Taraflar arasında görülen davada İstanbul 47. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06/06/2011 tarih ve 2010/106-2011/213 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 22.04.2002 tarihli 2002/39 nolu sözleşme imzalandığını, sözleşmenin ayrılmaz eki olan teknik şartnamenin 3.3.1. maddesinde tanımlanan kaçak elektrik kullanan aboneleri davalıya bildirdiğini, ancak davalının bu kaçak bildirimleri tutanağa bağlamadığını, böylece müvekkilinin ödenmeyen ihbarlara ilişkin alacak hakkı doğduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalması kaydı ile kaçak ihbarları nedeniyle hak edilen 10.000,00 TL'nın, avans faizi ve KDV'si ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, sayaç okuma işini yerine getiren davacının davalı idarenin kullanılan elektriğinin kaçak olduğunun tespiti nedeniyle daha yüksek bir ücret isteyemeceğini, tahakkuk şartı gerçekleşmeden ödeme yapılmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşme ve eklerinde, davacının ihbarlarının ... tarafından ne kadar süre içinde inceleneceği ve doğru ihbarların da ... tarafından ne kadar süre için tutanağa bağlanacağı konusunda bir hüküm bulunmadığı, davalı tarafça bir kısım kaçak ihbarlarının doğru olmadığı iddia edildiği, ancak buna dair tutanak sunulmadığı, Teknik Şartnamenin 10.10.2-d maddesinde, kaçak ve abonesiz elektrik kullanımlarını ...'a bildirmediği tespit edildiği takdirde uygulama yılındaki ana hizmet bedelinin 50 katı ücretin ceza olarak davacı yükleniciden alınacağı belirlendiği, davalı bir yandan şartname ile davacının asılsız ihbarları için ceza öngörülmüş iken, öte yandan bildirilen ihbarların doğru olup olmadığının tespiti açısından tutanak düzenleme yükümlülüğü altında olduğu halde ihbarların büyük bir kısmı için herhangi bir inceleme yapmadığı ve doğru ücret alacağının doğumunu engellediği, böylece davacı taraf edimini yerine getirmesine rağmen, davalı taraf makul sürede edimini yerine getirmediği, gerekçesiyle davanın kabülüne, taleple bağlı kalınarak KDV dahil 11.800,00 TL alacağın ( 10.000,00 TL asıl alacak için dava tarihi olan 08/03/2010 gününden itibaren değişen oranda avans faizi ile birlikte ) davalıdan alınıp davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 08/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.