5. Ceza Dairesi 2008/7999 E. 2011/4971 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

5. Ceza Dairesi 2008/7999 E. 2011/4971 K. — Yargıtay Kararı

5. Ceza Dairesi 2008/7999 Esas 2011/4971 Karar 23.06.2011
5. Ceza Dairesi 2008/7999 E.,  2011/4971 K.

Zorla kaçırıp alıkoyma, ırza geçmeye tam teşebbüs ve şartlı tehdit suçlarından sanık ..., zorla kaçırıp alıkoyma suçundan sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... ile bu suça fer'an iştirakten sanıklar ..., ..., ... ... (...), ... ve ...’in yapılan yargılanmaları sonunda; sanık ...’ nın atılı suçtan beraetine, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ... (...), ... ve ...’ün atılı suçlardan, sanık ...’ün zorla kaçırıp alıkoyma suçundan ve ırza geçmeye teşebbüs eyleminin ırz ve namusa tasaddide bulunma suçunu oluşturduğunun kabulü ile mahkümiyetine dair, ... Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 10.10.2006 gün ve 2005/303 Esas, 2006/221 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi sanıklar müdafiileri, sanık ... (...) ve katılan ... ... tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelendi;
Hükmolunan ceza miktarlarına göre sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... müdafiin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nun 318. maddesi uyarınca reddiyle incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanık ...’ün oluşa uygun olacak şekilde işlediği kabul edilen ırz ve namusa tasaddide bulunma suçunun yasa maddesinde öngörülen cezanın tür ve tutarına nazaran 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirlenen 7 yıl 6 aylık asil ve ilave zamanaşımına tabi olduğu, suç tarihi olan 12.07.2003’den inceleme gününe kadar bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından 5237 sayılı TCK.nun 7/2 ile 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle hükmün CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanık hakkında açılan kamu davasının aynı Yasanın 322 ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddeleri uyarınca zamanaşımı sebebiyle DÜŞMESİNE,
Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle sanık ... hakkında verilen beraet hükmü usul ve kanuna uygun olduğundan, sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kurulan mahkümiyet hükümleri ise delillerle iddia ve savunma duruşma gözönünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, sanıklar müdafiileri ve katılanın temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
Sanık ... hakkında zorla kaçırıp alıkoyma suçundan, sanıklar ..., ..., ... ... (...), ... ve ... hakkında zorla kaçırıp alıkoyma suçuna fer’an iştirakten kurulan mahkümiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının iade yazısının öncesindeki ilk yargılama sırasında sanık ...’ün iddianame yüzüne okunmak suretiyle savunması alınmadan ve iade yazısından sonra yapılan yargılamada ise iade yazısı okunup yine iddianame okunmadan yasal haklarının hatırlatılması suretiyle usulüne uygun şekilde sorgusu yapılmayarak CMK.nun 191 ve 147. maddelerine muhalefet edilmesi,
Yüzleştirme tutanağı içeriğine göre sanık ...’nin mağdure ... ... ve müşteki ... tarafından fiziki özellikleri itibari ile değil, sesinden teşhis olunduğu, müşteki ...’in aşamalarda ...’nin de olayın içinde olduğunu belirtmesine rağmen mahkemece de usulüne uygun bir teşhisin yaptırılmadığı, diğer yandan özellikle mağdurenin "... köyün muhtarının evinde telefon açtıktan sonra annesi ve babası ile karşılaştım, yani ... ve ... ile karşılaştım, bu iki sanık ...’ya bana telefon açtırıp açtırmadıklarını söylediler, ... da onlara ben telefon açtırdım dedi. .." şeklinde ortaya çıkan duruşma beyanı dikkate alındığında; sanıklar ... ... ve ... ...’ün mağdurenin zorla kaçırılıp alıkonulmasına etki eden veya kolaylaştıran bir eylemlerinin tespit olunamadığı, yine sanıklardan ...'nin sanıkların mağdureyi zorla kaçırıp alıkoyduklarına ilişkin birlikte hareket edip sanıkların eylemlerine iştirak ettiği hususunda da delil bulunmadığı, şu duruma göre sanıklar ..., ..., ... ve ...’nin üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair mahkümiyetlerine yeterli her türlü şüpheden uzak delil elde edilemediği, süphenin giderilemediği ve lehe yorumlanmasının gerektiğinin anlaşılması karşısında, yazılı gerekçelerle mahkümiyet hükümleri tesisi,
Tüm dosya kapsamına göre sanık ...’in evinden telefon edilmesine izin verilmesi şeklindeki eyleminin diğer sanıkların eylemlerini gerçekleştirmelerine herhangi bir etkisinin olmadığı ve eylemin işlenmesine kolaylık sağlamak olarak da değerlendirilemeyeceği, öte yandan muhtar olan sanığın zorla kaçırıp alıkonulma suçunun işlenildiğini öğrenmesine rağmen muhtarlık görevinin gereği olarak yetkili mercileri durumdan haberdar etmemesinin 765 sayılı TCK.nun 235 ve 5237 sayılı TCK.nun 279. maddesi kapsamında kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suçunu oluşturduğu gözetilmeden isabetsiz gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafiileri ile sanık ...’ün (...) temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın