli zimmet suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin hizmet nedeniyle emniyeti suistimal suçunu oluşturduğunun kabulü ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Kabule göre de; 5237 sayılı TCK.nun 53/1. maddesi uyarınca hapis cezasına mahkümiyetin kanuni sonucu olarak göre 53/1-c maddesinde yer alan kendi alt soy üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile ilgili hak yoksunluğunun koşullu salıvermeden sonra uygulanamayacağı gözetilmeden, hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanmasına karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sanığın kazanılmış hakkı saklı tutulmak suretiyle hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321 ve 326. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.