22. Ceza Dairesi 2016/702 E. 2016/2038 K. — Yargıtay Kararı
22. Ceza Dairesi 2016/702 Esas 2016/2038 Karar 19.02.2016
22. Ceza Dairesi 2016/702 E., 2016/2038 K.
Hırsızlık suçundan sanık ...’in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-b maddesi gereğince 2 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Şişli 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/03/2007 tarihli ve 2006/1302 esas, 2007/351 sayılı kararı aleyhine 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 18.11.2015 gün ve 94660652-105-34-10234-2015-23959/75653 sayılı yazılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25/12/2015 günlü ve 2015/381952 sayılı tebliğnamesiyle bozma düşüncesiyle daireye gönderilmiş olduğu görülmekle, dosya incelendi. Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53/2. maddesinde yer alan “Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz.” ve 3. fıkrasındaki '‘Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz.” şeklindeki düzenlemeler karşısında, anılan maddenin 1-c bendinde yer alan hak yoksunluğunun sadece kendi ait soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıvermeden sonra uygulanamayacağı, kendi altsoyu dışındaki kişiler bakımından vesayet ve kayyımlıkla ilgili hak yoksunluğu ile anılan maddenin 1. fıkrası a, b, d ve e bentlerinde yazılı hak yoksunluklarının ise cezanın infazının tamamlanmasına kadar devam edeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunduğu görülmekle, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesinin 1. fıkrasında “Hakim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunması halinde bu maddede düzenlenen olağanüstü yasa yoluna konu olabileceği, sanığın 29/03/2007 tarihli kararın sorgu adresine tebliğininden sonra verdiği 21.12.2012 tarihli dilekçesinde kararın kendisine tebliğ edilmediğini, eski hale iade ve temyiz isteminde bulunduğunu ifade etmesi üzerine mahkemece 03/01/2013 tarihli ek-karar ile tebliğin usulüne uygun olup süreden sonraki temyizin reddine karar verilmiş olup, hükümlünün söz konusu isteminin eski hale getirme ve temyiz talebi niteliğinde bulunduğu ve CMK 42. maddesi hükmüne göre, eski hale getirme talebiyle birlikte temyiz talebinde de bulunulması halinde, inceleme merciinin Yargıtay’ın ilgili dairesi olduğu, ayrıca 03/01/2013 tarihli temyizin reddine ilişkin kararın temyize tabi olup bu kararın hükümlüye tebliğ edildiğine dair dosya içinde tebellüğ evrakına rastlanmadığı anlaşılmakla, öncelikle varsa tebliğ evrakının eklenmesi, bulunmaması halinde ek-kararın hükümlüye tebliği ile tebellüğ belgesi ve temyiz etmesi halinde temyiz incelemesine esas olacak şekilde dosyanın gönderilmesi, temyiz olunmadığı takdirde kesinleşmesi halinde ise 21.12.2012 tarihli eski hale getirme ve temyiz istemli dilekçe hakkında görüş bildiren tebliğname düzenlendikten sonra incelenmesi için mahalline gönderilmek üzere, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, bu aşamada kamu yararına bozma istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına 19.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.