11. Ceza Dairesi 2023/3121 E. 2024/4535 K. — Yargıtay Kararı
11. Ceza Dairesi 2023/3121 Esas 2024/4535 Karar 01.04.2024
11. Ceza Dairesi 2023/3121 E., 2024/4535 K.
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi EK KARAR SAYISI : 2019/2340 E., 2020/437 K. SUÇLAR : Görevi kötüye kullanma KARAR : Temyiz isteminin kabule değer sayılmamasından dolayı reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz isteminin esastan reddi ile ek kararın onanması
Katılanlar vekilinin temyiz isteminin, daha ağır cezayı gerektiren suç vasfına yönelik olduğu ve 15.07.2020 tarihli ve 31186 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7249 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 59 uncu maddesine eklenen beşinci fıkra ile avukatların görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının uygulanmayacağı hükmünün getirildiği, ayrıca 7343 sayılı Kanun'un 15 inci maddesi ile 1136 sayılı Kanun'a eklenen ve 30.11.2021 tarihinde yürürlüğe giren geçici 24 üncü madde ile de anılan Yasa'nın 59 uncu maddesinin beşinci fıkrasının, bu tarihten itibaren 15 gün içinde talep etmek koşuluyla avukatların görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlar nedeniyle bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince 15.07.2020 tarihinden önce verilmiş kesin nitelikteki kararları hakkında da uygulanmasına olanak sağlandığı, katılanlar vekilinin mezkur hükmün yürürlüğe girmesinden sonra 15 gün içinde, 07.11.2021 tarihli dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesince verilen 04.03.2020 tarihli ve 2019/2340 Esas, 2020/437 Karar sayılı asıl kararının temyiz edilebilir hâle geldiği belirlenmekle, 22.07.2020 tarihli ve 2019/2340 Esas, 2020/437 Karar sayılı, temyiz isteminin reddine dair ek karar kaldırılarak inceleme yapılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 59 uncu maddesi delâletiyle 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul Anadolu 18. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.09.2019 tarihli ve 2016/309 Esas, 2019/350 Karar sayılı kararıyla; a. Sanık ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci ve beşinci fıkraları ve 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve 2 ay 15 gün süreyle avukatlık mesleği hak ve yetkisini kullanmaktan yasaklanmasına, b. Sanık ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye ve 2 ay 15 gün süreyle avukatlık mesleği hak ve yetkisini kullanmaktan yasaklanmasına, Karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 04.03.2020 tarihli ve 2019/2340 Esas, 2020/437 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılanlar vekili ve sanıklar müdafiinin istinaf başvuruları üzerine duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının; a. Sanık ... yönünden kaldırılması ile sanığın 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine, b. Sanık ... yönünden; "Sanığa hükmedilen Hapis Cezası bakımından; sanığın kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, suçun işlenmesindeki şekil ve özelliklere göre hakkında TCK.'nun 50, 52 maddelerinin uygulanmasına taktiren yer olmadığına, Sanığa hükmedilen Hapis Cezası bakımından; sanığın suçu işledikten sonra yargılama sırasında gösterdiği tavır ve davranışları gözetilerek, tekrar suç işlemeyeceği hususunda, mahkememizde olumlu bir kanaatin oluşmaması ve TCK 51/1-a maddesi kapsamında, daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmiş olması, nazara alınarak, hakkında TCK.'nun 51 maddesinin uygulanmasına taktiren yer olmadığına, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 140-85 sayılı iptal kararındaki hususlar gözetilerek, sanık hakkında 5237 sayılı TCK.'nun 53/1-2-3. madde ve fıkralarının uygulanmasına, Sanık ...'in, celp edilen Adli Sicil ve Arşiv Kayıdının içeriğine göre Aydın 1 Ağır Ceza Mahkemesinin 1996/442 Esas, 2003/118 sayılı ilamıyla (Aydın 1 Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/40 Esas, 2009/133 sayılı uyarlama davasında verilen ilam ) ilamıyla mükerrir olduğu anlaşıldığndan, TCK 58/6 maddesi gereğince sanık hakkında hüküm olunan cezanın mükerirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ayrıca hüküm olunan cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına, katılanların kendisini vekil ile temsil ettirmesi nedeni ile A.A.Ü.T. Göre vekalet ücreti olan 5450-TL'nin sanıklardan müteselsilen tahsili ile katılanlara verilmesine" İlişkin kısımlarının kaldırılmasıyla yerine; "Sanığa verilen 6 ay hapis cezanın kısa süreli oluşu ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre, TCK'nın 50/1-a. maddesi gereğince ve aynı yasanın 52/1-2. fıkraları uyarınca sanığın kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu da dikkate alınarak 180 gün adli para cezasına çevrilmesine ve adli para cezasının bir gün karşılığı takdiren 20-TL'den olmak üzere 3.600-TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA, Sanığa verilen 3.600-TL adli para cezasının miktarı ve sanığın dosya kapsamından anlaşılan ekonomik ve şahsi hali göz önüne alınarak TCK'nın 52/4. maddesi uyarınca taksitlendirmesine yer olmadığına, Katılanların kendilerini vekil ile temsil ettirmeleri nedeni ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 5.450,00-TL'nin sanık ...'den alınarak katılanlara verilmesine," hükmün bu şekilde teselsül ettirilmesine, İbarelerinin eklenmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin ikinci cümlesi, 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) ve 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
II. GEREKÇE 1. İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın sanık ... hakkındaki mahkûmiyet hükmü kaldırılarak beraat kararı verilmesi ve sanık ... hakkındaki hükmün değiştirilmesi karşısında Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 17.05.2022 tarihli ve 2020/248 Esas, 2022/359 Karar sayılı kararı uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açılması, tarafların duruşmaya çağrılmaları ve Mahkemece dinlenilmeleri neticesinde elde edilen delillerin değerlendirilmesi sonucunda 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda İlk Derece Mahkemesi kararlarının kaldırılması suretiyle sanıklar hakkında yeni hükümler kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur. 2. Sanıkların İstanbul 27. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/10 Esas ve 2011/84 Karar sayılı kararını temyiz ettikleri, dosyanın alacaklısı tarafından İstanbul 19. İcra Müdürlüğünün 2012/393 Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibine başlanılarak katılanlara 169.039,00 TL icra emri gönderildiği, sanıklar tarafından söz konusu icra dosyasının vekâlet sunularak asıl dosyanın taraflarınca temyiz edildiği belirtilerek tehir-i icra ve teminat miktarının belirlenmesi talebinde bulunulduğu, İstanbul 8. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2012/14 D.İş sayılı kararı ile tespit edilecek toplam alacak miktarı teminat miktarı olarak belirlenerek nakit ya da teminat mektubu şeklinde bir teminat yatırılması hâlinde icra işlemlerinin durdurulacağının karara bağlandığı, katılanlar tarafından sanıklara teminat bedeli olarak toplam 218.264,00 TL ödeme yapıldığı, verilen paranın sanıklarca dosyaya yatırılmaması nedeniyle icra işlemleri durdurulmayarak katılanlar hakkında haciz işlemlerinin gerçekleştirildiği, bu olaydan haberdar olan katılanların 26.03.2012 tarihinde sanıkları azlettikleri ve azilnamenin aynı gün sanıklara tebliğ edildiği, tebliğ tarihinden üç gün sonra 29.03.2012 tarihinde sanıklar tarafından icra müdürlüğüne banka havalesi yoluyla 120.000,00 TL'nin teminat açıklamalı yatırıldığı, bu paranın da alacaklı vekili tarafından alacaklarına mahsuben tahsil edildiği olayda, sanıkların, avukatlık mesleklerinden dolayı katılanlarla olan vekâlet ilişkisi çerçevesinde meslekleri nedeniyle belirli bir şekilde kullanılmak üzere zilyetliği kendilerine devredilmiş para üzerinde zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunduklarının anlaşılması karşısında, eylemlerin hükümden sonra 24.10.2019 tarihli ve 30928 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereği uzlaştırma kapsamında kalan, 5237 sayılı Kanun'un 155 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde hükümler kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan vekili ve sanık ... ... müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 04.03.2020 tarihli ve 2019/2340 Esas, 2020/437 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.04.2024 tarihinde karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.