11. Hukuk Dairesi 2008/9572 E. 2010/680 K. — Yargıtay Kararı
11. Hukuk Dairesi 2008/9572 Esas 2010/680 Karar 25.01.2010
11. Hukuk Dairesi 2008/9572 E., 2010/680 K.
MAHKEMESİ : Çaycuma Asliye 1.Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Çaycuma Asliye 1.Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.03.2008 tarih ve 2007/361-2008/169 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkiline ait işletmede aldığı ihaleler nedeniyle alt işveren sıfatıyla çalıştırdığı işçilerin kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin paralarını ödemeyen davalının işçilerince müvekkili aleyhine açılan davalar sonunda müvekkilince ödeme yapıldığını, davalı şirkette geçen 394 ay hizmet süresi karşılığı olan 41.539,22 YTL’nı davalının ihale şartnamesindeki taahhüdü nedeniyle müvekkiline ödemesi gerektiğini, bu meblağın faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- Dava, asıl işveren sıfatıyla davacının, davalının alt işveren sıfatıyla çalıştırdığı işçilere kesinleşen ilam ile ödemek zorunda kaldığı kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağının davacı ve davalı arasındaki sözleşme uyarınca rücuan tahsili istemine ilişkindir. Bilirkişi raporunda, seçeneklerden biri olarak, davalının işçileri çalıştırdığı dönemin süresi ve o dönemdeki ücret ile sınırlı olarak davacının rücu alacağını 25.337.423.798 TL olarak belirlenen ve sunulan hesaplama yöntemi ilke olarak doğrudur. Ne var ki, davalının... ve...adındaki iki işçiye 01.03.2001-28.02.2002 tarihleri arasında çalışılan süre için tüm ücret ve hakları ödediğine ilişkin tarihsiz iki ayrı ibranamede geçen sürelere karşılık gelen kıdem tazminatı, ihbar tazminat ve yıllık ücretli izin alacak miktarları belirlenip düşülmüş ve kalan alacak 22.004.873.846 TL olarak belirlenmiş, bir seçenek olarak mahkemenin takdirine sunulmuştur. Bu ibranamelerin hizmet sözleşmesinin feshinden önce mi sonra mı işçilerden alındığı belli değildir. Şayet geleceğe yönelik olarak verilmiş bir ibra ise geçerli olmadığının da kabulü gerekecektir. İbranamede hangi hakların ibra edildiği tek tek sayılmalıdır. Zira, iş hukukunda, ibranamenin dar yorumu ilkesi geçerlidir. Davacının sorumlu tutulduğu o davalarda dahi anılan ibranameler gündeme gelmemiş ve davacı ibranameler hesaba katılmadan sorumlu tutulmuştur. Sorumlu tutulduğu ve ödediği işçilik haklarının davalının dönemine ilişkin olan bölümü sözleşme uyarınca bu davada rücu edildiğine göre, ibranamelerin tarafı olmayan davacının rücu alacağı ile ibranamelerin ilişkilendirilmesi doğru olmamıştır. Davalının ibranamedeki sürelere karşılık gelen alacak bölümünü de davacıya işbu dava sonunda ödemesinden sonra iç ilişkide davalının, ibraname aldığı işçilerine rücu hakkını kullanması olanağı bulunmamaktadır. Mahkemece, davacının, ibranameler için işçilere daha sonra rücu edebileceğine ilişkin gerekçesi hatalıdır. Davacı ibranamelerin tarafı değildir. Bu durumda, mahkemece, ibranameleri nazara almayan ve ilke bakımından doğru olan, anılan diğer seçenek üzerinde durulup, somut olaya miktar bakımından uyup uymadığı değerlendirilmek suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken, ibranameler ile ilgili davacının itirazı yazılı yanlış gerekçe ile reddedilip, ibranameler ile ilgili seçeneğe göre hesaplama içeren bilirkişi görüşüne itibar edilmesi suretiyle yazılı miktardan davalının sorumlu tutulması doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir. Diğer yandan, bilirkişi raporunda, davacının fesih tarihindeki ücretlere göre ödeme yapmak zorunda kaldığı meblağın, işçilerin tüm işverenler yanında çalıştığı sürenin davalı yanında çalıştıkları süreye oranına göre oranlanması suretiyle teklif edilen hesaplama yönteminde, son ücrete göre davacının ödeme yaptığı miktarlar esas alınmış, davalının ise, çalıştırdığı dönemin ücretine göre hesaplama ise diğer seçeneği oluşturmaktadır. Mahkemenin, gerekçesinde her iki seçenek ayrı ayrı ele alınıp, her ikisi de doğru bulunmuş ise de, davalının çalıştırdığı dönemi ve o dönemin ücretini esas alan seçeneğin, ibranameler ile ilgili alt seçeneğine göre hüküm kurulmuştur. Bu durumda, gerekçelerden bazıları ile varılan sonuç örtüşmemekte olup, gerekçe ile hüküm arasındaki uyumsuzluk ve teşviş nedeniyle de hükmün kabul şekli bakımından bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanın nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.