2. Ceza Dairesi 2023/24727 E. 2025/22282 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

2. Ceza Dairesi 2023/24727 E. 2025/22282 K. — Yargıtay Kararı

2. Ceza Dairesi 2023/24727 Esas 2025/22282 Karar 08.12.2025
2. Ceza Dairesi 2023/24727 E.,  2025/22282 K.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/849 E., 2023/323 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin; ''atılı suçun işlendiğine dair şüphe söz konusu olduğuna, hırsızlık suçunun maddi ve manevi unsurunun gerçekleşmediğine, dosyadaki tek delilin katılanın inşaat halindeki evinin yanındaki inşaatta bekçilik yapan ... isimli tanığın beyanları olduğuna, tanığın gerek soruşturma gerekse yargılama aşamasındaki beyanlarında sanığı evden uzaklaşırken gördüğünü, sanığı takip ettiğini ve elinde veya üzerinde bir şey görmediğini beyan ettiğine, suça konu malzemeleri kişinin üzerinde gizleyerek duvardan atlayıp kaçmasının ve tanığın sanığı yakalayamamasının mümkün olmadığına, katılan ile sanık arasında husumet bulunduğuna, hırsızlık iddiasının her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delillerle ispat edilemediğine, sanığın katılana ait konuta girdiği kabul edilse dahi hırsızlığa konu makineleri aldığı yönünde şüphe olduğuna, sanık katılana ait evde yakın zamanda su tesisatı işi yaptığından evde değerli bir eşya olmadığını bilmekte olup hırsızlık kastıyla hareket ettiğinin kabulünün hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, şüpheden sanık yararlanır ilkesi göz önünde bulundurularak sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine'' ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Mersin 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.02.2022 tarihli ve 2021/142 Esas, 2022/116 Karar sayılı dosyasında verilen beraat hükmüne yönelik katılan vekilinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 21.04.2022 tarihli ve 2022/983 Esas, 2022/885 Karar sayılı kararı ile “...1-Sanığa bozma ilamı ve sonradan düzenlenen 17/12/2021 tarihli iddianame ve bir birleştirme kararı okunmadığı gibi sanığın kimliği tespit edilip birleştirilen dosya ile ilgili savunması alınmadan karar verilip CMK'nun 147. ve 191. maddeleri muhalefet edilmiş, 2- Son celse sanık ve müdafiiden sonra katılan vekiline söz verilip, katılan vekilinin beyanlarına karşı sanık ve müdafine söz hakkı verilmeyerek CMK'nun 216/3 maddesi muhalefet edilmesi, 3-Tanık ... suç tarihinde müştekinin evinde gördüğü kişinin sanık olduğunu belirtip fotoğraftan ve duruşmada da canlı olarak teşhis etmiş olmasına ve tanığın beyanında geçtiği gibi sanığın araç plakasının 42 ile başlaması karşısında sanığın suçu işlediği sabit olduğu halde yazılı şekilde sanığın beraatine karar verilmesi, 4-Daha önceki bozmada açıkca belirtildiği halde Suç tarihi itibarıyla sanık ve katılan arasında alacak verecek ilişkisi olup olmadığı belirlenmeden karar verilmesi, 5-Müşteki ve tanık ... beyanlarında müştekinin evinin tadilatta olduğunun bildirilmesi karşısında suç tarihi itibariyle konut niteliğinde olup olmadığı araştırılmadan konut dokunulmazlığı ihlal suçu oluşup oluşmadığı tartışılmadan karar verildiğinden” bahisle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılıkların giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 21.04.2022 tarihli ve 2022/983 Esas, 2022/885 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Mersin 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.02.2023 tarihli ve 2022/395 Esas, 2023/68 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın