2. Ceza Dairesi 2019/8736 E. 2019/16391 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

2. Ceza Dairesi 2019/8736 E. 2019/16391 K. — Yargıtay Kararı

2. Ceza Dairesi 2019/8736 Esas 2019/16391 Karar 24.10.2019
2. Ceza Dairesi 2019/8736 E.,  2019/16391 K.

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, konut dokunulmazlığını ihlal etme, mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun bilinen adreste tebligatı düzenleyen 10. maddesinin 1. fıkrasına göre tebligat, muhatabın bilinen en son adresinde yapılır. 6099 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile eklenen aynı maddenin 2. fıkrasına göre ise bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat bu adrese yapılır.
Somut olayda ise; sanığın yokluğunda verilen 10.03.2011 tarihli gerekçeli karar, tebliğ tarihinde Karabük Açık Ceza İnfaz Kurumu'nda bulunan sanığa cezaevi kanalı ile tebliğ edilmesi gerekirken bildirdiği son adrese TK 21/2 göre tebliğ edildiği ve yapılan bu işlemin usulsüz olduğu anlaşılmakla; sanığın öğrenme üzerine süresinde olan 03.12.2014 tarihli temyiz dilekçesine istinaden mahkemesince verilen 10.12.2014 tarihli ek kararın cezaevinde bulunan sanığa “Tebligat tarihinde cezaevinde bulunan sanığa tebliğ edilen karar içeriği okunup, anlatılmak” suretiyle tebliğ edilmesinde yasal zorunluluk bulunması karşısında, cezaevi idaresince sanık hakkında düzenlenen 19.12.2014 günlü tebligat belgesi içeriğine göre, tebliğ işleminin CMK'nın 35/3. maddesinde öngörülen usule uygun olmadığı anlaşıldığından, sanığın yaptığı 07.12.2016 tarihli temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek, temyiz isteminin reddine ilişkin 10.12.2014 tarihli ek kararın kaldırılmasına karar verilmek suretiyle yapılan incelemede;
1-Sanık hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Oluşa ve dosya kapsamına göre; sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 151/1 maddesinde tanımlanan mala zarar verme suçu için öngörülen cezanın üst sınırına göre, aynı Kanun'un 66/1-e maddesine göre hesaplanan 8 yıllık asli zamanaşımı süresinin 10.03.2011 olan karar tarihinden, inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE,
2-Sanık hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığını ihlal etme suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Konut dokunulmazlığını ihlal etme suçunun birden fazla kişiyle birlikte işlenmesi karşısında, sanık hakkında TCK'nın 119/1-c maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 günlü ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA, 24.10.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın