11. Ceza Dairesi 2015/8482 E. 2016/5178 K. — Yargıtay Kararı
11. Ceza Dairesi 2015/8482 Esas 2016/5178 Karar 02.06.2016
11. Ceza Dairesi 2015/8482 E., 2016/5178 K.
... Genel Müdürlüğünün 25.08.2015 gün ve 2015/-E.17309/55616 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 15.09.2015 gün ve KYB. 2015/304589 sayılı ihbarnamesi ile; Resmi belgede sahtecilik suçundan sanık ...’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204/1. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hükmedilen cezanın anılan kanunun 58. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair ...Ağır Ceza Mahkemesinin 20/10/2011 tarihli ve 2007/373 esas, 2011/370 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosyanın incelenmesinde; Dosya kapsamına göre, sanık hakkında hükmedilen...Ağır Ceza Mahkemesinin 31/03/2004 tarihli ve 2003/124 esas, 2004/88 sayılı kararının 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesi gereğince tekerrüre esas olduğu kabul edilmesine rağmen, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 226. maddesi uyarınca sanığa ek savunma hakkı verilmeden ve adli sicil kaydı da okunmadan tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla, Dairemize gönderilen dosya incelenerek gereği görüşüldü: İncelenen dosya içeriğine göre; kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, .... Ağır Ceza Mahkemesi'nin 20.10.2011 tarih, 2007/373 esas, 2011/370 sayılı kararının CMK'nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde ikmaline, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 02.06.2016 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 15.09.2015 gün 2015/304589 KYB sayılı, sanık ... hakkında hükmedilen .... Ağır Ceza Mahkemesinin 31.03.2014 gün 2003/124 E. 2004/88 K. sayılı kararının 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesi gereğince tekerrüre esas kabul edilmesine rağmen 5271 sayılı CMK'nun 226 ncı maddesi uyarınca sanığa ek savunma hakkı verilmeden ve adli sicil kaydı da okunmadan tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK'nun 309. maddesi uyarınca .... Ağır Ceza Mahkemesinin 20.10.2011 tarihli ve 2007/373 E. 2011/ 370 K. sayılı kararının bozulması istemli dosyanın incelenmesinde; ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 25.05.2007 gün 2007/6910 esas ve 2007/4013 no'lu iddianamesi ile resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılığa teşebbüs suçlarından yargılaması yapılarak eylemine uyan TCK 204/1. 157, 35 ve 53 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile hakkında ... Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılan sanığın, iddianamede yer alan kimlik bilgileri bölümünde "halen başka bir suçtan dolayı ... Cezaevinde hükümlü, ..." olarak hükümlülük bilgisine yer verildiği, Sanığın soruşturma aşamasında Cumhuriyet Savcısı önündeki 23.05.2007 günlü şüpheli sıfatıyla alınan savunmasını içeren tutanakta, halen başka bir suçtan dolayı ... Cezaevinde hükümlü olduğunun belirtildiği, ... Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/538 esasına kaydı yapılan dosyada, 01.06.2007 günlü tensip ile, sanığın adli sicil kaydında bulunan ve mahkemenin hükümde TCK' nun 58 nci maddesinin uygulamasına esas aldığı Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin, 19.04.2006 gün ve 2005/831 esas, 2006/3239 karar sayılı ONAMA kararı ile kesinleşen TCK'nun 504/3 , 522, 62 maddeleri uyarınca neticeten 1 yıl 8 ay hapis ve 1.311.666 Tl ağır para cezası ile mahkumiyetine dair ... Ağır Ceza Mahkemesinin 2003/124 esas 2004/88 karar sayılı ilamı ile birlikte adli sicil kaydında yer alan diğer ilamların da infaz ve kesinleşme şerhine havi tasdikli suretlerinin celbine karar verilerek duruşmanın 31.07.2007 gününe bırakıldığı, Tekerrüre esas alınan .... Ağır Ceza Mahkemesin 2003/124 esas, 2004/88 karar sayılı ilamına yönelik uyarlama talebi sonrası sanık müdafiinin yüzüne karşı verilen kararın temyiz edilmeksizin 26.10.2006 tarihinde kesinleştiği, hükümde öngörülen para cezasının hapse tahvil ile cezanın infazı sonrası hükümlünün 03.06.2007 günü tahliye edildiği, hapis cezasının... Cumhuriyet Başsavcılığı ilamat bürosundan sorulması ricasını içeren 23.07.2007 günlü Başkan imzasını içeren ilam örneğinin, 24.07.2007 günlü hakim havalesi ile dosya içerisine alındığı, Davanın duruşması her ne kadar 31.7.2007 gününe bırakılmış ise de cezaevinden tahliye edilen sanık ...’in mahkemeye müracaat ile duruşma gününde hastaneye gideceğini bildirmesi nedeniyle 30.07.2007 günü duruşma açılmasına karar verilerek yapılan duruşmada sanığın kimlik tespitinde sabıkalı olduğunu beyan ile savunmasını bildirdiği, savunması sonrası duruşma tutanağında yer verildiği biçimde kendisine "dosyada mevcut tutanaklar, ifade, tanık ifadeleri, şikayet dilekçesi, raporlar, sanığın yokluğunda yapılan işlemler, gelen yazı cevaplarının okunduğu" sanığın okunan belge ve bilgilere karşı bir beyanının tutanakta yer almadığı, 31/07/2007 günü görevsizlik kararı ile sanığın TCK 204/1, 53, 158/1-f maddeleri uyarınca yargılamasının yapılmak üzere dosyanın nöbetçi ağır ceza mahkemesine gönderilmesine, karar verildiği, Görevsizlik kararı sonrası hakkında .... Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/373 esas sayılı dosyası üzerine yakalama kararı çıkarılan sanığın 26.09.2008 günlü ... Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/1116 değişik iş sayılı kararı ile kimlik tespiti yapılarak olaya ilişkin savunmasının tespit edildiği, sanığın kimlik tespitinde de sabıkalı olduğunu bildirdiği, ...Ağır Ceza Mahkemesince sanık hakkında TCK 58 maddesi uygulanması ihtimaline binaen ek savunmasının alınmasına ilişkin ... Ağır Ceza Mahkmesine yazılan talimatın, sanık adına çıkarılan çağrı kağıdının adresten taşındığından bila ikmal iadesi üzerine mahkemesine iade olunduğu, 20.10.2011 günlü oturumda sanığın, dolandırıcılık suçundan beraati ile resmi belgede sahtecilik suçundan TCK 204/1 madde uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve .... Ağır Ceza Mahkemesinin 2003/124 esas, 2004/88 karar sayılı ilamı ile mükerrir olduğundan bahisle cezasının TCK 58 madde gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, ayrıca cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair yoklukta verilen kararın 20.02.2010 günü kesinleşmesi sonrası 24.02.2012 tarihinde 2 yıl hapis cezasının infazı için ilamın Cumhuriyet savcılığına gönderildiği, Yargıtay 11. Ceza Dairesince 29.4.2013 gün, 2012/17209 esas, 203/6872 sayılı karar ile sanığın yerinde görülmeyen eski hale getirme ve yasal süresinden sonra vaki temyiz isteminin CMK 317. maddesi uyarınca reddine karar verildiği, Sanığın ilamın infazı aşamasında verdiği eski hale getirme, infazın durdurulması ve temyiz hakkının kullandırılması talepli müteaddit dilekçelerinde de tekerrüre esas alınan ilamın kendisine ait bulunmadığı, tekerrür uygulamasının yerinde olmadığı, ek savunma verilmemesi nedeniyle de savunma hakkının kısıtlandığına yönelik bir itirazının bulunmadığı, Görülmüştür. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun, sanık hakkında iddianamede talep edilmeyen, 5237 sayılı TCK'nun 58. maddesinin uygulanması için ayrıca 5271 sayılı CMUK'nun 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilmesinin gerekip gerekmediği konusunda, örnek niteliğindeki 18.06.2013 gün ve 1441-303 sayılı kararı ile vardığı sonuç aşağıdaki şekildedir. “5271 sayılı CMK'nun ek savunma hakkına yer verilen “suçun niteliğinin değişmesi” başlıklı 226. maddesinin açık düzenlemesinden de anlaşılacağı üzere, iddianamede gösterilen eylemin hukuki niteliğinin değişmesini ya da cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hallerin ilk defa duruşma sırasında ortaya çıkması halinde, anılan maddenin birinci fıkrası uyarınca sanık ve müdafiiye ek savunma hakkı verilmesi zorunludur. 5237 sayılı TCK'nda güvenlik tedbirleri arasında sayılan tekerrür hükümleri sanık hakkında uygulandığında suçun hukuki niteliğinin değişmesi söz konusu olmayıp, 5271 sayılı CMK'nun 226. maddesi birinci fıkrasının uygulanmasını gerektirecek bir durum bulunmamaktadır. Şu halde tekerrür hükümleri sanık hakkında uygulandığında anılan maddenin ikinci fıkrası kapsamında uyuşmazlığın çözümü gerekmektedir. Sanığın ceza muhakemesindeki en önemli haklarından birisi de; yargılamanın her aşamasında göz önünde bulundurulması gereken savunma hakkıdır. 1982 Anayasasının 36. maddesi ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan bu hakkın herhangi bir nedenle sınırlandırılması mümkün değildir. Zira savunma hakkının verilmemesi veya sanığın savunma hakkının kısıtlanması halinde, hüküm hukuka aykırı olacaktır. Nitekim 1412 sayılı CMUK'nun, 5320 sayılı kanunun 8/1. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 308/8. maddesine göre de savunma hakkının kısıtlanması mutlak bozma nedenlerindedir. Savunma hakkının sınırlandırılamayacağı temel ilke olmakla birlikte, kanun koyucunun, yargılamanın uzamasını önlemek, gereksiz emek ve gider kaybına neden olmamak ve usul ekonomisi açısından bazı sınırlamalara gittiği de bir gerçektir. Ancak bu sınırlamalar istisna olup, bu hallerde dahi usul kanunumuz bazı şartların varlığını aramaktadır. Öte yandan, Ceza Genel Kurulu'nun 16.12.1997 gün ve 300-317 sayılı kararında da belirtildiği üzere savunma hakkının sınırlandığından söz edebilmek için savunmanın hükmü etkileyebilecek nitelikte olması ve yargılaması yapılan fiile ilişkin olması gerekir. Tüm bu açıklamalar göz önüne alındığında, sanık hakkında iddianamede talep edilmeyen TCK'nun 58. maddesinin uygulanabilmesi için CMK'nun 226. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak ek savunma verilmesi zorunludur. Ancak adli sicil kaydının duruşmada okunması, tekerrrüre esas hükümlülüğünü ve adli sicil kaydını kabul etmesi ve içeriğine yönelik olarak herhangi bir itirazda bulunmaması halinde sanığın, tekerrür hükümlerinin uygulanmasını gerektiren sabıkalılık halini önceden bildiği ve bu durumun ilk defa duruşmada ortaya çıkmadığı kabul edilmelidir. Bu durumda tekerrür hükümlerinin uygulanmasını gerektiren sabıkalılık halini önceden bildiği anlaşılan ve bu konuda kendisine yeterince savunma imkanı tanınan sanığa CMUK'nun 226. maddesi uyarınca ayrıca ek savunma verilmesine gerek olmayacaktır”. Yukarıda özetlenen “Yazılı Emre” konu dosya içeriğine göre; Sanığın soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı önündeki beyanında ve iddianamede yer alan kimlik bölümünde hükümlülük bilgisine yer verildiği, Cezaevinden tahliyesi sonrası mahkemeye müracaat ile tensiben belirlenen duruşma günü hastanede olacağını beyanla tayin edilen gün öncesi 30.07.2007 günü duruşma açılarak savunma öncesi yapılan kimlik tespitinde sabıkalı olduğunu bildirdiği, Savunmasının tespitinden sonra da, tensiben istenen adli sicil kaydında yer alan ve tekerrüre esas alınan duruşma öncesi 24.07.2007 tarihli hakim havalesi ile dosya içerisine alınan ilamın infaz şerhli onaylı örneğinin de, duruşma tutanağında; "dosyada mevcut tutanaklar, ifade, tanık ifadeleri, şikayet dilekçesi, raporlar, sanığın yokluğunda yapılan işlemler, gelen yazı cevaplarının okunduğu"nun belirtilmesi nedeniyle sanığa okunduğunun anlaşılmasına rağmen ilam örneğine bir itirazı ile beyanının bulunmadığı, Görevsizlik kararı sonrası çıkarılan yakalama kararı ile yeniden savunması alınan sanığın kimlik tesbitinde yine sabıkalı olduğunu beyan ettiği, Yargılama sürecinde de tekerrüre esas alınan dosya içerisinde mevcut ilama yönelik herhangi bir itirazının olmadığı, Hakkındaki mahkumiyete ilişkin hükmün kesinleşmesi sonrası cezaevine alınması akabinde müteaddit kereler verdiği, eski hale getirme, temyiz hakkının tanınması, yargılamanın iadesine ilişkin dilekçelerinde bu konuda bir itirazının da yer almadığı, Anlaşıldığından, sanığın tekerrür hükümlerinin uygulanmasını gerektiren sabıkalılık halini bildiği ve bu durumun ilk defa duruşmada ortaya çıkmadığı, ayrıca bu konuda savunma yapabilmesi için yeterli sürenin bulunduğu, ek savunma hakkı verilmesi halinde de savunmalarında herhangi bir değişiklik olmayacağından, sanığa, CMK'nun 226. maddesi uyarınca ek savunma verilmesine gerek olmadığı yerel mahkemenin uygulamasında bir isabetsizlik bulunmadığı düşüncesiyle, bu yöne ilişen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Yazılı Emir isteminin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle, aksi yöndeki çoğunluk görüşüne katılınmamıştır. 07/06/2016
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.