2. Ceza Dairesi 2016/146 E. 2016/2268 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

2. Ceza Dairesi 2016/146 E. 2016/2268 K. — Yargıtay Kararı

2. Ceza Dairesi 2016/146 Esas 2016/2268 Karar 16.02.2016
2. Ceza Dairesi 2016/146 E.,  2016/2268 K.

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet (Kesinleşen önceki 15.02.2002 tarihli hükmün infazına)

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Hükümlü hakkında 15.02.2002 tarih, 2001/144- 2002/45 E-K. sayılı karar ile 765 sayılı TCK'nın 491/4, 522, 59/2 . maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararının Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 05.06.2003 gün, 2002/15503-2003/4035 E-K sayılı ilamı ile onanmasına karar verilerek kesinleşmesi ile kesinleşmeden önceki sanık ile müdafii arasındaki 03.04.2001 tarihli vekaletnameye dayanan vekalet ilişkisi sona erdiğinden ve hükmün kesinleşmesinden sonraki uyarlama yargılaması aşamasında hükümlünün yeni bir müdafii talebinin bulunmadığının ve müdafiinin görevinin devam ettiği yönünde hükümlünün haberdar olmadığının anlaşılması karşısında, 15.02.2002 tarihli mahkumiyet hükmünün onanmak sureti ile kesinleşmesi sonrasında verilen 24.06.2005 tarihli uyarlama kararının (ek kararın) görevi sona eren Av. ...'a 04.07.2005 tarihinde yapılan tebliğ işlemi geçerli olmayacağından, hükümlünün öğrenme üzerine yaptığı 27.06.2014 havale tarihli temyiz isteminin 24.06.2005 tarihli ek karara yönelik ve süresinde olduğu kabul edilerek, yapılan incelemede;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- 5252 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 9/1.maddesine göre, 01.06.2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak Türk Ceza Kanunu'nun lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde,duruşma yapılmaksızın da karar verilebilir. Aynı Kanun'un 9/3.maddesine göre de, lehe olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenecektir. Bu düzenlemelerden ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 gün ve 2005/3-162-173 sayılı kararından anlaşılacağı üzere kesin yargı haline gelmiş bir hükümde değişiklik yargılaması yapılması,önceki hükümde sabit kabul edilen olaya her iki yasanın tüm hükümleri birbirine karıştırılmaksızın uygulanmak suretiyle ayrı ayrı sonuçlar belirlenmesini ve bunların karşılaştırılmasını gerektirir. Sonraki yasa suçun unsurlarını veya özel hallerini değiştiriyorsa veya cezanın teşdiden tayini nedeni sayılacak olguların tartışılması, alt ve üst sınırlar arasında bir oran belirlenmesi ya da artırım veya indirim nedenlerinin değerlendirilmesi gerekiyorsa, cezanın paraya veya tedbire çevrilmesi ya da ertelenmesi hususunda mahkemece takdir hakkının kullanılması ve böylece bireyselleştirme yapılması zorunlu ise, duruşma açılmak suretiyle tüm bunların neden ve gerekçeleri de gösterilerek hüküm kurulması gerektiği, mahkemece duruşma açılarak delillerin tartışılması, ve lehe kanunun belirlenmesi gerekirken, evrak üzerinde yapılan inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- 5237 sayılı TCK'nın 7/2 ve 5252 sayılı Kanun'un 9/3. maddeleri uyarınca hükümlü yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkacak sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilip, anılan Kanun'un 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK'nın 491/4 . maddesinde yer alan suçun ögelerinin farklı olduğu, sanığın yakınana ait konuta gündüz vakti muhkem olmadığı keşfen belirlenen kapıya zarar vermek suretiyle girerek gerçekleştirdiği eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 142/1-b maddesinde belirtilen hırsızlık suçu yanında, yakınanın şikayetçi olması karşısında aynı Kanun'un 116/1 maddesindeki konut dokunulmazlığını bozma ve aynı Kanun'un 151/1. maddesinde düzenlenen mala zarar verme suçlarını da oluşturacağı, suç tarihi itibariyle konut dokunulmazlığını bozma ve mala zarar vermek suçlarının uzlaşma kapsamında olduğu da değerlendirilerek, konut dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarından 5271 sayılı CMK'nın 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaştırma işlemleri yapılıp sonucuna göre 5237 sayılı TCK'nın verilecek ceza miktarı denetime olanaklı olacak biçimde belirlenip 765 sayılı TCK uyarınca verilen ceza miktarı ile karşılaştırılarak lehe olan yasa saptanmak suretiyle uygulama yapılması gerekirken, 5237 sayılı Kanun hükümlerine göre verilecek ceza miktarı denetime olanaklı biçimde hükümde belirlenmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlünün temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 16/02/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın