5. Ceza Dairesi 2010/12 E. 2012/9792 K. — Yargıtay Kararı
5. Ceza Dairesi 2010/12 Esas 2012/9792 Karar 03.10.2012
5. Ceza Dairesi 2010/12 E., 2012/9792 K.
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : İkna suretiyle irtikap HÜKÜM : Mahkümiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: Yapılan yargılama sonunda sanığın alkol ölçümü yapılması için gerekli olduğuna katılanı ikna ederek 100 TL para almak suretiyle atılı suçu işlediğinden bahisle mahkümiyetine karar verilmişse de katılanın C.Başsavcılığında alınan ifadesinde “önce üzerinde bulunan 50 TL.yi sanığa verdiğini, daha sonra da tanık ...'tan aldığı 50 TL.yi verdiğini” söylemesine rağmen duruşmadaki ifadesinde ise “üzerinde para olmadığını, 50 TL ...'dan ve 50 TL ...'tan alarak 100 TL.yi sanığa verdiğini” beyan ettiği, yine katılanın 16/03/2007 tarihli ihbar tutanağı başlıklı belgede yazıldığı üzere “ilk olarak sanığa 50 TL para verdiğini, bu esnada yanlarında kimsenin olmadığını, daha sonra ...'un arkadaşı...'dan 50 TL daha alarak sanığa verdiğini ve bunu ... ile...'ın gördüğünü” beyan ettiği, tanık ...'in C.Başsavcılığındaki ifadesinde “yeğeni olan katılanın kendisine sanığa 100 TL verdiğini söylediğini” beyan ettiği ancak duruşmadaki ifadesinde ise “katılanın sanığa parayı verdiğini gördüğünü” söylediği, ayrıca katılanın ifadelerine göre para verme olayının çekicilerin gelmesinden önce gerçekleşmiş olduğu ancak tanık Süleyman'ın olay yerine geldiğinde çekicilerin orada olduğu, tanık ...'un C.Başsavcılığı ve duruşmadaki ifadelerinde “kendisinin tanık ...'a 50 TL verdiğini, parayı ...'dan alan katılanın da sanığa verdiğini” beyan ettiği ancak idari soruşturma esnasında verdiği ifadesinde ise “katılanın aldığı paraları elinde tuttuğunu, sanığa verirken görmediğini” söylediği, belirtilen ifadelerin hem kendi içlerinde hem de birbirleriyle çelişkili olduğu, ayrıca katılan ile tanık ...'in polisler tarafından çağırılan çekiciye 50 TL ödediklerini beyan etmelerine rağmen çekicinin sürücüsü olan tanık ... ve tanık ...'un beyanlarına göre çekici için tanık ... ... tarafından 30 TL ücret ödendiği, bunun haricinde katılan tarafından çekici sürücüsüne herhangi bir para ödenmediği, yine katılan ve tanık ... gittikleri jandarma karakolundaki görevlinin alkol ölçümü için para alınmadığını söylediğini beyan ettikleri, ancak C.Başsavcılığınca ifadeleri alınan ve ilgili karakolda görev yapan tanıklar Yaşar Sağlam ve ... ... bu hususta bir konuşma geçmediğini söyledikleri, Öte yandan kazaya karışan katılana ait aracın sürücüsü olup başlangıç anından itibaren olay mahallinde bulunan tanık ...'un aşamalardaki tüm anlatımlarında istikrarlı bir şekilde sanığın kendisinden veya katılandan para istemediğini, katılanın da sanığa herhangi bir para vermediğini beyan ettiği, sanıkla aynı ekipte görevli diğer polis memuru olan tanık ...'ın da para isteme veya alma olayının olmadığını ve alkol ölçümünü de kendisinin yaptığını beyan ettiği, tüm bu ifadeler ve dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın katılandan para aldığı hususunun şüpheli kaldığı, ceza yargılaması sonucunda mahkümiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak biçimde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Anayasa m.38/4, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi m. 6/2, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi m. 11, Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi m.142/2), katılanın ve tanıklar ... ile ...'un çelişkili ifadelerinin diğer tanık ifadeleri de dikkate alındığında mahkümiyet için yeterli olmayacağı, sanığın atılı suçu işlediğine dair kesin, inandırıcı ve yeterli delil bulunmadığı gözetilmeden yazılı şekilde mahkümiyetine karar verilmesi, Kabule göre de; Hükümden sonra 05/07/2012 gün ve 28344 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasanın 86. maddesi ile eklenen 5237 sayılı TCK'nın 250/4 maddesinde suç konusunun değeri ve mağdurun ekonomik durumuna göre cezada indirim öngörülmesi karşısında, mahkemesince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması, 5237 sayılı TCK'nın 53/3. maddesi uyarınca sanığın sadece kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun koşullu salıverme tarihinden itibaren uygulanamayacağı gözetilmeksizin altsoyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde sanığın 53/1-c maddesindeki hakların tümünü koşullu salıverilmeye kadar kullanmaktan mahrum bırakılmaya hükmedilmesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.