19. Hukuk Dairesi 2012/14815 E. 2013/12086 K. — Yargıtay Kararı
19. Hukuk Dairesi 2012/14815 Esas 2013/12086 Karar 27.06.2013
19. Hukuk Dairesi 2012/14815 E., 2013/12086 K.
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı, davacı vekilince de duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av.... gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan, onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, taraflar arasında 12.05.1997 tarihinde, 15 yıl süreli “Akaryakıt İstasyonu Bayilik Sözleşmesi”imzalandığını, davalının sözleşmede yer alan senelik satış taahhüdü edimini 1999-2004 yılları arasında yerine getirmediğini, bu halde müvekkilinin sözleşmeyi fesih hakkı saklı kalmak kaydıyla sözleşmenin 9/b maddesine istinaden cezai şart alacağı doğduğunu belirterek, şimdilik 20.000.00 TL.cezai şart alacağının reeskont faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 19.01.2011 günlü dilekçesi ile talebini 244.556.00 TL.olarak ıslah etmiştir. Davalı vekili, cezai şart istem koşullarının oluşmadığını, talep olunan tutarın da yanlış hesaplandığını, davalının ekonomik mahfına sebep olacağını, cezai şart istenebileceğinin kabulü halinde dahi 1999-2004 yılları arasındaki cezai şartın 2005 yılı içerisinde istenebileceğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2005 yılı sonuna doğru davalıya EPDK’dan verilen ceza ile son bulduğunu, istemin iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda toplanan delillere göre, taraflar arasında 12.05.1997 tarihinde 15 yıl süreli bayilik sözleşmesi akdedildiği, sözleşmede asgari alım taahhüdünün belirlenip, ihlali halinde cezai şart ödeneceğinin kabul edildiği, bu istemin zamanaşımı süresinin B.K.nun 125.maddesi karşısında dolmadığı, davalının alım taahhüdüne uymadığı cezai şarta hükmolunmaması için kusurlu bulunmadığını ispatlayamadığı, sözleşmenin feshinin davacı kusurundan kaynaklanmayıp, feshin haklı olduğu bilirkişi raporu ile cezai şart tutarının 159.455.00 USD.olduğunun anlaşıldığı, bu tutarın dava tarihindeki kur karşılığının 222.423.77 TL.olduğu, davalının vergi dairesinden celbedilen bilançosu nazara alınarak cezai şarttan re’sen % 50 oranında tenkis yapılması gerektiği sonucuna varıldığı gerekçeleriyle davanın ıslah edilmiş haliyle kısmen kabulüne, 111.211.88 TL.nin dava tarihinden işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Davacı vekilinin temyizi yönünden; Davacı, davalının sözleşmeye aykırı hareketi nedeniyle sözleşmede kararlaştırılan 244.556.00 TL.cezai şartın tahsilini istemiştir. Mahkemece talep edilebilecek cezai şart tutarının 222.423.77 TL.olduğu belirlenmiş, ancak takdir hakkı kullanılarak cezai şart miktarında % 50 oranında indirim yapılarak 111.211.88 TL.cezai şartın tahsiline karar verilmiştir. Sözleşme ile tayin edilen cezai şartın tahsilini isteme hakkına sahip olan davacının açtığı dava sonucunda cezai şartın hakim tarafından fahiş görülerek tenkis edilmesi halinde tenkis edilen miktardan dolayı davacı yan aleyhine avukatlık ücreti ve yargılama giderine hükmedilemez. Zira tutarı takdire bağlı olan cezai şartta hakimin takdir hakkını kullanıp kullanmayacağının davacı tarafından bilinmesi mümkün değildir. Hal böyle olunca mahkemece davadaki istemin 244.556.00 TL.olduğu, kabul edilen kısmın ise 222.423.77 TL.olduğu nazara alınarak davalı yararına vekalet ücreti takdiri gerekirken tenkis edilen kısım yönünden davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığı gibi yukarıda yazılı kabul ve ret tutarları yani haklılık tutarı dikkate alınarak yargılama giderinin paylaştırılması (HMK.madde 326) gerekirken, bu hususun da gözden kaçırılarak karar verilmesi doğru görülmemiştir. 3-Davalı vekilinin temyizi yönünden, Davacı vekili talep ettiği alacağa işleyecek faizin nev’ine yönelik olarak yargılamada sırasıyla, 29.03.2007 tarihli dava dilekçesinde “reeskont faizi”, 19.01.2011 havale tarihli dilekçesi ile “ticari avans faizi”, 23.12.2011 havale tarihli dilekçesinde ise “reeskont faizi” istemlerinde bulunmuştur. Bu durumda davacı vekilinin işleyecek faiz oranı nev’i isteminin “reeskont faizi” olduğunun kabulü gerekirken, “avans faizi” ile alacağın tahsiline karar verilmesi isabetli değildir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle taraf vekillerinin öteki temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına, (3) nolu bentte açıklanan nedenle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacıya yararına takdir edilen 990.00.TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 27.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.