11. Ceza Dairesi 2012/647 E. 2012/3782 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

11. Ceza Dairesi 2012/647 E. 2012/3782 K. — Yargıtay Kararı

11. Ceza Dairesi 2012/647 Esas 2012/3782 Karar 19.03.2012
11. Ceza Dairesi 2012/647 E.,  2012/3782 K.

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Vergi Usul kanununa muhalefet
HÜKÜM : a) 213 sayılı VUK.nun 359/b-1, 5237 sayılı TCK.nun 53/1. maddeleri uyarınca 22 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hakkında hak yoksunlukları uygulanmasına ilişkin
b) 213 sayılı VUK.nun 359/b-1, 5237 sayılı TCK.nun 53/1. maddeleri uyarınca 22 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hakkında hak yoksunlukları uygulanmasına ilişkin
c) 213 sayılı VUK.nun 359/a-1 maddesi uyarınca cezalandırılması istemi ile açılan davadan beraatine ilişkin

Koşulları bulunmadığından sanık müdafiinin duruşmalı temyiz inceleme isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 318. maddesi gereğince reddine karar verilerek sanık müdafiinin mahkumiyet,katılan vekilinin beraat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının yapılan incelemesinde;
1-2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141/3. maddesinde; “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır.” Buna paralel hüküm içeren 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK.nun 34. maddesinde de “Hakim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil gerekçeli yazılır.” hükümleri yer almaktadır.
Gerekçe; hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve maddi olaya uygun açıklamasıdır. Gerekçenin dosyadaki bilgi ve belgelerin yerinde değerlendirildiğini gösterir biçimde; geçerli, yasal ve yeterli olması gerekir. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi yasa koyucunun amacına uygun düşmez ve uygulamada keyfiliğe yol açar.
Mahkumiyet hükmünün gerekçesinde gösterilmesi gereken noktalar ise 5271 sayılı CYY.nın 230. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre sırayla; a)İddia ve savunma, bunların dayandırıldığı ve mahkemece toplanan kanıtların neler olduğu, b)Kanıtların tartışılması, değerlendirilmesi ve reddedilen veya kanıtlama yönünden üstün tutulan ve kabul edilen kanıtlar ve nedenleri, c)Tüm bunların ışığında ulaşılan kanı; sanığın suç oluşturduğu kabul edilen eylemi, bunun yasal unsurları ve nitelendirmesi, uygulanacak kanun maddesi, d)Cezayı ağırlatan ve hafifleten yasal ve değerlendirmeye bağlı nedenlerle cezayı kaldıran
yasal nedenlerin bulunup bulunmadığı, bunlara ilişkin istemlerin kabul veya reddiyle temel cezanın belirlenmesine ilişkin nedenler, e)Cezanın ertelenmesine, tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirinin uygulanmasına yönelik veya bu konulardaki istemlerin kabul veya reddine ilişkin dayanaklar gösterilecektir. Açıklanan bu usul kuralları buyurucu nitelikte olup, uyulmaması 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CYUY.nın 308/7 (5271 sayılı CYY.nın 289/1-e) maddesi uyarınca kesin bozma nedenini oluşturur.
Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK’nun 34, 230, 232 ve 289. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde açık olması ve Yargıtay'ın bu işlevini yerine getirebilmesi için kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmelerin, sanığın eylemlerinin ne olduğunun açık olarak gerekçeye yansıtılması, hakkında açılan kamu davası ile ilgili kurulan beraat hükmünün dayanaklarının gerekçeleriyle kararda açıklanıp gösterilmesi gerekirken, sahte fatura düzenlemek ve sahte fatura kullanmak suçlarının birbirinden bağımsız ve ayrı suçlar olduğu, yargılamanın konusunu oluşturan iddianamede sanık hakkında 2005 ve 2006 takvim yıllarına ilişkin anılan her iki suç ile ilgili kamu davası açıldığı gözetilmeden, mahkumiyet hükümlerinin hangi suça ilişkin olduğu denetime olanak sağlayacak şekilde ayrı ayrı gösterilmeden ve yukarıda açıklanan bu ilkelere uyulmadan gerekçeden yoksun olarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Sanık hakkında 2005 ve 2006 takvim yıllarında "sahte fatura düzenlemek" ve "sahte fatura kullanmak" suçlarından kamu davaları açıldığı, her takvim yılında işlenen "sahte fatura düzenlemek" ve "sahte fatura kullanmak" fiillerinin ayrı ve bağımsız suçları oluşturduğu gözetilmeden hangi suçtan hüküm kurulduğu da belirtilmeden yazılı şekilde tek hüküm kurulması ve her yıl içinde teselsül ettiği anlaşılan eylemlerden dolayı suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nun 43. maddesinin uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayini,
3)Hükmün açıklanmasının geri bırakılması konusunda 5271 sayılı CMK’nun 231/6. maddesi uyarınca belirtilen diğer şartların yanında, mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak, sanığın yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate ulaşılması halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği gözetilmeden; "şart ve koşulları bulunmadığından" şeklindeki yasal olmayan gerekçe ile CMK’nun 231. maddesinin uygulanmamasına karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin mahkumiyet, katılan vekilinin beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, kazanılmış hakkın saklı tutulmasına,19.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın