11. Hukuk Dairesi 2024/4594 E. 2025/4237 K. — Yargıtay Kararı
11. Hukuk Dairesi 2024/4594 Esas 2025/4237 Karar 17.06.2025
11. Hukuk Dairesi 2024/4594 E., 2025/4237 K.
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/238 Esas, 2024/597 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/76 E., 2021/472 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 10.06.2025 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalılar vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, ... Genel Müdürlüğü (...) Program ve İzleme Dairesi Başkanlığı ile ... .... Turz. İnş. Nak. San. ve Tic. A.Ş. ve Özgün Yapı San. ve Tic. A.Ş. Ortak Girişimi arasında akdedilen .. - .. Yolu (.. .. Tünelli Geçişi) Kesiminin Yapım İşinde meydana gelebilecek rizikolara karşı, 13.12.2011- 20.03.2016 tarihleri arasında .... Sigorta Poliçesi ile müvekkili şirkete sigorta ettirildiğini, davalılara bu poliçe nedeniyle 579.710,14 TL pirim borçlarının ödenmesinin ihtar edildiğini, prim borcu ödenmediğinden icra takibi yapıldığını, davalıların haksız itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini belrterek davalıların itirazının iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde, 17.12.2015 günlü zeyilnamede 20.02.2014-17.12.2015 tarihleri arasındaki hasarların teminatta olmadığı belirtildiği halde, prim fiyatlamasının 20.02.2014 tarihinden 20.03.2016 tarihleri için 759 gün üzerinden hesaplanarak 625.000,00TL primin tahakkuk ettirildiğini, zeyilnamenin iptali için davacı şirkete mail gönderdiklerini, ancak davalı şirketin kendilerine 24.10.2016 tarihli ihtara kadar cevap vermediklerini, sigorta riski teminat altına alınmadığına göre davalı şirkete pirim borçlarının olmadığını, müvekkili şirketlerin oluşturduğu iş ortaklığı tarafından kullanılmayan, herhangi bir kuruma ibraz edilmeyen, hiçbir hükmünden yararlanılmayan ve iptali istenen poliçeye ilişkin prim bedeli ödenmesinin söz konusu olamayacağını belirterek davanın reddini istemiştir
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 13.12.2011 tarihli sözleşme kapsamındaki yapım işinde meydana gelebilecek rizikolara karşı, sözleşmenin 17. ve sözleşme eki Yapım İşleri Şartnamesinin 9. maddesi gereği, KOP Tünelinin yapımı ve bakımı dönemlerine ait ... Poliçesinin düzenlendiği, ihale şartlarına uygun bir sigorta sözleşmesinin yapıldığı, ancak sözleşme ve şartname hükümleri dahilinde sigorta sözleşmesinin sürekliliğinin sağlanmadığı, kamu ihale mevzuatına göre ihaleyi alan yüklenicinin sözleşme yapmak üzere ihale süresini ve ihale tutarını kapsar şekilde .... (.. ..) Poliçesi düzenleyerek idareye vermek zorunda olduğu, dava konusu olayda da o zamanki adı ....Sigorta olan davacı şirketçe bu kapsamda yapılan ve 13.12.2011-20.02.2014 tarihlerini kapsayan 800 günlük ve 214.954.508,64 TL sigorta bedelli poliçenin düzenlendiği, poliçe sona erip davacı şirketin sorumluluğu da bittiğinde davalı tarafın uzunca bir süre ses çıkarmadığı, bu esnada inşaatın yapımının da ödenek yetersizlikleri nedeniyle 2015-2016 hatta 2017 yıllarına sarktığı, ihale mevzuatına göre, sözleşme esnasında ve her bir hak edişte yüklenici firmanın vermesi gereken bazı belgelerin bulunduğu, bunların Sosyal Güvenlik Kurumu ilişiksizlik belgesi, vergi borcu olmadığına dair belge ve ... Poliçesinin varlığı ve prim borcu olmadığına dair belgeler olduğu, ilk poliçenin ardından kuruma sunulmuş ve hakediş ödemelerine esas olması gereken devam poliçesine rastlanmadığı, ....'nin ilk poliçe sonra erdikten sonraki süreçte devam poliçesi olmamasına rağmen hakedişleri nasıl ödediğinin anlaşılamadığı, ancak davalı tarafın, bu eksiğini tamamlamak için ilk poliçeyi düzenleyen davacı şirket ile yazışmalara başladığı, geçmişe etkili sigorta hükümlerini de içeren, ilk poliçenin bittiği tarih olan 20.02.2014 tarihinde başlayıp 20.03.2016 tarihinde bitecek 2 no.lu zeylin yapılması konusunda tarafların 17.12.2015 tarihinde anlaştıkları ve poliçe tanzim ettikleri, 2 no.lu zeyle göre sigortanın bitiş tarihinin 20.03.2016 tarihine ilerletildiği, bakım devresi için de 20.03.2016-2017 tarihlerinin öngörüldüğü, bu ilerletilen dönem için ödenecek brüt prim tutarının da 625.000,00 TL olarak belirlendiği, poliçe zeylinin iptali talebi üzerine davacı şirket tarafından 07.03.2016 tarihinde 3 no.lu iptal zeylinin düzenlendiği, bu zeyil ile 25.01.2016 tarihinden 20.03.2016 tarihine kadar kalan 2 aylık sürenin priminin 45.289,86 TL olarak hesaplanıp ilk poliçe tutarından mahsup edildiği, bakiye borcun 579.710,14 TL olarak hesaplandığı, devam zeyli olmaksızın davalı tarafın hakediş ödemelerinin yapılmasının ihale mevzuatına göre olanaklı bulunmadığı, ... tarafından dosyaya gönderilen 24.12.2020 tarihli yazı ekinde, davalı tarafa 2016 yılında yapılan hak ediş ödemelerine ait belgeler gönderildiği, içinde poliçenin varlığına rastlanmadığı, 29.12.2020 tarihli .... cevabında da, sadece 2014 yılında biten ilk poliçenin sureti ve prim ödeme makbuzlarının varlığının bildirildiği, 26.08.2020 tarihli cevabi yazı ekinde toplam 35 adet hakediş tutanakları ve eki belgelerinin yollandığı, bu belgelerin içinde de herhangi bir poliçe bilgisine rastlamak mümkün olmamakla birlikte 29.03.2017 tarihli 29 sayılı hakediş belgeleri ekinde “Takip Formu” adı altında bir belge bulunduğu, rapor ekinde verilen belgeye göre all risks poliçesinin iş artışı ve yeni süresine göre yapıldığının da yazılı olduğu, diğer yandan poliçenin taraf iradelerine uygun ve geçmişe yönelik olarak düzenlendiği, bu süreçte davalı tarafça, salt kendi kusurlarıyla ilgili olarak anılan geçmiş dönemde olmuş varsa hasarlarla ilgili tazminat talebinde bulunulmayacağının tarafların kabulünde olduğu, sigorta şirketinin bu yönde davalıdan bir hasar talep edilmeyeceğine dair yazı da aldığı, bu durumda, bu süre içerisindeki 3. şahıs veya sigorta ettiren dışındaki tazminat talepleri olursa karşılanmasının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun sigorta hukuku hükümlerine göre mümkün olabileceği, esasen bu hususta bir uyuşmazlık da olmadığı, diğer hasar ve tazminat taleplerinin düzenlenen geçmişe etkili poliçe kapsamı içinde olması doğal bulunduğu, tüm bu hususlar değerlendirildiğinde, kamu ihale mevzuatına göre düzenlenmesi zorunlu ve gerekli olan poliçenin davalılar tarafından davacıya düzenletildiği, poliçenin kullanılıp kullanılmamasının esasen onun geçerli olmasına ve sonuç doğurmasına etki etmeyeceği, kaldı ki düzenleniş amacı düşünüldüğünde böyle bir poliçe olmaksızın davalı tarafın idare nezdinde işini sürdüremeyeceği, hakedişlerini alamayacağı, belirtilen nedenlerle taraf iradelerine uygun düzenlenmiş poliçe nedeniyle davalı şirketin prim ödeme borcu bulunduğu, davalı tarafın poliçe iptal talebi sigorta şirketine ulaştıktan sonra da gerekli hesaplamalar yapılmak suretiyle sigortacılık tekniğine uygun şekilde poliçeden kaynaklı net borç bakiyesinin hesaplandığı, buna göre, davacı şirket tarafından iptal sonucu kalan bakiye prim borcu tutarının 579.710,14 TL olduğu, davalıların 15.08.2016 cevabi ihtarname tarihi itibariyle temerrüde düştükleri, gerekçesiyle davanın kabulüne, davalıların Ankara 2. İcra Müdürlüğü’nün 2016/23738 E. sayılı dosyasında 579.710,14 TL asıl alacak, 20.178,68 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 599.888,68 TL alacağa yönelik itirazlarının iptali ile asıl alacağa icra takip tarihinden tahsil tarihine kadar avans faizi uygulanmak sureti ile takibin devamına, alacağın %20’si oranında 119.977,73 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı davalılar vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, karar davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, sigorta prim alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalılara yükletilmesine, 17.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.