19. Hukuk Dairesi 2012/9704 E. 2013/6518 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

19. Hukuk Dairesi 2012/9704 E. 2013/6518 K. — Yargıtay Kararı

19. Hukuk Dairesi 2012/9704 Esas 2013/6518 Karar 11.04.2013
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2012/9704 E.,  2013/6518 K.

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmasız davalı vekilince de duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. ... ile davalı vek. Av. ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve davalı vekilinin temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

-KARAR-

Davacı vekili, müvekkili tarafından 46 adet faturaya dayalı olarak davalı aleyhine İstanbul 24. (Eski Şişli 1.) İcra Müdürlüğü'nün 2008/23571 E. sayılı dosyası başlatılan takibe davalının itirazı ile takibin durduğunu, 17.7.2008 ile 31.10.2008 tarihleri arasında davalı tarafından 42 adet faturaya dayalı hizmet bedelinin ödenmediğini, takibe konu 4 adet faturanın daha sonra ödendiğini, ancak sehven icra takibine konu edildiğini, 4 adet faturanın ise meblağlarının fatura adedinin fazlalığı nedeniyle yanlış yazıldığını belirterek davalı aleyhine 143.255,57 TL borcun tahsiline yönelik başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, müvekkili lehine %40'dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirketin kurucusu bulunan ...'in müvekkili şirket bünyesinde çalışan maaşlı bir eleman olduğu halde davacı şirketi kurarak vermediği hizmetlerle ilgili fatura tanzim ettiğini, faturalarla ilgili olarak iki genel müdür yardımcısı olan ...ve ...'dan onay aldığını ve 3 çalışanın da müvekkili şirketle ticari ilişkiye girdiği haksız çıkar sağladıklarından iş akitlerine son verildiğini, 17.7.2008 tarihli faturanın müvekkilinin kayıtlarında bulunmadığını, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığını, faturalarda yazılı hizmetlerin içeriğinin anlaşılamadığını bildirerek davanın reddi ile müvekkili lehine %40 kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda toplanan delillere göre; davacı şirketin kurulmasından evvel 1996 yılından bu yana davalı ile davalı çalışanı bulunan ... arasında ticari ilişkinin devam ettiği, davalı tarafça ibraz olunan soruşturma raporunda iki genel müdürün davaya konu olmayan işlemler dışında davacı şirket yetkilisine ihale ve sair işlemler yaptırılmaksızın hizmet aldığı, güvenlik kurallarını ihlal ettiği ve taşıt tanıma sisteminin kurulumunu davacıya yaptırdığı, davacı şirket orkağı ...'in davalı şirket ile çıkar çatışması oluşturan işlemleri olduğunun ifade edildiği, davacı tarafından ...'e keşide edilen ihtarnamede 1996 yılından bu yana hizmet veren bir şahıs olduğunun kabul edildiği ancak şirket çalışanı ile iş yapmanın shell kurallarına aykırı bulunması nedeniyle bu duruma son verilmesinin istendiği, davacı şirket ortağının iş akdine son verilmesinden sonra 19.12.2008 tarihinde davalı şirketin alacağının icra takibine konu fatura borçlarından virman edildiği, ihtilafa konu hizmetlerin alınmadığının davalı tarafca usulen ispat edilmediği, ödenmeyen faturalar toplamının 131.510,50 TL olduğu,bu miktardan virman yapılan karşı alacağının düşümü ile 87.104,84 TL bakiye alacak kaldığı, davalının takipten önce temerrüde düşürülmediği, davacının kötü niyetli icra takibi yaptığı ispat edilemediği ve takibe konu alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile itirazın kısmen iptaline, 87.104,84 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren davacı talebini aşmamak üzere avans faizi işletilerek takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalının tazminat isteminin reddine, kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden hesaplanan 34.841,93 TL %40 tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacı vekili, davalı vekilinin temyiz dilekçesine karşı düzenlediği temyize cevap dilekçesinde hükme ilişkin temyiz itirazlarını ileri sürmüşse de söz konusu dilekçenin HUMK’un 433. maddesinde öngörülen 10 günlük yasal süre içinde verilmediği anlaşıldığından davacı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddi gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı lehine 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, aşağıdaki yazılı onama harcının temyiz edenlerden davalıdan alınmasına, peşin harcın istek halinde davacıya iadesine, 11.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın