3. Hukuk Dairesi 2015/17841 E. 2016/11709 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

3. Hukuk Dairesi 2015/17841 E. 2016/11709 K. — Yargıtay Kararı

3. Hukuk Dairesi 2015/17841 Esas 2016/11709 Karar 18.10.2016
3. Hukuk Dairesi 2015/17841 E.,  2016/11709 K.

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
VEK.AV....
VEK.AV....

Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle daha önceden belirlenen 18.10.2016 duruşma günü için tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av. Okan Metiner geldi. Aleyhine temyiz olunan davacı adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00'e bırakılması uygun görüldügünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dilekçesinde; müvekkili şirketin 25.02.2013 tarihinde davalı şirketin hesabına, gün içinde fazlaca işlem yapılması nedeniyle 50.000 TL'yi sehven yatırdığını, davalı şirket ile müvekkili şirket arasında ticari ilişki bulunmadığını, bu konuda davalıya çekilen ihtarnamenin de sonuçsuz kaldığını ileri sürerek; 50.000 TL alacağın 25.02.2013 tarihinden işleyecek ticari faiz ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirketin, müvekkili şirketin eski bayisi olan Çankaya Medya Dağıtım Limited Şirketinin bayilik kodunu havale açıklamasına yazmak suretiyle 50.000 TL'yi gönderdiğini, diğer bir anlatımla davacı şirket tarafından, dava dışı Çankaya Medya ile müvekkil şirket arasındaki sözleşme uyarınca kurulan cari hesaba ödeme gerçekleştirildiğini, davacı şirket yetkilisinin müvekkili şirketin eski bayisinin gayriresmi ortağı olduğunu ve bayinin faaliyetlerinde fiilen görev aldığını, davacının sehven yaptığını iddia ettiği ödemeyi sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak müvekkil şirketten değil, vekaletsiz iş görme hükümlerine dayanarak dava dışı eski bayiden talep etmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davacı şirketin ödemeyi bilinçli bir şekilde yapmadığı, ödemenin hatayla gerçekleşmiş olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafça temyiz edilmiştir.
.../...

-2-

6098 sayılı TBK'nun 78.maddesi gereğince, borç olmayanı rızası ile ödeyen kimse, yanlışlığa düştüğünü ispat ettiği takdirde ödediğini geri isteyebilir. Bu maddede belirtilen yanlışlık, eda ile ilgili olup, edada bulunanda bağışlama irade ve arzusunun bulunmadığını gösteren bir yanılmadır. Başka bir deyişle, davacı hataya düşmeseydi, davalıya edada bulunmayacağı anlamına gelmektedir.
Öte yandan, 6098 sayılı TBK'nun 555. ve ardından gelen maddelerinde düzenlenmiş olan havale, hukuksal nitelikçe (tıpkı onun özel biçimlerinden biri niteliğindeki çek gibi) bir ödeme vasıtasıdır. Eş söyleyişle, havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur. Bu yasal karinenin tersini (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) ileri süren havale eden, bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür.
Somut olayda; gönderilen havalenin açıklama kısmına, davalı şirketin bayisi olan dava dışı şirketin bayiye verilen bayi kodu yazılmıştır. Bu olgu ve havalenin davalı şirketin hesabına gönderilmiş olması, ödemenin hataya dayalı olarak yapılmadığını, diğer bir anlatımla davacı şirketin, dava dışı bayinin davalı şirkete olan borcunu ödeme iradesiyle hareket ettiğini göstermektedir. Nitekim, davacı vekilinin 11.12.2014 tarihli celsede, müvekkili şirketin aralarındaki ticari ilişki nedeniyle dava dışı bayiye borçlu bulunduğu, bayiye yapılacak ödemenin sehven davalı şirkete gönderildiği yolundaki beyanı, tevil yollu ikrar niteliğindedir.
Hal böyle olunca, mahkemece; ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı taraf için takdir edilen 1.350 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Katip: H.A

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın