11. Hukuk Dairesi 2024/3979 E. 2025/2328 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

11. Hukuk Dairesi 2024/3979 E. 2025/2328 K. — Yargıtay Kararı

11. Hukuk Dairesi 2024/3979 Esas 2025/2328 Karar 10.04.2025
11. Hukuk Dairesi 2024/3979 E.,  2025/2328 K.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16.Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1176 Esas, 2024/845 Karar

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin her çeşit ticari malların toptan ve perakende satıcılığı, büyük satış mağazalarının açılması ve işletilmesi işi ile iştigal ettiğini, müvekkilinin bu faaliyetlerini "..." ibareli markası ile gerçekleştirdiğini, davalının 2012/... tescil numaralı "..." ibareli markanın tescilli sahibi olduğunu, müvekkili şirketi markalarının esas unsurunun "..." ibaresi olduğunu, müvekkili markası ile davalı markasının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, aynı tür ve benzer malları kapsadığını, davalının bu marka tescilinin müvekkilinin markasından doğan haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek davalı adına tescilli 2012/... tescil numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin "..." ve türevi markalar üzerinde hak sahibi olduğunu, bu marka adı altında on yılı aşkın süredir faaliyet gösterdiğini, bu markayı meşhur ve maruf hale getirdiğini, davacının "..." ibareli markası ile müvekkilinin "..." ibareli markasının markasal bir benzerliği haiz olmadığını, tarafların faaliyet alanları da düşünüldüğünde bu markaların halk nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını ve davacının iddialarının somut olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının markalarını uzun
süredir kullandığı, taraf markalarının piyasada birlikte var olduğu, davalının markasını
davacı markasına yaklaştırarak kullanmadığı, davacının önceki tarihli markalarının
tescil veya kullanımıyla ilgili olarak dava tarihine kadar davalı ile aralarında bir uyuşmazlık çıkartılmamak suretiyle söz konusu ibare üzerinde davalı yararına
kazanılmış hak gerçekleştiği, davalının “...” ibaresi üzerinde korunmaya değer
üstün hakkı bulunduğu bulunduğu gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının 2011/... numaralı "... ...” ibareli markasının, dava konusu 2012/... numaralı "..." markasının tescil tarihi olan 14.05.2013'ten sonra 02.12.2013 tarihinde tescil edildiği ve davanın 23.12.2016'da açıldığı dikkate alındığında "... ..." markasının "..." markası yönünden kazanılmış hak oluşturmayacağı, 2005/... numaralı "... ... ...+ ..." ibareli markanın ise kelime markası olmayıp kısmen mavi renkli olarak ve ... unsuru ile tescil edildiği, tescil sınıfında ise sadece 09,16,21,28. sınıflar olduğu, dava konusu markanın başvuru tarihi olan 22.03.2012 tarihi itibarı ile davacının ... markasının "süpermarketler aracılığıyla sağlanan müşterilerin malları elverişli şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların biraraya getirilmesi" hizmetlerinde tanınmış marka olarak kabul edildiği, davalının 2005/... numaralı "... ... ...+..." markasının ... unsuru ve renk içermekte iken, dava konusu "..." markasının ... ve renk unsuru içermeyip kelime markası olarak düz yazı ile tescilli olduğundan 2005/... numaralı markanın dava konusu 2012/... numaralı marka yönünden seri marka niteliğinde kabul edilemeyeceği ve davalı lehine kazanılmış hak teşkil etmeyeceği, davacının tüm sınıflarda tescilli önceki tarihli ... markaları ve tanınmış markası mevcutken davalının ... ibareli tüm sınıflarda tescilli markasında ... esas unsuru aynen yer aldığından tüketici nezdinde karışıklığı neden olacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne, dava konusu 2012/... tescil numaralı "..." ibareli markanını hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir .

V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalının 2012/... numaralı ... ibareli markasının, davacının ... esas unsurlu markaları ve ... ibareli tanınmış markası ile benzer olduğu ve iltibas yarattığı gerekçesi ile hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı tarafın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6. maddesinin birinci fıkrası hükmü aynen; "Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir." şeklinde ifade edilmiştir. Dava konusu uyuşmazlık ise, hükümsüzlüğe mesnet davacının ... ibareli markaları ile davalının ... ibareli markası arasında SMK'nın 6.maddesinin birinci fıkrası hükmü kapsamında ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunup bulunmadığı ve varılacak sonuca göre davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasındadır.

Davacının hükümsüzlüğe mesnet markaları ... ibareli olup, davalının markası ise ... şeklindedir. Görüldüğü üzere hükümsüzlüğü talep edilen ... markası ... ve ... ibarelerinin birleşmesinden oluşmuş olup, açılımı ise Belediye Bilgi İşlem Merkezidir. Birleştirilen ... ve ... ibarelerinin bağımsız olarak hiçbir anlamı bulunmamakta, ancak birlikte bir kelime oluşturmaktadırlar. Markaların son üç harfi aynı ve benzer olmakla birlikte tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler bakımından ayniyet ve benzerlik bulunmamaktadır.

SMK'nın 6. maddesinin beşinci fıkrası aynen; "Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir." şeklinde ifade edilmiştir. Ancak somut olayda, davacının markası 35.sınıfta tanınmış olmakla birlikte, tanınmışlığın devreye girebilmesi için SMK'nın 6. maddesinin beşinci fıkrasında belirtilen şartlar somut olayda bulunmamaktadır. Zira dosya kapsamında, davalının davacının tanınmışlığından yararlandığı veya davacı markalarının ayırt ediciliğine zarar verdiği ve kötüniyetli olduğu hususları ispat edilememiştir.

Hal böyle olunca, davalının ve ilgili belediyenin faaliyet alanı ile ilgili mal ve hizmetler dışındaki davacı markasının tescilli olduğu mal ve hizmetler yönünden, davalı markasının tescilli olduğu faaliyet konusu dışındaki mal ve hizmetler karşılaştırılarak ayıklama yapılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kabulü doğru olmamış, hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın