15. Ceza Dairesi 2012/10261 E. 2014/4752 K. — Yargıtay Kararı
15. Ceza Dairesi 2012/10261 Esas 2014/4752 Karar 13.03.2014
15. Ceza Dairesi 2012/10261 E., 2014/4752 K.
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Şikayetçilerin ...'da polis memuru olarak görev yapan oğullarının tayinini ...'ye çıkartabilmek için tanıdık aradıklarını muhtar olan temyiz dışı sanık ...'e anlattıkları, ...'in de şikayetçileri sanık ... ile tanıştırdığı, ilk başta işin tamamlanıp tayinin çıkması ile birlikte para talep edileceğinin söylenmesine rağmen, bu işi yapacak olanların paranın bir kısmını peşin olarak istediklerini söyleyen sanığa 5.000,00 TL'yi katılanların temyiz dışı sanık ... aracılığıyla verdikleri, ancak aradan geçen süre sonunda oğullarının tayinin çıkmaması üzerine sanıktan parayı istediklerinde, "parayı kime verdiyseniz ondan alın" dediğinin iddia edildiği somut olayda; sanığın şikayetçileri tanımadığını söylemesine rağmen, temyiz dışı sanık ...'in tayin işini yapabileceğini düşündüğü sanık ile katılanları kendisinin tanıştırdığını ve parayı da sanığa kendisinin götürdüğünü beyan etmesi, ...'in bu anlatımının şikayetçilerin ve tanık ...'ın beyanları ile desteklenmesi karşısında, sanığın dolandırıcılık suçunu işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine,ancak; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 250 tam gün olarak tayin edilmesi; Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun'un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “250 gün” ve “5.000,00 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” ve “100 TL” ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 13.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.