3. Hukuk Dairesi 2012/4859 E. 2012/8949 K. — Yargıtay Kararı
3. Hukuk Dairesi 2012/4859 Esas 2012/8949 Karar 03.04.2012
3. Hukuk Dairesi 2012/4859 E., 2012/8949 K.
MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hak saklı tutularak 7000 TL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacılar vekili dilekçesi ile; müvekkillerine ait 339 parsel nolu taşınmaza, davalı idare tarafından kamulaştırma yapılmadan el atıldığını; kamulaştırmasız el atma nedeniyle açtıkları davanın, müvekkilleri lehine sonuçlanıp kesinleştiğini; ancak, dava konusu parsele kamulaştırma işlemi yapılmadan el atıldığından, bu dönemle ilgili (2003 - 2004 yılları için), fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, toplam 7000 TL ecrimisil bedelinin faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı idare vekili; zamanaşımı definde bulunmuş, esası bakımından da, 2005 yılında taşınmazın mülkiyeti idareye geçtiğinden öncesine ilişkin ecrimisil istenemeyeceğini savunup; davanın reddini istemiştir.Mahkemece; "...davacıların yapılan yargılama sonucunda ... Kadastro Mahkemesinin 30.09.2004 tarih 2001/7 E. - 2004/5 K. sayılı kesinleşen ilamı neticesinde 01.08.2005 tarihinde dava konusu taşınmaza hükmen malik oldukları; davacıların 2003-2004 yıllarında malik olmadıklarından bu döneme ilişkin ecrimisil talep haklarının bulunmadığı, gerekçesiyle" davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.Davada, davacıların atalarından intikal eden tarım arazisi niteliğindeki taşınmazla ilgili ecrimisil talep edilmektedir.Uyuşmazlık, tapuda mülkiyetin tescil edildiği andan önceki devrede hak sahiplerinin (davacıların) ecrimisil talep edip edemeyecekleri noktasındadır. Ecrimisil, hak sahibi zilyetin, kötüniyetli zilyedden isteyebileceği tazminattır (HGK. 01.11.2000 tarih, 2000/3 - 1341-1584). Ecrimisil davası, taşınmazın maliki ya da zilyedi tarafından açılabilir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında, mülkiyet hakkı bulunmamakla beraber, şahsi veya ayni hakka dayanan zilyedin ecrimisil davası açabileceği kabul edilmiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 33/4.maddesinde "Bu kanunun zilyede tanıdığı haklar, kadastrosuna başlanan bölgede zilyedin leh ve aleyhine açılan davalarda iddia ve def'i olarak ileri sürülebilir" hükmü getirilmiştir.Öte yandan, TMK.'nun 713/1.maddesinde; "Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir". Aynı yasanın, 713/5.maddesi son cümlesinde ise; "Mülkiyet, birinci fıkrada öngörülen koşulların gerçekleştiği anda kazanılmış olur" hükmüne amirdir. Dava konusu taşınmaza ait Kadastro Mahkemesince verilen karar 01.08.2005 tarihinde kesinleşmiş ise de; davacılar taşınmazın mülkiyetini bu davanın açıldığı tarihte (19.03.1992 tarihi itibariyle) kazanmışlardır.Davacıların, yukarıda açıklandığı üzere 19.03.1992 tarihi itibariyle mülkiyetini kazandıkları taşınmazla ilgili olarak 2003-2004 yılları için ecrimisil talep etmelerinde, yasaya aykırı bir durum bulunmamaktadır. Zira, Kadastro Mahkemesinin tescil kararı; yapıcı, kurucu veya yenilik doğurucu değil, önceki mülkiyetin "tespiti" niteliğindedir.Bu durumda Kadastro Mahkemesinin kesinleşme tarihinden öncesine ilişkin ecrimisil bedeline de hükmedilmesi gerekeceğinden, mahkemece; uzman bilirkişiler aracılığıyla davacıların talep ettiği sürelerle ilgili olarak ecrimisil bedeli hesaplanıp, sonucu dairesinde hüküm kurulmalıdır. Yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme sonucu yazılı şekilde davanın reddine ilişkin karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.