12. Ceza Dairesi 2012/24016 E. 2013/23592 K. — Yargıtay Kararı
12. Ceza Dairesi 2012/24016 Esas 2013/23592 Karar 28.10.2013
12. Ceza Dairesi 2012/24016 E., 2013/23592 K.
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Özel hayatın gizliliğini ihlal Hüküm : Sanıklar hakkında: TCK'nın 37/1. maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 134/2, 62/1, 51/1-3. maddeleri gereğince mahkumiyet
Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin hükümler, sanıklar ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Gerekçeli karar başlığında, sanıklardan ...’in doğum tarihinin nüfus kaydına uygun olarak 01.08.1988 yerine 31.07.1988 olarak gösterilmesi, mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım yanlışlığı kabul edildiğinden, hükmedilen hapis cezaları ertelenen sanıklar hakkında, üst hadden 3 yıl denetim süresi belirlenmesi, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği yer ve zaman, mağdurun uğradığı zararın boyutu ve sanıkların kasta dayalı kusurlarının ağırlığına göre, işlenen fiillerin ağırlığıyla orantılı, adalet ve hakkaniyete uygun olduğu anlaşıldığından, katılan mağdurenin nişanının bozulmasıyla sonuçlanan olayda, nişan için yapılan masrafların sanıklar tarafından giderildiği veya giderilmek istendiğine ilişkin dosya kapsamında bir delil ya da sanıkların bu yönde bir beyanının bulunmadığı dikkate alındığında; sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmamasına karar verilirken gösterilen “katılanın zararlarını karşılamadıkları” şeklindeki gerekçede bir isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamedeki (1), (2) ve (3) numaralı bozma düşüncelerine iştirak edilmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların sübuta, hükmün açıklanmasının geri bırakılmamasına; katılan vekilinin erteleme hükümlerinin uygulanmasına ilişkin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak, Oluşa ve dosya kapsamına göre; sanık ...'ın, katılan mağdureyle evinde kurulu telefonda konuşurken, görüşme içeriğini ağabeyi sanık ...'a ait kamera sistemi çalışır taşınabilir telefona gizlice kaydedip, bir başkasıyla nişanlanmış olan mağdurenin, nişandan vazgeçerek, kendisiyle olan arkadaşlık ilişkisini devam ettirmesi teklifine olumlu yanıt vermemesi üzerine, sanık ...'ın istemiyle, ağabeyi sanık ... tarafından, tanık Hanım'ın evinde, mağdurenin nişanlısının kardeşi ...ve adı geçen tanığa, tanık...'a kahvehane çıkışında, tanık ...'a işletmiş olduğu kasap dükkanında, sözü geçen konuşmaların yer aldığı kaydın dinletildiği ve konuşmadaki bayan sesinin mağdureye ait olduğunun anlaşılması sonucu nişanın bozulduğu olayda, Belirli veya belirlenebilir iki veya daha fazla kişinin, başkalarının bilmemeleri gerektiği yönünde haklı bir inanç ve iradeyle hareket ederek, gizliliği sağlamaya özen gösterip, elverişli araçlar (internet, telefon, telsiz, faks, mektup, telgraf, kağıt vb.) ve ortak semboller (söz, yazı, işaret vb.) aracılığıyla paylaştıkları bilgi, düşünce, duygu ve tutumlarının; özel hayata ilişkin olsun ya da olmasın, başka kişi veya kişiler tarafından, özel bir çaba gösterilerek, doğrudan veya dolaylı şekilde (zarfı açılmadan ışığa tutulan mektupta olduğu gibi), okunmak veya dinlenmek suretiyle öğrenilmesi eyleminin TCK'nın 132/1-1. cümlesinde; anlaşılabilir olsun ya da olmasın, başkalarının haberleşme içeriklerinin kaydı, yani; yazı, ses, görüntü, özel işaretler gibi ortak sembollerin, başka bir nesne üzerine taşınarak (örneğin; ses veya görüntünün, manyetik bant üzerine, yazının başka bir kağıt, defter vb. nesne üzerine geçirilmesi, kopyasının alınması, elektronik iletinin taşınabilir belleğe veya CD'ye aktarılması gibi işlemlerle) sabitlenmesi eyleminin aynı Kanunun 132/1-2. cümlesinde; başkalarının haberleşme içeriklerinin, ilgilisi veya ilgililerinin rızası dışında ifşa edilmesi, yani; yayılması, açığa vurulması, afişe edilmesi, ilan edilmesi, kamuoyuna duyurulması, özetle; içeriğini öğrenme yetkisi bulunmayan kişi veya kişilerin bilgisine sunulması eyleminin aynı Kanunun 132/2; kişinin kendisiyle yapılan haberleşme içeriğini, belirli olmayan ve birden fazla kişi tarafından algılanabilme imkanı bulunan aleni bir ortamda, ilgilisi veya ilgililerinin rızası dışında ifşa etmesi eyleminin aynı Kanunun 132/3. maddelerinde tanımlanan haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirileceği anlaşılmakla, Sanık ...'ın, kendi telefonuna kaydedilmiş olması sebebiyle içeriğini öğrendiği, kardeşi ... ile katılan mağdure arasında gerçekleşen görüşmenin kaydedilmesi eylemine iştirak ettiğine dair delil bulunmaması nedeniyle TCK'nın 132/1. maddesindeki; haberleşmenin kendisiyle yapılmaması nedeniyle TCK'nın 132/3. maddesindeki haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun oluşmayacağı, sanık ...'ın kendisiyle yapılan haberleşme içeriğini kaydetmesi eyleminin ise TCK'nın 132. maddesinde suç olarak tanımlanmadığı, ancak; kardeşi sanık ...'ın azmettirmesi sonucu, sanık ...'ın, bir başkasıyla nişanlanmış olan mağdurenin, sanık ... ile olan arkadaşlık ilişkilerini açığa çıkaracak konuşmalarını, başkalarına dinletmesi karşısında eylemine uyan TCK'nın 132/2; sanık ...'ın ise, TCK'nın 38/1. maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 132/2. maddeleri gereğince mahkumiyetlerine karar verilmesi; ayrıca, katılan mağdurenin tarafı olduğu haberleşme içeriğini, yüz yüze iletişimin ve akrabalık ilişkilerinin yoğun olduğu küçük yerleşim birimi olan beldede, mağdurenin ailesi, yakın çevresi ve nişanlısının ailesine duyurma niyetini taşıyan sanıkların, bir suç işleme kararının icrası kapsamında, birbirine yakın zaman dilimi içerisindeki üç farklı eylemle var olan planlarını gerçekleştirdikleri gözetilip, zincirleme suç hükümleri uygulanarak, sanıklara hükmedilecek cezalarda, TCK'nın 43/1. maddesi gereğince artırım yapılması gerektiği gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek, yasal ve yerinde olmayan gerekçelerle, sanıklar hakkında, TCK'nın 134/2. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan mahkumiyet kararı verilmesi, Kabul ve uygulamaya göre de: TCK'nın 61/1. maddesinde yer alan ölçütler nazara alınmak, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, denetime olanak verecek ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle, aynı Kanunun 3/1. maddesi gereğince işlenen fiillerin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmedilmesi gerekirken, temel cezaların asgari hadden tayin edilmesi, Kanuna aykırı olup, sanıklar ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 28.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.