3. Ceza Dairesi 2023/9813 E. 2024/8383 K. — Yargıtay Kararı
3. Ceza Dairesi 2023/9813 Esas 2024/8383 Karar 24.06.2024
3. Ceza Dairesi 2023/9813 E., 2024/8383 K.
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/486 E., 2022/147 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.11.2020 tarih 2019/87 Esas, 2020/369 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir. 2.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin 25.01.2022 tarih ve 2021/486 Esas, 2022/147 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik O yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. 3.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 28.03.2023 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri özetle; 1.Sanık hakkındaki ihbar ve veri inceleme raporuna göre sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğuna ve hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiğine, , 2.Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Tüm dosya kapsamı ile UYAP hakim ekranı marifetiyle örgütlü suçlar bilgi bankasından yapılan sorgulamada hakkında özetle örgütün sohbetlerine katılmak, himmet, bağış vb. adlar altında örgüt lehine yardım toplamak, kod adı kullanmak ya da sair örgütsel faaliyetlerde bulunmak şeklinde gerçekleşen eylemlerde bulunduğuna dair herhangi bir tanık ya da itirafçı sanık beyanı bulunmayan sanığın mahkememiz huzurunda alınan tevilli ikrara dayalı savunmasında geçen ve mahut örgüt ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan hususların üniversite öğrenciliği ile hakimlik sınavına hazırlık sürecine ilişkin olup 2009 - 2013 yılları arasına tekabül ettiği, dinlenilen tanıkların bilgilerinin de söz konusu bu tarihlere ilişkin olduğu ve sanığın örgüt içerisinde sohbetlere katılmak, himmet, burs vermek-almak, kod ismi kullanmak vb. herhangi bir faaliyette bulunduğuna dair somut bir bilgiye dayanmadığı gibi, söz konusu tarih sonrasına ilişkin de herhangi bir bilgilerinin olmadığı anlaşılmıştır. Bu itibarla kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri Yargıtay 16. C.D'nin 2015/3 Esas sayılı kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mubah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün sözde meşruiyet vitrini olarak kullanılan katlarla irtibatlı olduğu anlaşılan ve fakat örgütün nihai amacını bildiği, örgütle organik bir bağ kurarak hiyerarşisine dahil olduğu yönünde herhangi bir delil bulunmayan sanığın, hükme esas alınan ikrarının ve tanık anlatımlarının kronolojik olarak tamamen kamuoyu nezdinde örgütün gerçek yüzünü ortaya koyan, hukuki kılıflarla kamu görevlileri ve sivil şahıslara yönelik bir kısım operasyonlara başladığı 2013 yılı Aralık ayı öncesine ait olup örgüte müzahir evlerde kalmaktan ibaret eylemlerinin, sanığın konum ve kişisel özellikleri de nazara alındığında; silahlı terör örgütünün unsurlarında yanılgı (TCK. 30/1 md.) kapsamında değerlendirilebileceği, yukarıda anılan tarihten sonra gerçekleştirilen örgütsel faaliyetlerin örgüt üyeliği için kriter kabul edileceği gözetilerek (aynı yönde Yargıtay 16. C.D. 10.05.2018 tarih ve 2017/4179 Esas ve 2018/1541 sayılı Kararı); sanık hakkında örgütün hakim yapılanması içinde yer aldığına ve belirtilen tarihten sonra gizlilik içinde örgütsel toplantılar gerçekleştirildiğine, örgüt üyeliği için yeterli kabul edilebilecek çeşitlilik ve yoğunlukta eylemlerde bulunduğuna dair herhangi bir beyan ve tespit bulunmayan, yine örgütün finans kaynağı olan Bank Asya hesabı ve örgüte müzahir vakıf, dernek, sendika üyeliği de bulunmayan sanığın, nihayeten örgütün kriptolu iletişim ağı olan Bylock iletişim sistemini kullanmadığı da anlaşıldığından eylemlerinin silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluluk içermemesi karşısında örgüt üyesi olarak kabul edilmesine yasal olanak bulunmadığından sanığın beraatine karar verilip aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, "sanığın beraatine karar verilmesine ve Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 232/2-c maddesi hükmüne nazaran suç tarihi ve yerine dair bilgilerin karar başlığından mahallinde çıkartılması mümkün görülmüş olup, suç tarihinde polis memuru olan sanığın aşamalarda suçlamaları kabul etmediği ve hakkındaki tek tanık beyanının 15.07.2016 günü yaşananlarla ilgili olduğu dikkate alındığında, gerekçeli karar içeriğinde yer verilen "... sanığın mahkememiz huzurunda alınan tevilli ikrara dayalı savunmasında geçen ve mahut örgüt ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan hususların üniversite öğrenciliği ile hakimlik sınavına hazırlık sürecine ilişkin olup 2009 - 2013 yılları arasına tekabül ettiği, dinlenilen tanıkların bilgilerinin de söz konusu bu tarihlere ilişkin olduğu ..." şeklindeki tespitin dosya kapsamı ve somut olay ile örtüşmeyen maddi yazım hatası olduğuna dair tespit dışında başkaca bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Yapılan yargılama sonunda sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğu anlaşılmakla; Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin 25.01.2022 tarih ve 2021/486 Esas, 2022/147 sayılı Kararında Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.06.2024 tarihinde karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.