5. Ceza Dairesi 2011/409 E. 2012/13404 K. — Yargıtay Kararı
5. Ceza Dairesi 2011/409 Esas 2012/13404 Karar 20.12.2012
5. Ceza Dairesi 2011/409 E., 2012/13404 K.
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Zimmet HÜKÜM : Mahkümiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi; Katılan vekilinin temyiz isteminden vazgeçmesi nedeniyle incelemenin sanık müdafiin temyizine hasren yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01/11/2011 gün ve 2011/7-210-2011/218 sayılı, 27/01/2009 gün ve 2008/7-151, 2009/9 sayılı Kararlarında da belirtildiği üzere, nitelikli zimmet suçundaki hileli davranışların, fiilin ortaya çıkmamasını sağlamaya yönelik olmasının yanında, bu sonucu gerçekleştirmeye elverişli olacak nitelikte yoğun ve aldatıcı olması gerektiği, herkes tarafından anlaşılabilir ve özünde aldatıcı niteliği bulunmayan bir davranışın hileli bir davranış olarak kabul edilmesinin mümkün bulunmamasına, eylemlerin ortaya çıkış şekline göre tebliğnamede eylemin nitelikli zimmet olduğuna ilişkin görüşe iştirak edilmemiş, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir. Ancak; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08/06/2010 gün ve 2010/11-98 Esas, 2010/143 sayılı Kararında vurgulandığı üzere de; TCK'nın 43/1. maddesinin açıklığı karşısında zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için suçların farklı zamanlarda işlenmesi gerekmesine göre, hükme esas alınan bilirkişi raporunda zimmete ilişkin 6 belgenin tarihinin aynı olduğunun belirtilmesi ve sanığın da muhakkikçe alınan ifadesinde mükelleflerden tahsil ettiği halde paraları kasaya yatırmadığını beyan etmesi karşısında zimmetin değişik zamanlarda işlenmesi koşulunun ne suretle gerçekleştiği açıklanıp tartışılmadan sanık hakkında tayin edilen cezanın TCK'nın 43. maddesi uyarınca artırılması, CMK'nın 2/e, 158/1 ve 160. maddelerine ve Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 17/10/2006 gün ve 2006/5-165-213 sayılı Kararına göre; soruşturmanın, “kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi” ifade ettiği ve soruşturmanın Cumhuriyet Başsavcılığı veya kolluk makamlarınca suçun işlendiğinin öğrenilmesiyle başladığı dikkate alınarak, sanığın Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan ve 04/12/2008 tarihinde havale edilen suç duyurusundan önce ödediği miktarların toplamına nazaran sanığın ödeme iradesinin soruşturma başlamadan önceye yönelik olduğu gözetilerek cezasından 5237 sayılı TCK'nın 248/1. maddesi uyarınca 2/3 yerine aynı Kanunun 248/2. maddesi gereğince 1/2 oranında indirim yapılması sonucu fazla ceza tayini, Suç tarihi olan 2008 yılındaki ekonomik koşullar ve paranın satın alma gücü nazara alındığında, zimmete geçirildiği kabul edilen 5.437 TL'nin değerinin azlığı nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 249. maddesi uyarınca cezada indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, TCK'nın 53/5. maddesi uyarınca sadece kötüye kullanılan hak ve yetkinin kullanılmasına ilişkin yasaklamaya hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde tüm bentleri kapsar şekilde karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.