2. Hukuk Dairesi 2013/1521 E. 2013/13343 K. — Yargıtay Kararı
2. Hukuk Dairesi 2013/1521 Esas 2013/13343 Karar 13.05.2013
2. Hukuk Dairesi 2013/1521 E., 2013/13343 K.
MAHKEMESİ :Bursa 2. Aile Mahkemesi TARİHİ :1.11.2012 NUMARASI :Esas no:2011/192 Karar no:2012/987
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Mahkemece yapılan tahkikat ve toplanan delillerle davalı kocanın tam kusurlu olduğunun kabulüyle boşanmaya karar verilmiş ise de; davalı kocanın tespit edilen kusurlu davranışları yanında, davacı kadının da boşanma davası devam ederken başka erkeklerle samimi şekilde fotoğraflar çektirdiği ve bunu sosyal medya ortamında sergilediği ve bu şekilde güven sarsıcı davranışlar içerisinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Evlilik birliğinin devamı süresince eşlerin birbirlerine karşı sadakat yükümlülüğü devam eder (TMK.md.185/3). Hal böyle olunca davacı kadın ile davalı koca boşanmaya neden olan olaylarda eşit oranda kusurludurlar. Belirlenen bu kusur durumuna göre de boşanma kararı verilebileceğinden mahkeme hükmünün gerekçesinin düzeltilerek onanmasına (HUMK.md.438/7) ve davalı kocanın aşağıdaki bendin kapsamı dışındakalan temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir. 2-Boşanmaya neden olan olaylarda eşit kusurlu eş yararına maddi ve manevi tazminata (TMK.md.174/1-2) hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple boşanma yönünden hükmün gerekçesi düzeltilmek suretiyle ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 13.05.2013 (Pzt.)
KARŞI OY YAZISI Değerli çoğunluk boşanma davalarında boşanma kararı kesinleşinceye kadar yargılamanın her aşamasında ve istediği sayıda delil sunmasına olanak verecek şekilde Türk Medeni Kanununun 185/3. maddesine atıf yaparak bozma kararı verilmiştir. Türk Medeni Kanununun 185/3. maddesi hükmü bir usul hukuku kuralı değildir ki. Türk Medeni Kanununun 185/3. maddesi hükmünün "maddi hukuk" normu olduğu herkesin bilgisi dahilindedir. Davadan sonra gerçekleşen güven sarsıcı davranışların boşanma kararına esas alınacağına dair Türk Medeni Kanununun ve Hukuk Muhakemeleri Kanununun içinde bir usul hukuku kuralı yoktur. Nitekim değerli çoğunluk bir usul hukuku kuralına atıf yapamamaktadır. Çünkü böyle bir usul hükmü yoktur.
KARŞI OY YAZISI Dava 21.03.2011 tarihinde açılmış, davalı 10.06.2011 tarihinde delil listesi ibraz etmiş, yargılama sırasında esasa ilişkin beyanda bulunmak üzere süre verilmesinden sonra 31.10.2012 tarihinde verdiği dilekçesinde ise davacının güven sarsıcı davranışlarının bulunduğunu ileri sürmüş ve bu iddialarına ilişkin bir kısım resimler ibraz etmiştir. Davalı cevap dilekçesi vermemiş ve 10.06.2011 tarihli ilk delil listesinde bu bu resimleri delilleri arasında göstermemiştir. Sayın çoğunlukla aramızdaki görüş ayrılığı cevap dilekçesi verilip ileri sürülmeyen vakıaların ve delil listesinde ibraz edilmeyen delillerin, daha sonra ileri sürülüp sürülemeyeceği ve bu delillerin kusur tespitinde esas alınıp alınamayacağı noktasında toplanmaktadır. Cevap dilekçesi vermeyen davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkar etmiş sayılır. Davalı tarafından ileri sürülmemiş olan vakıalar, davadan sonra kendiliğinden incelenemeyeceği gibi, hakim onları hatırlatacak hallerde dahi bulunamaz (H.U.M.K m75, HMK. m. 25/1). O halde, sadece dava ve cevap dilekçesinde bildirilmiş olan vakıalar davanın sınırını çizmekte ve mahkemece ancak, bu vakıalar hakkında inceleme ve değerlendirme yapılabilmektedir. İşte bu nedenledir ki, her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukuki duruma göre karara bağlanır. Bir başka ifadeyle hüküm, davacının dava dilekçesinde, davalının da cevap dilekçesinde dayandığı olayları kapsar. Aksinin kabulü; davacının ve davalının dayandıkların olguların, dolayısıyla elde etmek istedikleri amacın dışına çıkılması sonucunu doğuracağı gibi; temyiz ve karar düzeltme süreçleri de dâhil, yargılamanın hangi aşamasına kadar gerçekleşecek hukuki ve fiili olguların nazara alınması gerektiği sorununu ortaya çıkaracaktır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 184. maddesinde “Boşanmada yargılama usulü” ayrıca düzenlenmiş; anılan maddenin ilk fıkrasında “Boşanmada yargılama, aşağıdaki kurallar saklı kalmak üzere Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa tabidir” hükmüne yer verilerek, maddede sayılan istisnalar dışında, boşanma davalarının genel yargılama usulüne tabi olduğu belirtilmiştir. Boşanmada genel yargılama usulünün uygulanmasına ayrık olan kurallar ve uygulanması gereken özel usuller, Türk Medeni Kanunu’nun 184. maddesinde sınırlı olarak belirtilmiş olmasına karşın; bu sınırlamalar ve istisnalar içinde, davadan sonra ortaya çıkan ve dava veya cevap dilekçesinde dayanılmayan fiili ve hukuki olguların değerlendirmede esas alınacağına dair özel bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Şu hale göre; her dava ve bu bağlamda -eldeki davada olduğu gibi- boşanma davaları, açıldığı tarihteki hukuki ve maddi olgulara göre sonuçlandırılmalıdır. Öyle ki, bu husus vazgeçilmez temel bir hukuk kuralıdır. Davalı tarafından davanın açıldığı tarihe kadar davacının güven sarsıcı davranışlar sergilediğini gösterir bir olayın varlığı ileri sürülmemiştir. Bu itibarla, dava tarihinden sonra meydana geldiği ileri sürülen bir vakıanın ve buna ilişkin ibraz edilen delillerin değerlendirilmesi ve hükme esas alınması olanaklı değildir. Davalı, davadan sonra meydan gelen bu olaylara dayanarak davalıya karşı dava açabilirdi. Nitekim Hukuk Genel Kuruluda 2010/2-227 esas ve 2010/324 karar sayılı 16.06.2010 tarihli kararında da her davanın açılmasına kadar gerçekleşen ve dava ve cevap dilekçesinde dayanılan hukuki ve maddi vakıalara göre sonuçlandırılması gerektiği benimsenmiştir. Cevap dilekçesi verilip dayanılmayan bir vakıanın, davadan sonra ileri sürülüp, bu vakılara ilişkin delil bildirilemeyeceği ve bu delillerin değerlendirilemeyeceği düşüncesiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına karar verilmesi gerektiğini düşündüğüm için sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.