19. Ceza Dairesi 2016/92 E. 2016/18549 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

19. Ceza Dairesi 2016/92 E. 2016/18549 K. — Yargıtay Kararı

19. Ceza Dairesi 2016/92 Esas 2016/18549 Karar 26.05.2016
19. Ceza Dairesi 2016/92 E.,  2016/18549 K.

Nafaka borcunu ödememek suçundan sanık ...’in, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 344. maddesi gereğince 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair ... İcra Ceza Mahkemesinin 21/10/2013 tarihli ve 2013/918 Esas, 2013/1041 sayılı kararı aleyhine ... Bakanlığının 03/12/2015 gün ve 79973 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23/12/2015 gün ve KYB. 2015-399367 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre,
1- ... 2. İcra Ceza Mahkemesinin 21/10/2013 tarihli kararında nafaka borcunu ödememek suçunun 2013 yılı Temmuz ayına ilişkin olduğu ve 12/09/2013 tarihinde şikâyete konu edildiği, ... 3. İcra Ceza Mahkemesinin 20/12/2013 tarihli, 2013/1077 Esas, 2013/1515 sayılı kararında ise, nafaka borcunu ödememek suçunun 2013 yılı Eylül ayına ilişkin olduğu ve 12/11/2013 tarihinde şikâyete konu edildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, anılan her iki dosya yönünden tek bir suç oluşacağı gözetilerek sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde,
2- ... 3. Aile Mahkemesi'nin 10/11/2008 tarih ve 2008/481 Esas, 2008/1042 sayılı kararma istinaden nafaka alacaklısı Fatma Deniz vekili tarafından borçlu ... aleyhine başlatılan icra takibine konu ... 7. İcra Dairesi'nin 2010/5085 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; borçlunun “...” adresine çıkartılan ödeme emri tebligatının 16/02/2010 tarihinde bila iade döndüğü, sonrasında icra müdürlüğünce tespit edilen borçlunun mernis adresi olan “ ...” adresine çıkartılan tebligatın da “... Cd.” olmadığından bahisle 22/03/2010 da bila iade döndüğü, bunun üzerine, belirlenen yukarıdaki mernis adresine Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebligat çıkartıldığı anlaşılmış ise de, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebligat yapılabilmesi için borçlunun adres kayıt sisteminde bir adresinin bulunmaması ve ayrıca daha önce usulüne uygun bir tebligatın da yapılmış olması zorunlu olduğu, aynı Kanun'un bilinen adrese tebligatı düzenleyen 10. maddesinin 1. fıkrasına göre tebligat, muhatabın bilinen en son adresinde yapılır. "Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16. maddesine göre "Tebligat, öncelikle tebliğ yapılacak şahsın bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tespitinde, tebliğ isteyenin beyanı, muhatabın veya diğer ilgililerin bildirimleri ya da mevcut belgeler esas alınır". 7201 sayılı Yasanın 10. maddesinin 2. fıkrasına göre ise, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat bu adrese yapılır” şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, borçlunun bilinen en son adresine Tebligat Kanunu'nun 10. maddesine göre çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade gelmesinden sonra Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre tebligat yapılması gerekirken, 35. maddesinin
uygulanması yolu ile icra ödeme emrinin tebliğ edildiği ve icra takibinin kesinleşmediğinin gözetilmemesinde,
3- ... 2. İcra Ceza Mahkemesince, borçlu sanık adına çıkarılan duruşmaya çağrı kağıdının ve gerekçeli kararın sanığın mernis adresine Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi uyarınca tebliğ edildiği anlaşılmış ise de, borçlu sanığa öncelikle dosya kapsamına göre ... 3. Aile Mahkemesi dosyasında bilinen en son adresi olan “...” adresine tebliğ edilmesi, bu adrese çıkartılacak tebligatın bila-tebliğ iade edilmesi halinde ise, 6099 sayılı Kanun ile değişik 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca mernis adresine tebligat yapılması gerekirken, doğrudan mernis adresine 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca tebligat yapılarak sanığın savunma hakkının kısıtlanmasında, isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
Nafaka borcunun ödememe kabahatinin oluşabilmesi için icra emrinin tebliği ile şikayet tarihi arasında işlemiş en az bir aylık nafaka borcunun bulunması gerekmekte olup, icra emrinin borçlu kabahatliye usule aykırı olarak Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca 27/04/2010 tarihinde tebliğ edilmesini müteakip şikayetin 12/09/2013 havale tarihli dilekçeyle takip kesinleşmeden yapıldığı nazara alınarak, borçluya atılı kabahatin oluşmadığının kabulü gerekirken yazılı şekilde tazyik hapsiyle cezalandırılması isabetsiz olmuştur.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan (2) nolu ihbarname içeriği bu nedenlerle yerinde görüldüğünden, ... 2. İcra Ceza Mahkemesinin 21/10/2013 tarihli ve 2013/918 esas, 2013/1041 sayılı kararının CMK’nın 309/4-d maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarnamesinin (1) ve (3) nolu bentleri yönüyle bu aşamada karar verilmesine yer olmadığına, kabahatli hakkında nafaka borcunu ödememek eyleminden dolayı hükmolunan tazyik hapsi cezasının kaldırılmasına, 26/05/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın