11. Hukuk Dairesi 2011/1408 E. 2012/7712 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

11. Hukuk Dairesi 2011/1408 E. 2012/7712 K. — Yargıtay Kararı

11. Hukuk Dairesi 2011/1408 Esas 2012/7712 Karar 14.05.2012
11. Hukuk Dairesi 2011/1408 E.,  2012/7712 K.

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Bursa 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/11/2010 tarih ve 2009/2376-2010/3037 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin kendisine ait kamyon ile davalı şirket için doğalgaz boru hattı döşemelerinde kullanılan mıcır ve kum taşınması işlerinde çalıştığını, bu amaçla davalı adına iki adet fatura tanzim ettiğini, fatura bedellerin ödenmemesi üzerine davalı hakkında icra takibi başlattığını ancak davalının icra takibine itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptaline, takibin devamına ve alacağın %40’ı oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin Bursagaz A.Ş.’nden polietilen altyapı işinin ihalesini aldığını ve işin bir kısmını dava dışı Er-Cem limitet şirketine kalan kısmı ise CSK Yıldız İnşaat limitet şirketine verdiğini, davacının Er-Cem limitet şirketinde nakliye işlerinde çalıştığını, davacının Bursagaz A.Ş.’ne hitaben vermiş olduğu dilekçesinde de bu hususu beyan ve ikrar ettiğini bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, davalıdan alacaklı olduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1 - Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2 – Dava, taşıma ilişkisinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin davalı adına kendi kamyonu ile taşıma işi yaptığını ancak parasını alamadığını, bu amaçla davalı hakkında başlattıkları icra takibine davalının itiraz ettiğini bildirerek işbu davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir. Buna karşın davacı vekili dava dilekçesinde yemin deliline de dayanmış olup mahkemece davacı tarafa karşı tarafa yemin teklif etme hakkını kullanıp kullanmayacağı hatırlatılmış değildir.
Dava ve karar tarihi itibari ile yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu uyarınca yemin delili kesin delil niteliğinde olup; uygulama ve öğretide iki başlık halinde ele alınmaktadır. Bunlardan birisi taraf yemini (Kesin yemin), diğeri de resen yemin (hakimin teklif ettiği tamamlayıcı yemin) dir.
Kesin yemin, ispat yükü kendisine düşen tarafın davanın halline etkili bir vakıanın ispatı için diğer tarafa teklif ettiği yemin olup, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 344 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Yemin teklif edecek taraf, ispat yükü kendisine düşen fakat iddiasını veya savunmasını ispat edememiş olan taraftır.
Hakimin teklif ettiği tamamlayıcı yemin ise 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 356.maddesinde düzenlenmiş olup; maddede yer alan "iddia olunan hususun kesin delillerle ispat edilememiş olması" ve "iddia olunan hususun ispatı için gösterilen delillerin hüküm verilebilecek derecede hakimi ikna edememesi" koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerektiği kabul edilmektedir.
Önemle belirtilmelidir ki, mahkemece yemin teklif etme hakkının hatırlatılması ancak ispat yükü kendisine düşen tarafın yemin deliline başvuru hakkının varlığı ile mümkündür. Yasal olarak kullanılma hakkı bulunmayan bir hakkın varlığının mahkemece hatırlatılması da düşünülemez. Yemin deliline dayanılabilmesi de ancak, ya tarafların delil listelerinde açıkça bu delile dayanmaları veya davacının dava dilekçesinde, davalının da cevap dilekçesinde yemin deliline dayanmaları veya uygulamada kabul edildiği şekliyle sair deliller ifadesine yer vermeleri ile olanaklıdır. İspat külfeti kendisinde olmayan tarafın karşı tarafa yönelttiği yemin hukuki sonuç doğurmaz.
Tüzel kişilerin taraf olduğu davalarda tüzel kişiye teklif edilen yemin, tüzel kişinin yetkili organı tarafından eda edilir. Bu temsilci, yemin konusu işlemin yapıldığı tarihteki değil, yemin teklif edildiği zamandaki temsilcidir. Ayrıca, birlikte temsil söz konusu olduğu takdirde yeminin bağlayıcı olabilmesi için birlikte temsile yetkili kişilerin tamamının da yemin etmesi zorunludur.
Bu durumda, somut olayda mahkemece, davacı tarafa dava dilekçesinde delil olarak dayandığı yemin delilini kullanıp kullanmayacağı hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 14/05/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın