2. Ceza Dairesi 2016/132 E. 2016/5966 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

2. Ceza Dairesi 2016/132 E. 2016/5966 K. — Yargıtay Kararı

2. Ceza Dairesi 2016/132 Esas 2016/5966 Karar 30.03.2016
2. Ceza Dairesi 2016/132 E.,  2016/5966 K.

Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından sanıklar ... ve ...'in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-b, 143, 116/2, 116/4, 119/1 -c ve 151/1. maddeleri uyarınca 3 yıl 6 ay hapis, 32 ay hapis ve 8 ay hapis cezaları ile cezalandırılmalarına, anılan Kanun'un 53/1. maddesinin a, b, d ve e bentlerindeki haklardan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, c bendinde gösterilen haklardan ise koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmalarına dair (kapatılan)... Asliye Ceza Mahkemesinin 05/05/2010 tarihli ve 2008/109 esas, 2010/829 sayılı karar aleyhine Yüksek ... Bakanlığınca verilen 26/10/2015 gün ve 2015-22008/69818 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19/11/2015 gün ve 2015/362348 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
1- Mala zarar verme suçundan kurulan hüküm yönünden, sanıkların mağdu....'e yönelik mala zarar verme suçunu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesine 5560 sayılı Kanun ile eklenen 4. fıkrasının yürürlüğe girdiği 19/12/2006 tarihinden önce işlediği ve bu nedenle suçun kovuşturmasının şikayete tabi olduğu, mağdurun 11/05/2005 tarihli celsede şikayetinden vazgeçtiğini beyan ettiğinin anlaşılması karşısında; mala zarar verme suçundan şikayet yokluğu nedeni ile 5237 sayılı Kanun'un 73 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddeleri gereğince davanın düşmesine karar verilmesi gerekirken mahkumiyet hükmü kurulmasında,
2- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53/2. maddesinde yer alan “Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz.” ve 3. fıkrasındaki “Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz.” şeklindeki düzenlemeler karşısında, anılan maddenin 1-c bendinde yer alan hak yoksunluğunun sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıvermeden sonra uygulanamayacağı, kendi alt soyu dışındaki kişiler bakımından vesayet ve kayyımlıkla ilgili hak yoksunluğu ile anılan maddenin 1. fıkrası a, b, d ve e bentlerinde yazılı hak yoksunluklarının ise cezanın infazının tamamlanmasına kadar devam edeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,

3- Sanıkların sarfına sebebiyet verdikleri yargılama giderinden kendi paylarına düşen miktarın, 6352 sayılı Kanun'un 100. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 324. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen cümle gereğince, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 106. maddesindeki terkin edilmesi gereken 20,00 TL'lik tutardan az olduğu ve bu nedenle sanığa yargılama gideri olarak yükletilmeyeceğinin gözetilmemesinde, isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
I- (3) nolu kanun yararına bozma talebine yönelik yapılan incelemede;
Yargılama giderinin 5271 sayılı CMK'nın 324/4. maddesi gereğince terkin edilmesi gereken miktardan az olması halinde, bu giderin Devlet Hazine'sine yükletilmesine karar verilir şeklindeki düzenlemenin hüküm tarihinden sonra 05/07/2012 tarihinde yürürlüğe girmesi, kanun yararına bozma isteminin ise hüküm tarihindeki düzenlemelere göre incelenip sonuçlandırılmasının gerekmesi nedeniyle, bu hususun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden ve hüküm tarihine göre verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından kanun yararına bozma talebinin REDDİNE ,
II- (1) ve (2) nolu kanun yararına bozma taleplerine yönelik yapılan incelemede;
5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi'nin hüküm tarihinden sonra 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı ile iptal edilen bölümlere göre hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Mağdurun, 11/05/2005 tarihli celsede şikayetten vazgeçtiğini bildirmesi karşısında, suç tarihi itibariyle soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı mala zarar verme suçu yönünden, kamu davasının düşürülmesi gerektiğinin gözetilmemesi ve 5237 sayılı TCK’nın 53/1-c maddesinde belirtilen “velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılma” güvenlik tedbirinin, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca, yalnızca kendi alt soyu üzerindeki yetkileri yönünden koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden, kişiler yönünden ayrım yapılmaksızın koşullu salıverilmeye kadar uygulanmasına karar verilmesi nedenleriyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden... Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen, 05/05/2010 gün ve 2008/109 E 2010/829 K sayılı kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (d) bendinin verdiği yetkiyle;sanıklar hakkında mala zarar verme suçundan açılan kamu davalarının, 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddesi uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığını bozma

suçlarından kurulan hükümlerde, TCK'nın 53. maddesinin 1- c bendinde belirtilen velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca kendi alt soyu üzerindeki yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanmasına, diğer bölümlerinin aynen korunmasına, 30/03/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın