Taraflar arasında görülen davada İstanbul 51. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26/05/2011 tarih ve 2009/330-2011/195 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından sigortalanan dava dışı sigortalıya ait emtianın Hong Kong’tan Türkiye’ye taşınması işinin davalı tarafından üstlenildiğini, emtiaların antrepoda tahliye sırasında bir kısmının eksik ve bir kısmının ise yırtık ambalajlı olduğunun tespit edildiğini, bu durumun tutanağa bağlandığını, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından dava dışı sigortalıya 83.735,51 TL ödendiğini, davalının bu zarardan sorumlu olduğunu, müvekkilinin dava dışı sigortalının haklarına halef olduğunu ileri sürerek, bu bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini ve davacının sigortalısına ödediği tazminatın fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen bilirkişi raporuna göre, dava konusu emtianın 28/05/2008 tarihinde dava dışı sigortalıya teslim edildiği, ancak davalı şirkete ihbarın dava dışı sigortalı tarafından 15/08/2008’de yapıldığı, davalı acenteye direkt husumet yöneltilemeyeceği, ancak izafeten dava açılabileceği, bu nedenle davanın husumetten reddine, ayrıca ihbarın süresinde yapılmamış olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, nakliyat sigorta poliçesinden doğan rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak dava konusu taşımaya ilişkin olarak davalı şirket tarafından dava dışı sigortalı tarafından ödenmek üzere düzenlenen iki adet navlun faturası dikkate alındığında, davalı şirketin taşıyan olduğunun kabulü gerekir. Ayrıca, TTK.’nun 1066/2. maddesinde, mahkeme veya salahiyetli makam yahut bu husus için resmen tayin edilmiş eksperler tarafından hasarın tespit edilmesi halinde ihbara lüzum kalmayacağının belirtildiği, malın gümrükten alınması sırasında gümrük memurları tarafından emtianın bir kısmının hasarlı teslim edilmiş olduğunun tutanak altına alınması nedeniyle, davacı tarafından ihbar yükümlülüğünün yerine getirildiği ve davalı taşıyanın TTK.’nın 1061. maddesi gereğince oluşan zarardan sorumlu olduğu dikkate alınmaksızın, davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş kararın açıklanan nedenlerle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.