Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm Mahalli Cumhuriyet savcısı ve şikayetçiler vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Şikayetçilere duruşma gününün tebliğ edilmesi nedeniyle konumları 5271 sayılı CMK'nın 260. maddesi uyarınca "katılan sıfatını alabilecek şekilde suçtan zarar gören" olarak değerlendirilemeyeceği, hüküm verilinceye kadar da davaya katılma istemi bulunmadığından 5320 sayılı Kanunun 8 ve 1412 sayılı CMUK'un 317. maddeleri uyarınca temyiz isteminin reddine karar verilerek Mahalli Cumhuriyet savcısının temyizine hasren yapılan incelemede; 1-Suç tarihinde 18 yaşından küçük olan sanık hakkında 5395 sayılı Kanunun 23. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması, 2- TCK'nın 50/1-e maddesi uyarınca hükmedilen cezanın "şoförlük yapmaktan yasaklanma" şeklinde bir seçenek yaptırıma çevrilmesinin yasal olarak mümkün olmadığının gözetilmemesi, 3- Hükmün gerekçesinde uzlaşma hükümleri tartışılırken sanığın eyleminin TCK'nın 142/1-b maddesine uyduğundan bahsedilerek hükümde karışıklığa neden olunması, Kanuna aykırı, Mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 23.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.