11. Hukuk Dairesi 2024/5310 E. 2025/3373 K. — Yargıtay Kararı
11. Hukuk Dairesi 2024/5310 Esas 2025/3373 Karar 14.05.2025
11. Hukuk Dairesi 2024/5310 E., 2025/3373 K.
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/752 Esas, 2024/1069 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/202 E., 2021/89 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının "..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, "..." ibareli markaların da bulunduğunu, bu markalarını yoğun bir biçimde kullandığını, davalı şirketin 2017/92050 sayılı "SANKUR" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, dava konusu markanın görsel, işitsel olarak benzer olduğunu, davacı markasındaki "o" harfinin çıkartılarak yerine "u" harfi getirilmek suretiyle dava konusu markanın tescil edilmeye çalışıldığını, bu haliyle dava konusu markanın ayırt edicilik taşımadığını, sınıfların da aynı olduğunu, davacının "..." markalarının tanınmış marka niteliğinin bulunduğunu, başvurunun kötüniyetli yapıldığını ileri sürerek, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun (YİDK) 2019-M-2476 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında bir benzerlik bulunmadığını, markalardaki “sank” harflerinin ortak olduğunu ancak bunun iltibasa yol açmayacağını, savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; markalarının iltibas oluşturacak düzeyde benzer olmadığını, davacının müvekkili ile aynı sektörde faaliyet göstermediğini, davacının, müvekkilinin faaliyet alanında bir tanınmışlığının bulunmadığını, aksine ilgili alanda müvekkilinin tanınmış olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin marka başvurusuna davacının itiraz üzerine kullanım ispatı talebinde bulunduğu, davacının itirazına mesnet 2005/26366, 2006/21004, 2006/60516, 2004/39883 sayılı markalarının tescil tarihleri üzerinden 5 yıllık sürenin geçtiği, 2013/23626 ve 2014/07255 sayılı markaların tescil tarihlerinden itibaren ise 5 yıllık sürenin geçmediği, davacının, kullanım ispatı talebine konu olabilecek 2005/26366, 2006/21004, 2006/60516, 2004/39883 sayılı markalarının kullanımlarını gösterir nitelikte dosya kapsamına herhangi bir delil sunmadığı, anılan markalarını ciddi şekilde kullandığını ispatlayamayan davacının 2005/26366, 2006/21004, 2006/60516, 2004/39883 sayılı markalarına dayanamayacağı, davacının 2013/23626 sayılı "... BEKOLODER" ve 2014/07255 sayılı "... ÜNİVERSİTESİ+şekil" markalarına dayalı olarak inceleme yapılması gerektiği, anılan taraf markalarının kavramsal olarak bir anlama sahip olmadığı, dolayısıyla tüketicinin bu markaları gördüğünde ya da işittiğinde anlamsal bir karşılaştırma yapma yoluna gitmeyecekleri, markaların bütünsel anlamda birbirleri ile ilişkilendirilecek düzeyde bir benzerlik taşımadıkları, farklı görünüm ve telaffuzlarının bulunduğu, ilgili tüketicinin markaların sahip oldukları bu farklı unsurlar çerçevesinde her iki marka arasında bir ilişki kurmayacağı, markaların birbiriyle ilişkilendirilmeyeceği, zira başvuru konusu işaret ile davacı markası arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun bulunmadığı, taraf markaları arasında benzerlik ve iltibas ihtimalinin mevcut olmadığı, davacı yanın tanınmışlığı ispatlar şekilde dosyaya hiçbir delil sunmadığı, kötü niyet iddiasının deliller ile desteklenmediğinden kabulünün mümkün bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 14.05.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.