13. Hukuk Dairesi 2011/766 E. 2012/8435 K. — Yargıtay Kararı
13. Hukuk Dairesi 2011/766 Esas 2012/8435 Karar 28.03.2012
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2011/766 E., 2012/8435 K.
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla)
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat ... gelmiş, davalı tarafından gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, 04.05.2007 tarihli sözleşme ile davalıdan bir daire satın alıp bedelini ödediğini, 07.05.2009 tarihinde tapusunu, 10.6.2009 tarihinde de oturma ruhsatını aldığını, sözleşme tarihinde 150 m2 yi aşan konutlar için KDV oranının %18 olduğunu, ancak 16.3.2009 tarihli Resmi Gazete de yayımlanan 13.3.2009 tarihli ve 2009/14802 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile 15.6.2009 tarihine kadar uygulanmak üzere net alanı 150 m2 ve üzeri konutlarda KDV oranının % 8 olarak belirlendiğini, davalının fatura düzenlediği 30.6.2009 tarihinde KDV oranının %8 olmasına rağmen kendisinden %18 oranında KDV aldığını, davalının %10 oranına tekabül eden 15.694.00 TL'yi iadesi gerektiğini ileri sürerek bu miktar faiziyle birlikte tahsilini istemiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davada dayanılan harici sözleşmenin taraflar arasında düzenlendiği anlaşılsa da davaya konu taşınmazın tapuda satış işlemini dava dışı şahsın gerçekleştirdiği ve tapuda satış bedelinin de 38.000 TL olarak gösterildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, bu davasında davalıdan 04.05.2007 tarihli sözleşme ile bir daire satın aldığını satış bedeli olarak 200.000 TL ödediğini, taşınmazın 07/05/2009 tarihinde tapusunun, 10.06.2009 tarihinde de iskan ruhsatının verildiğini, dairenin satış tarihi itibariyle KDV oranının %18 olmasına rağmen iskanın alınıp teslim edildiği tarih 2011/766-2012/8535 itibariyle bu oranın %8 e düştüğünü ileri sürerek aradaki KDV farkının tahsili için talepte bulunmuş; davalı, sözleşmenin taraflarına ve içeriğine herhangi bir itirazda bulunmaksızın sözleşmenin düzenlendiği 07.03.2007 tarihi itibariyle KDV oranının %18 olduğunu, buna göre davacının talepte bulunamayacağını savunmuş, mahkemece ise davaya konu taşınmazın tapuda devrini dava dışı şahsın gerçekleştirdiği ve tapuda gösterilen miktarın sözleşmede belirtilen miktarın da altında olduğu gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir. Toplanan delillerden ve dosya kapsamından davada dayanılanan 07.03.2007 tarihli sözleşme taraflar arasında imzalanmış, arsa sahibi olan dava dışı şahıslar tarafından da 07.05.2009 tarihinde tapuda davacı adına taşınmazın devri gerçekleştirilmiştir. Başka bir anlatımla davalı yüklenici olup, 04.05.2007 tarihinde imzaladığı haricen düzenlenen sözleşmede alacağın temliki hükümlerine göre geçerlidir. Taraflar arasında satış bedeli konusunda da herhangi bir ihtilaf yoktur. İhtilaf sözleşme tarihinde %18 olan KDV oranının dairenin teslim edildiği tarih itibariyle 13.03.2009 tarih ve 2009/14802 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı gereğince %8e indirilmesi nedeniyle aradaki farktan kimin sorumlu olacağı noktasında toplanmaktadır. Dosya içerisinde dairenin teslimine ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunmamakta ise de anılan taşınmazın 07.05.2009 tarihinde davacı adına tapuda devrinin gerçekleştirildiği 10.06.2009 tarihinde de iskan ruhsatının verildiği anlaşılmaktadır. Belirlenen bu her iki tarih itibariylede 2009/14802 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı gereğince KDV oranının %8 olarak uygulanması gerektiğine ve davalının da 30.06.2009 tarihinde davacı adına fatura kesip, Devlete %8 oranında KDV ödediğine göre aradaki %10 oranındaki KDV farkına takabül eden kısmı sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davacıya iade etmek zorundadır. Mahkemece bu yönler gözardı edilerek, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması, usül ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, 900,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 28.3.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.