11. Ceza Dairesi 2012/20282 E. 2012/15953 K. — Yargıtay Kararı
11. Ceza Dairesi 2012/20282 Esas 2012/15953 Karar 25.09.2012
11. Ceza Dairesi 2012/20282 E., 2012/15953 K.
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Resmi belgede sahtecilik-Dolandırıcılık HÜKÜM : a.TCK.nun 204/1, 53. maddeleri uyarınca 2 yıl hapis. b.TCK.nun 157/1, 53. maddeleri uyarınca 1 yıl hapis ve 100 YTL apc.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 20.02.2007 gün, 46/39 ve 29.05.2007 gün, 114/113 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere, 5271 sayılı CMK.nun 232. maddesinin 6. fıkrası uyarınca, hüküm fıkrasında kanun yollarına başvurma olanağı bulunup bulunmadığı, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerektiği, aynı Kanunun 34. maddesinin 2. fıkrasında da, kararlarda başvurulabilecek kanun yolu, süresi, süre başlangıcı, mercii ve şekillerinin gösterilmesinin zorunlu olduğu, yerel mahkeme kararında ise, kanun yoluna başvuru şeklinin ve merciinin açıkça gösterilmediği anlaşılmakla sanık ...'nın temyizinin süresinde olduğunun kabulüyle yapılan incelemede; I-)Sanıklar hakkında “dolandırıcılık” suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelen sanıkların temyiz itirazlarının yapılan incelemesinde; Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu’nun 28.12.2004 gün ve 2004/173-228 sayılı kararında açıklandığı üzere; dolandırıcılık suçunun bankanın maddi varlığı olan çeki kullanarak işlendiğinin iddia olunması karşısında; eylemin, suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK.nun 504/3. maddesindeki (5237 sayılı TCK.nun 158/d md.) suçu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması yasaya aykırı ise de; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanıklara yüklenen “dolandırıcılık” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği 08.12.2000 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanıkların temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUKnun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasının gerektirmeyen bu hususta 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK.nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK'nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, II-)Sanıklar hakkında “resmi belgede sahtecilik” suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyize gelince; 1- Sanıklardan ...'nın gayri resmi ortağı, diğer sanık ...'nin ise yetkili temsilcisi olduğu Doy Otomotiv San. Tic.Ltd. Şti. isimli şirkete ait çekin, suç tarihinde birlikte hareket eden sanıklardan ... tarafından imza yetkisi bulunmadığı halde sanık ...'nin talimatıyla keşide edilerek şirket için aldığı mallara karşılık katılana verilmesinden ibaret olayda sanıkların sübuta eren eyleminin sahtecilik suçunu oluşturmayıp dolandırıcılık suçuna uyduğu gözetilmeksizin unsurları itibariyle oluşmayan sahtecilik suçundan beraat kararı yerine yazılı şekilde sanıkların mahkumiyetine hükmedilmesi; Yasaya aykırı; Kabule göre de; 2-Resmi belgede sahtecilik suçunun cezası, 765 sayılı TCK.nun 342/1. maddesinde 2 yıldan 8 yıla kadar hapis, 5237 sayılı TCK.nun 204/1. maddesinde ise 2 yıldan 5 yıla kadar hapis olmasına rağmen, temel cezanın alt sınırdan tayini halinde, 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinde düzenlenen ve hapis cezasına mahkumiyetinin kanuni sonucu olarak uygulanan güvenlik tedbirlerinin 765 sayılı kanunda bulunmadığı da gözetilerek, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri uyarınca; 765 sayılı TCK. ile 5327 sayılı TCK.nun olaya ilişkin tüm hükümleri uygulanıp, cezalar kişiselleştirilerek, sonuç cezaların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden ve 765 sayılı TCK'nun tekerrür hükümlerinin uygulanma koşulu bulunmadığı halde 5237 sayılı Yasanın lehe olduğunun kabulüyle yazılı şekilde uygulama yapılması, 3- Hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olan 5327 sayılı TCK.nun 53. maddesinin 1.fıkrasındaki hak yoksunluklarına hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 4- Sanık ...'nin adli sicil kaydındaki sabıkalarının silinme koşullarının oluşup oluşmadığı araştırılarak 5237 sayılı TCK.nun 7/2. maddesi gözetilerek; sanıklar hakkında hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik CMK.nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının takdir ve değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25.09.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.